Doğu Türkistan davası
Doğu Türkistan'da komünist Çin yönetimi, Uygur çocuklarını ailelerinden koparıyor.
Kamplara atılan ebeveynlerin yetim kalan evlatları, asimilasyon ve dinsizleştirme projesinin kurbanı oluyor.
Ümmetin kanayan yarası, mazlumların dinmeyen feryadı Doğu Türkistan, tarihin gördüğü en alçak, en sinsi zulümlerden birine sahne oluyor.
Yıllardır “aşırıcılıkla mücadele” kılıfı altında, sudan bahanelerle milyonlarca Müslüman Uygur Türkü kardeşimiz zindanlara, sözde "eğitim" adı verilen toplama kamplarına dolduruluyor.
Fakat asıl yürek yakan, asıl uykularımızı kaçırması gereken vahşet, geride kalan yavrularımıza yapılanlardır.
Komünist Kızıl Çin, sadece bugünü değil, Doğu Türkistan’ın yarınını, yani asil neslimizi hedef alıyor.
Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği’nin açıkladığı "2025 İnsan Hakları İhlalleri Endeksi" raporu, yüreği pır pır eden evlatlarımızın nasıl bir canavarın dişleri arasında öğütüldüğünü gözler önüne seriyor.
Rakamlar sadece birer istatistik değil; çalınan hayatlar, paramparça edilen aileler ve köklerinden koparılan bir ümmetin çocuklarıdır!
2017 ile 2019 yılları arasında devletin o soğuk, yüz tanıma sistemleri ve dikenli tellerle çevrili yatılı okullarına kapatılan çocuk sayısı yüzde 76,9 artarak 880 binin üzerine çıkmış.
Dile kolay!
Yaklaşık 1 milyon fidan…
Anne kucağından, baba ocağından zorla sökülüp alınan, ana dillerini konuşmaları yasaklanan, İslam'ın nurundan mahrum bırakılarak ateist komünist ideolojiyle zehirlenen 1 milyon masum yürek…
Zulüm sadece asimilasyonla da kalmıyor.
Babası, anası zindanda olan; sahipsiz, hâmisiz bırakılan bazı evlatlarımız inşaat köşelerinde, en ağır işlerde köle gibi çalıştırılıyor.
Minik eller kalem tutması gerekirken, zalim bir sistemin çarkları arasında ekmek kavgasına, ağır işçiliğe itiliyor.
Bizler sıcak yataklarımızda uyurken, Doğu Türkistan’da anasız babasız büyümeye mahkûm edilen, kimliği, inancı, ruhu çalınan o yavruların vebali hepimizin boynundadır.
Bu feryada sağır kalmak, bu asimilasyon çarkına göz yummak, inancımıza da insanlığımıza da sığmaz.
Dünya sussa da, insanlık hakları tacirleri üç maymunu oynasa da, bizler bu hayasızca akını her platformda haykırmak zorundayız.
Zalimler elbet bir gün kendi kurdukları zulüm çarkında boğulacaktır ama mesele, o gün gelene kadar bizim o masum yavrular için ne yaptığımızdır!
Allah'a emanet olun ...