• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

İdamına saatler kala Menderes’e prostat kontrolü yaptılar

17 Eylül 2023
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Harbiye Yıldız Foto Film Merkezi’nde görevli olan Astsubay İsmail Şenyüz, Adnan Menderes’in İmralı’daki idam fotoğraflarını çekmekle görevlendirilmişti. İki gardiyan beyaz gömlek giydirilmiş sabık Başbakanın koluna girmiş, adeta sürükleyerek götürüyorlardı.

Fotoğrafçıyı karşılarında görünce Menderes’in sağlığına kavuştuğu belli olsun diye, bir başka deyişle hasta hasta astılar dedirtmemek için gardiyanlara “Kolundan çıkın” uyarısında bulundu gözü dönmüş darbeci subaylar. Artık deklanşöre basması gerekiyordu Şenyüz’ün. 

Göz göze geldi masum bakışlı Başbakanla. Utandığı için bir türlü deklanşöre basamadı. Kenara çekildi saygıyla. Önünden bir tarih yangını ağır ağır ilerledi. Menderes’in meşhur idama giderken çekilen fotoğrafının arkadan alınmasının sebeb-i hikmeti buydu.

Aradan 62 yıl geçti ama 16-17 Eylül günleri Türkiye’nin hafızasında utanç günleri olarak nakşolunacaktı.

Başbakan Menderes’in yanı sıra Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın sırf intikam duygusuyla izah edilebilecek olan idamları üzerinde epeyce konuşuldu, yazıldı, çizildi, belgeseller, filmler de yapıldı ve ortak hafızaya bir şekilde mal oldu ama Menderes’e Yassıada’da idamdan önceki saatlerde çektirilen envai türlü işkence üzerinde yeterince durulmadı. 

Suçsuz yere idam başlı başına korkunç bir hadise iken buna bir de işkence boyutunun eklenmiş olması Yassıada’da hakikaten tasavvur edebileceğimizin ötesinde bir gaddarlık ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Aşağıda kamuoyunun pek az bildiği idam öncesinde yaşanan bazı kareleri gündeme getirerek tarihe mütevazı bir katkıda bulunmak istiyorum.

Yassıada’da bütün odalara ama özellikle Celal Bayar ve Menderes’in odalarına ses kayıt tesisatı kurulduğunu ve her saniyelerinin kayda alınıp bir merkezde bunların teybe kaydedildiğini yıllar sonra öğrenecektik.

Menderes’in odasındaki mikrofondan kaydedilen seslerin daktilo edilmiş deşifreleri Ada komutanı Tarık Güryay tarafından Tercüman gazetesine satılmış (o kadar açıkgözdü ki Yassıada komutanlığını ticarî kazanca alet etmeyi beceriyordu), Nazlı Ilıcak da kayıtları Menderes’i Zehirlediler! (1989) adlı kitabında ilk defa yayınlamıştır. 

Lakin aradan bunca zaman geçmesine rağmen nedense pek gündeme gelmedi teybe kaydedilen konuşmalar. Hâlbuki aşağıda okuyacağınız üzere hemen her sayfasında insanı dehşete düşürecek ifadeler mevcuttur. (Kayıtlar bugün hangi ellerdedir, biri himmet edip araştırsa da bulunsa keşke.)

Menderes’in son 24 saati

17 Eylül sabahı ağzından köpükler gelirken görülen Menderes’in midesi apar topar yıkanmıştır, kendine gelmektedir yavaş yavaş. Sigara ister, vermezler. Ayağa kalkmak ve yere bir kerecik olsun basmak için yalvarır, bir türlü izin çıkmaz. Yatağa bağlarlar. Bu defa tuvalete gitme ihtiyacı olduğunu söyler. Ne cevap verir astsubay biliyor musunuz? 

Kendiniz okuyun. Aşağıdaki konuşma geçer astsubay ile aralarında (şunu bilin ki bunları yüzüm kızararak aktarıyorum; M= Menderes, A=Astsubay):

M: Dışarı çıkacağım yavrum.

A: Hayır, getirelim bir şey (lazımlığı kastediyor-MA).

M: Getirin bakalım, ayıp olacak, çok ayıp olacak. Ahh, ahh, ahh. Beyler merhamet edin, merhamet edin beyler. Allahım… Allah… Dışarı çıkmak istiyorum beyler…

A: Lazım olan şeyi getirelim eğer istiyorsanız.

