• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
27 Şubat 2018

Necmeddin Erbakan hocamız

27 Şubat Necmeddin Erbakan Hocamızın vefat yıldönümüdür. Allah gani gani rahmet eylesin. Nurlar içinde yatsın. Amin.

Erbakan Hocamız son asırda Türk siyasetine mührünü vurmuştur. Onunla alakalı anlatılacak elbette çok şey var. Erbakan Hoca birkaç satır veya paragrafla anlatılabilecek biri asla değildir. Ancak burada sadece birkaç noktaya etmek mümkündür. 

Hocamızın mücadelesini daha iyi anlamak için işi biraz temelden almak gerekir. Bu hususta bazı şeyleri tekrarlamak gerekirse şunları söyleyebiliriz:

Bazı İngiliz ve Amerikan petrol şirketleri pek çok meblağlar harcayarak tuzak şahsiyetler yetiştirdi. Bunu ileri gelen istihbarat teşkilatlarıyla birlikte gerçekleştirdiler. Ve bunları İslâm coğrafyasına salıverdiler. Hem de asırlardan beri. Bunlar güya İslâm adına çıkmıştı. Bu kurgulanmış tuzak şahsiyetlerin hemen hepsi aynı şeyi söylüyordu.

“İslâm’da siyaset yoktur.” Bu fikirle sinsi bir şekilde devlet idaresinden Müslümanları uzaklaştırıyorlardı. Bir asra yakın zaman Türkiye’de insanların kafasına “İslâm’da siyaset yoktur” fikri yerleştirildi. Hâlbuki Kur’ân bütünüyle külli bir inanış sistemi ortaya koymaktadır. Devlet idaresinden namaza kadar Müslümanın inanması gereken her şeyi vaz etmektedir Kur’ân. Bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak kesinlikle olmaz.

Peygamberimiz (s.a.s.) peygamberliğinin yanı sıra kurduğu devletin başkanıdır. Yani siyasetle iç içedir. 

Böyle olmasına rağmen “İslâm’da siyaset yoktur” fikri bu tuzak şahsiyetlerce zihinlere kazınıp duruyordu.

İşte Erbakan Hocamız bu yanlış düşünceyi silmeye gayret etti. İnsanımızın kafa ve gönül boyutlarını genişletmeye çalıştı. Onun irşadıyla Osman Gâzi’yi, Fatih’i, Yavuz’u, Kanunî’yi, Abdülhamid’i ve diğer büyüklerimizi yeniden anlamaya başladı milletimiz. Onun irşadıyla tarihî ayarlarımıza dönmeye başladık.

Ancak casusların beslediği çakallar, sırtlanlar, kurtlar saldırdıkça saldırıyordu Erbakan Hocamız ve dava arkadaşlarına. Politika, kültür-sanat, eğitim, basın-medya, iktisat başta olmak üzere her alanda saldırıyorlardı. Vesayet odakları bütün güçleriyle çalışıyorlardı.

Bir asır kadar önce casuslar bir resmî geçit sergilemişlerdi. İngiliz casusları Herbert, Hempher, Lawrence, Derviş Vahdeti, Gertrude Bell ve benzerleri İslâm coğrafyasında ve daha ziyade Ortadoğu’da boy göstermişlerdi.

Bugünün ikiyüzlülerinin bunlardan eksiği yok fazlası vardır. Bunlardan bazıları defalarca başbakan, cumhurbaşkanı oldu. Bazıları büyük alim olarak tanıtıldı, kafalara öyle sokuldu. Bazıları fikir adamı olarak vitrine çıkarıldı.

Ancak milletimiz Erbakan Hoca’dan dersini iyi almıştı. Oyunları gayrı sezebiliyordu. Her geçen günle tarihî mecramıza dönenlerin sayısı artıyordu.

Gök Sultan, Ulu Hakan Abdülhamid’den sonra milletimizin üstüne bir değirmen taşı konmuştu. Şimdi milletimiz o değirmen taşını üstünden atmaya çalışıyor.

Bugünkü ikiyüzlüler ceplerinden onlarca Lawrence ve benzeri casusları çıkaracak kadar kabiliyetli de olsa milletimiz bunları kolayca teşhis edebiliyor.

Vefat yıldönümünde bir hatıra olsun diye Erbakan Hocamızla alakalı şu hadiseyi nakletmek yerinde olur diye düşünüyorum.

1971 yılında Erbakan Hocamız Millî Nizam Partisini (MNP) kurmuştu. O zamanlarda Ankara Ziraat Fakültesinde talebeydik. Hoca bize Uşaklı olduğumuz için Uşak MNP teşkilatını kurma vazifesi verdi. Teşkilatı kurduk. Arkasından hocamızın da iştirakiyle İl Kongresini yaptık. Çok sevdiğim bir ağabeyimizin MNP Uşak İl yönetimine girmesini istedim. O da kırmadı yönetime girdi. 

Fakat daha kongrenin ertesi günü bu ağabeyimiz yönetimden de, partiden de istifa etti. Meğer FETÖ İzmir’den gelmiş ağabeyimizi ne dediyse demiş MNP’nden istifa ettirmiş. O zaman bir mana verememiştim bu olanlara.

Ama şimdi her şey kolayca anlaşılıyordu. FETÖ İslâm’a o zamandan düşmanmış. Yıl 1971’dir. Dıştan büyük bilgin içten İslâm düşmanı olan FETÖ tâ o zamandan yapacağını yapıyordu. Hem de çok ince roller yaparak. Öyle roller ki Hollywood yıldızları ancak onun kadar rol kesebilir. O ağlamalar, o jest-mimikler sıradan aktörlerin yapacağı roller değildir.

CIA, MOSSAD ve düşmanımız nice devletin istihbarat teşkilatları onu öyle yetiştirmişlerdi. Ona öyle rol vermişlerdi.

Ancak her şey gelip Allah’ın takdirine dayanıyor. 15 Temmuz’da kırk yıllık fesat programı yok oldu gitti.

Geride ne kaldı?

Hocayı ve dava arkadaşlarını anlayan anladı. O, mümin gönüllerde lider olarak kalmaya devam ediyor, edecek.

Onun Başbakan olarak tertiplediği protokol yemeğinde rakı ısmarlayarak büyük bir seviyesizlik ve saygısızlık örneği gösteren generalleri ve benzerlerini de tarih öyle yazacak.

Erbakan Hocamız İslâm’ın devlet ve hukuk sisteminin olduğunu kavrayamayanlara bunu kavratmıştır. O hiçbir şey yapmamış olsa bile bu başlı başına bir başarıdır.

Hep nurlar içinde yat Hocam…

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23