• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

Tomurcuklar, goncalar ve güller

25 Ekim 2023
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

Gülün yeşil yaprakları sanki ipektir. Bu yaprakların arasında tomurcuklar kendini gösterir. Gül tomurcukları yaprakların koltuğundan çıkar. Yaprakların arasından kendini gösterir tomurcuklar. Yeşil yapraklar gibi o da yeşildir. Tomurcuklar ilk çıktığında ne kadar körpedir.

Bu tomurcuklar büyümeye başlar. İrileşip gonca olacağı günü beklemektedir. 

Nihayet gonca olur tomurcuklar. Goncalar bülbül yuvasına doğru uzanır. Açmak üzere olan goncalar ne kadar güzeldir. 

Goncalar seher vakitlerinde açılır gül olur. 

Gönülleri okşayan o seher yeli, acaba güllere ne söyledi. Ne söyledi de onları açtırdı. Acaba ne sırlar söyledi de onu kıpkırmızı etti. O sırları dinleyip öğrenmek ne kadar güzeldir.

Zaman, şafağın söktüğü zamandır. Vakit, tan yerinin ağardığı vakittir. Dem, duaların göğe ağdığı demdir.

Goncaların yüzündeki pembelik gitmiş yerine kan rengi bir kırmızılık gelmiştir. Gül bahçesi gülün renginden kırmızı bir derya olmuştur. Açıldığında gül mahmur mu mahmurdur.

Seher yeli açılan gülleri nasıl da okşar. Okşarken de gülün kulağına bir şey fısıldıyor. Acaba bülbülün geleceğini mi haber veriyordu? Haber vermesine gerek de yoktu ki… Bülbülün yuvası zaten gülün dalındaydı. 

Bülbülü kırmızı gül nasıl da coşturuyordu. Feryat, figan ettiriyordu. Açılmış gülün yanağında billûrdan şebnemler olur seherde. Acaba bu şebnemler bülbülün göz yaşları mıdır?

Seher yeli yanık yanık bülbülün kulağına ne fısıldıyordu. Yürekleri yakan bir aşk masalı mı anlatıyordu? Bülbül sevdalanıp onun için mi diyar diyar geziyordu?

Gayrı gül güzelliğine güzellik ekliyordu. Her seher açılıp bülbülü bekliyordu.

Gülün kırmızı renginin mânâsı çok derindir. Kırmızı rengi şehidlerin kanının rengidir. Onun için iman ve vatan; can ister, kan ister.

Şehîdler, gülzarın, gülistanın, gülşenin, gül bahçelerinin kırmızı gülleridir.

Şehîdlerden geri kalanların gönülleri yâralıdır. 

*

Filistin’de son olanlar daha önce olanların üstüne tüy dikti. Zulüm, vahşet, katliam, soykırım peş peşe geliyor, iç içe geliyor.

Nice zamandan beri şehid verdik, veriyoruz. Şehidlerin şehadeti mübarek olsun.

Geride kalanlar için acı bir şey. Ancak şehidler büyük devlet buldular. Peygamberlikten sonra gelen en yüksek mertebelerden biri şehidliktir. Ona erdiler. Şehidler en yakınlarından yetmiş kişiye şefaat edeceklerdir.

Şehidleri tebşir eden, tebrik eden nice âyet ve hadis vardır. O âyetlerden birinin meali şöyledir:

“Ve Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır onlar diridirler ve lâkin siz sezmezsiniz.” (Bakara 154)

Tarihe nice şehidlerimiz şan vermiştir.

Filistin bölgesinde Haçlı Savaşları sırasında da şehid verdik.

Haçlı sürülerinin Kumandanı Aslan Yürekli Rişar (Richard)’dı. Selahaddin Eyyûbi onunla onun anladığı dilden konuştu. Gücünü kuvvetini gösterdi. Onları geldiği yere gönderdi. 

Selahaddin Eyyûbî’nin Ortadoğu ve bilhassa Filistin tarihinde büyük bir yeri vardır. Kudüs, Selahaddin tarafından Haçlılardan geri alınmış, böylece asıl sahiplerini bulmuştur. 

Dünyanın en büyük devletlerinden birini kuran Selahaddin Eyyûbî’ye tarih kitapları çok yer vermezler. Dolayısıyla pek çok büyük şahsiyet gibi Selahaddin Eyyûbî de yeni yetişen nesillerin gözünden uzak tutulmaktadır. Bunda tarih kitaplarımızı yazan İngiliz taraftarı tarihçilerin rolü büyüktür. Onları İngilizler beslemekte ve yallamaktadır.(*)

İslâm Ümmeti bugün de bir Selahaddin beklemektedir.

Filistin’de Siyonistler ortalığı kana buluyor. Onların anladığı dil de elbette güçtür, kuvvettir. Allah görünen ve görünmeyen güç ve kuvvetlerle kardeşlerimize yardım edecek, zafer bizim olacaktır.

Bugün de Kuzey Suriye’de, Kuzey Irak’ta şehidler veriyoruz. Kurbanlar veriyoruz. Verdiğimiz şehidler büyük devlete, nimete erdiler.

Filistin’de nice insanımızı şehid ettiler. Ediyorlar. Filistin şehidler kafilesinin farklı bir hususiyeti var. Burada açılmış güllerin yanı sıra tomurcuklar ve goncalar da kafileye katıldılar. Şehidler kafilesine yani.

Bebeklerimizi şehid ettiler Filistin’de. Gül tomurcukları gibi.

Kız çocuklarımızı, erkek çocuklarımızı şehid ettiler Filistin’de. Gül goncaları gibi.

Nice insanımızı şehid ettiler Filistin’de. Açılmış deste güller gibi.

Şehidlik bir ulu nimet. Hayatın manası o anmış meğer. Şehid olma anı yani. O ana kaç ömür verilse değer. Şehidler sonunda Didar’ı görecekler. Onlar bitmeyen vuslata erecek canlar.

Tomurcuklar olarak.

Goncalar olarak.

Açılmış güller olarak.

“Ölüm bir kere olacağına göre niçin Allah için olmasın” demiş bir eren. Ne mutlu.

Cennete doğru uçup gidecekler şehidler. Cennete doğru kanat çırpıp gidecekler. Onların son durakları cennet olacaktır. Didara erecekler onlar.

Onların şehadetine sebep olanlar o korkunç suratlarıyla geberip gidecekler. Kafiriyle, münafığıyla… Onların son durakları cehennem olacaktır.

---------

(*) Yal, kepek veya undan yapılan un çorbasına benzeyen bir çorbadır. Daha ziyade Ege Yörükleri köpeklerini yallarla, yalla doyururlar.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23