M: Pek ayıp şey, pek ayıp şey… Allah, Allah, Allahım, Allahım… Donuma işiyorum vallahi… Yavrum ne yapayım ben şimdi böyle, uzanayım. Siz sıkışınca ne yaparsınız?

A: Doktorun emrini dinlerim.

M: Yok, doktorun dediğini yapmazsanız?... (Bu sırada dışarıdan küvet getirdiler.)

A: Edin, buna edin efendim.

M: Çok afedersiniz, büyük abdestim de var temizlenecek de…

A: Büyüğü de burda edin efendim, burda edin.

M: Ne yapayım, ben susuz yapamam (tahareti kastediyor-MA), biraz su getirin. Ahh… Allah…

A: Çekinme, ne olacak yahu.

M: Çekinme olur mu?

A: Rahat, rahat.

M: Şimdi büyüğümü yapacağım.

A: Oturun, oturun, oturun.

M: Olmaz, olmaz.

A: Ayıp yok burda, hepimiz aynıyız. (Hasta tekrar temizleniyor.)”

İtiraf edeyim, buraya kadarki konuşmaları yüzüm kızararak aktardım. Çok ayıptı gördüğüm terbiye açısından ama asıl ayıp bu muameleyi ona reva görenlere râciydi. Ben niye utanacaktım ki?

Şimdi aynı odada bir başka sahneye geçiyoruz. 

Prostat kontrolü faciası

62 yıl önce bugün yaşanan olay saat sabah 10,5’tan itibaren cereyan ediyor. Yani midesi yıkanmış olan mazlum Başvekil güya Deniz Hastanesi’ne götüreceğiz diye kandırılarak bindirildiği askeri botla İmralı adasına götürülüp idam edilmeden saatler önce…

Odasına önce Savcı Egesel girip konuşur Menderes’le, sonra Dr. Sedat Tavat muayene etmeye başlar. (El yazısıyla hatıratı elimdedir. Oğlunun kendisini bıçaklamaya kalktığını anlatır ağlayarak.) 

Muayene mi işkence mi siz karar verin aşağıdakileri okuduktan sonra. 

İdama götürecekleri insanı acaba prostatı var mı diye eldivenle kontrol ederler özel bölgelerinden. Bu kan donduran anlar mikrofona şu şekilde yansımış (M=Menderes, T=Tavat Z= Dr. Zeki):

T: Efendim, bir şey unutmuşuz. Prostat muayenesi yapalım da.

M: Yok bir şey.

T: Ama bu lâzım.

M: (Müteessir bir eda ile) Nasıl olacak bu?

T: Şey ile, eldivenle. Prostatta bir şişlik filan var mı?...

M: Yapamıyorum, yani…

T: Pantolonunuzu çıkartın… Yatağın üzerine bu şekilde durun.

M: İstirham ediyorum, utanıyorum…

Z: Eğilin efendim, eğilin, eğilin, ellerinizi yatağa koyun...”

Bre zalimler! 

Az sonra darağacına çekeceğiniz mahkûmun prostatı mı dert oldu size? 

Maksadınız bu halkın sevgilisi Başvekile biraz daha eziyet etmek, haysiyetine bir kıymık olsun daha batırmak ve ezan-ı Muhammedîyi semalarımıza avdet ettiren bu Ezan Şehidi’nden intikamlarını katmerli bir şekilde almaktı.

Tarihi oku, oku, boğazına düğümler atılsın.

Bu nasıl bir tarihtir?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kenan Akay

Rabbim böyle zalimlere bir daha fırsat vermedi .İnşallah bundan sonra da vermeyecek.

Fatih

Bencede ezanın aslına dönüştürüldüğü için şehit etmişlerdir. Gerisi kılıf için uydurmadır. CHP ezandaki Allah'u Ekber'i Tanrı uludur olarak çevirir. Hacca gitmeyi yasaklar. Kur'an-ı Kerim okumayı yasaklar, camileri ahıra çevirir ... Ancak ezandaki sadece 'Hayye alel felâh' yani 'haydi kurtuluşa' kısmını Türkçeye çevirmemişlerdir . Yani halk kurtuluşa koşmasın diye . Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun Menderes ve arkadaşlarının.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23