• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

Sağım makineleri

14 Kasım 2023
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

 

Filistin’de İsrail zulmü, Siyonist zulmü devam ediyor. Öylesine ki bu, tarihin kaydettiği en büyük katliamlardandır, en büyük soykırımlardandır bu.

Bebekler ölüyor.

Çocuklar ölüyor.

Yaşlılar ölüyor.

Siviller ölüyor.

Öldürülen bebekleri, öldürülen çocukları görenlerden vicdanı olanların vicdanı kanıyor. Çaresizlikten içi yanıyor. 

Şehid olanlar cennete uçup gittiler.

Geri kalanlar için bunun çaresi yok mudur? Elbette vardır. Müslümanlar tarihte pek çok zor devirler yaşadılar. Ama sonunda selamet sahiline ulaştılar.

Bütün bu zulüm ve vahşete karşı tutulabilecek en tesirli yollardan bir boykottur. Açık düşmanlarımızın ve münafık düşmanlarımızın mallarını boykot etmektir. 

Ama bu boykot nasıl yapılacaktır? Herkes bu boykota katılabilecek midir? Bu çok mühim bir sorudur. Çünkü herkes bu boykota katılmayacaktır, katılamayacaktır.

Eğitim, basın ve kültür hayatında Türkiye’de pek çok sinsi çalışmalar yapılmıştır, yapılmaktadır. İnsanımızın pek çoğunun bizi biz yapan hasletleri dumura uğramıştır. Öyle ki büyükçe bir kesim sağmal inekler haline getirilmiştir. Derindekiler bunları sağmak için de sağım makineleri yapmışlar, bu kesimi sağıp durmaktadırlar. 

Yiyecek, içecek, bütün gıda sektöründe kullanılan makineler onlar için çok kullanışlı sağım makineleridir.  

Köfte yani burger ticareti yapanlar, çikolata ticareti yapanlar, kola ticareti yapanlar, kahve ticareti yapanlar zincirler oluşturmuşlardır.

Bu ara yiyecek içecek sektöründe bazı şeyler oluyor. 

Bir kola şirketinin yetkilisi kazançlarının büyükçe bir payını İsrail’e yardım için kullandıklarını söylemişti. Bu büyük bir hata idi kendileri için. Hatalarını örtbas etmek için nice yalanlar uydurdular.

Beyaz eşyada hangi marka kimindir. Bu markalarla Siyonistlerin ilişkisi nedir? İncelendiği zaman korkunç gerçekler ortaya çıkacaktır.

Bankacılık daha ziyade uluslararası sermaye kılığıyla ekonomik hayatımıza hülul ediyor. Bu uluslararası sermayenin çoğu Siyonistlerin hakim olduğu ve yönlendirdiği sermayedir. Bu, dünyayı ahtapot gibi saran bir sistemdir. Başta Türkiye olmak üzere pek çok ülkedeki bazı bankalar bu ahtapot sistemin kılcal damarlarıdır.

Söz buraya gelmişken şu sevindirici gelişmeyi kaydetmek gerekiyor.

TROY Türkiye’nin ilk ve tek yerli ödeme sistemidir. Kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kart hizmeti sunmaktadır TROY. Bu yerli ödeme sistemi, bankalar ve işletmeler arası para akışını sağlayan elektronik bankacılık yöntemi olarak kullanılır.  

Kişiler veya kuruluşlar vicdanen TROY sistemine geçmek zorundadırlar.

Pek çok kişi TROY’a geçtiği gibi pekçok kuruluşun da TROY uygulamasına geçtiğini görüyoruz. Daha şimdiden kaç tane birden belediye TROY sistemine geçti bile. Buna seviniyoruz.

Ama yetmiyor.

Giyim, kuşam sektörüne bir bakalım. Moda insanî çerçevede yaşamak isteyenler için tam bir rezalet. Lüks giyim, moda, kozmetik sektörleri çok büyük alanlara sahiptir. Bu alanda kendilerini cazibeye kaptıran kadınlar israf derecesinde harcamalar yapmaktadırlar. Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar, çılgınca sarfiyat… 

Burada şu hadiseyi hatırlatmak zorundayız.

Helena Rubinstein (1870-1965) unutulması güç bir Polonya Yahûdisi kadındı. İsrail’de yaşamıyordu ama Yahûdi ırkına, kültürüne toz kondurmuyordu. Sadece kendi ırkı için yaşayan ve ölen birisiydi.

90 yaşının üstündeyken Avustralya’da bir gazeteciye bir mülakat verir.

Gazeteci sorar:

“Bayan Rubinstein!.. Kadınları süslemek, güzelleştirmek için yetmiş yıldır yüzlerce kozmetik üretiyorsunuz. Dünya güzellik piyasası sizin elinizde. Bunca krem, allık, pudra, losyon ve müstahzarın sahibisiniz. Doğru söyleyin, bu yaşınıza kadar hangilerini kullandınız?”

Cevap çok dikkat çekicidir, düşündürücüdür.

“Hiç birini...”

Gazeteci şaşkınlık ve dehşet içindedir...

“Anlamadım efendim!... ‘Hiç birini’ mi dediniz?”

“Evet hiç birini!.. Çünkü kozmetiğin faydasına inanmam!..”

“Peki ama, o halde yetmiş yıldır niçin imal ediyor ve dünyanın dört bir yanına pazarlıyorsunuz?”

Bu cevap da çok dehşet vericidir:

“İSRAİL DEVLETİ İÇİN!..”

Bu, dudak uçuklatan miktardaki meblağ İsrail’e gidiyor.

Eğitim, basın ve kültür hayatı insanımızın çoğunda akıl, idrak bırakmamıştır. Yanlış duygulara boğmuştur onu. Düşünme melekesini silmiştir. 

Toplumun bir kesimi tüketen hayvan veya semiren hayvan durumundadır. Hani felsefecilerin bazıları insan tarifi yaparlardı geçmişte. İnsan için ‘düşünen hayvan’ veya ‘konuşan hayvan’ diyorlardı ya. Bu da onun gibi bir şey.

Böyle bir kamuoyunun şuur altına reklamlar vasıtasıyla çok şeyler yerleştirilebilmektedir.

Öldürülen bebekler, çocuklar, yaşlılar, siviller karşısında hangi burgeri yiyoruz? Hangi kolayı lıkır lıkır içerek zevkle geğiriyoruz. Hangi kahveyle keyif çatıp, hangi çikolatayı yiyoruz. Bunlara afiyet olsun mu demeli, boğazınızda kalsın mı demeli? Zehir zıkkım olsun mu demeli?

Modacıların elbiselerini giyip vücudunun mahrem yerlerini teşhir edenler. Allık, pudra, losyon kullananlar.

Siyonistlerin güdümündeki bankalardan en fazla faiz vereni seçenler.

Bunlar Filistin’de şehid edilen bebek ve çocukları film seyreder gibi seyretmektedir sanki. 

Bu kesimler acaba sağım makinelerince sağıldıklarının farkına varabilecekler midir? Varırlarsa ne zaman varabileceklerdir.

O zamanı dört gözle bekliyoruz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Süleyman Sırrı Dinçer

Kaleminize sağlık MUSTAFA Bey Kardeşim.

Fatih

İsrail'e en fazla ticaret yapan ülkeleri sıralayın,en fazla amlasma hangi iktidar döneminde yapılmıştır? Sonra beraber yorum yapalım....
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23