• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI
24 Temmuz 2019

Mehmed Şevket Eygi Üstazımız

‘İnsanlar da koçlar gibi kafa kafaya vuruşurlar’ diye bir söz vardır. Ne kadar doğru bir sözdür.

Mehmed Şevket Eygi, Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti, Kadir Mısıroğlu, Mustafa Müftüoğlu ve benzeri büyüklerimiz kafa kafaya mücadelenin asil örneklerini vererek gittiler.

Necip Fazıl Kısakürek ‘Büyük Doğu’ dergisini yıllarca çıkardı. Yazmış olduğu kitapların sayısı belki 100’ü bulmuştur.

Osman Yüksel Serdengeçti çıkardığı dergilerle, ‘Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?’ kitabıyla büyük bir mücadele vermişti.

Kadir Mısıroğlu başta ‘Lozan Zafer mi Hezimet mi?’ kitabı olmak üzere kitaplarıyla resmi yalanların paçavrasını çıkarmıştı.

Mustafa Müftüoğlu 11 ciltlik ‘Yalan Söyleyen Tarih Utansın’ adlı araştırmalarıyla yalan söyleyen resmi tarihin iğrenç suratını ortaya koymuştu.

Şule Yüksel Şenler ‘Huzur Sokağı’ adlı romanıyla tarumar edilmiş gönüllere mânevî soluk aldırmıştı. Yine pek çok makalesiyle mücadelede yerini almıştı.

Bu büyükler ve benzerlerinin çalışmaları insanımızın hafızasında hâlâ yerini korumaktadır.

Bu kafa kafaya mücadelede kafası sağlam olmayanlar bir iki tosla yere serilirler. Çünkü böylesine bir mücadelede başarılı olacak kafa yoktur onlarda. Ama onları ortaya sürenler başka başka şekillerle, kılık kıyafetlerle tekrar ortaya sürerler.

Merhum Mehmed Şevket Eygi üstazımız akılla, fikirle, bilgiyle mücadele etmeyi hep ön planda tuttu. Yazdığı kitaplar, çıkardığı gazeteler, yazdığı makaleler bunun açık açık ifadesidir.

İdare etiği Bedir Yayınevinde pek çok eseri yayımlanmıştır. Bedir Yayınevinden çıkan kitaplar inanç, düşünce, ahlak sakatlığı olanlara doğru yolu gösteriyordu. Bu yönlerden hastalığı olanlara Bedir Yayınevi bir hastaneydi.

‘Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar’ Eygi üstazımızın pek çok eserinden biridir. Adından da anlaşılacağı Sabetaycılar hakkında yazılmıştır bu eser. Bulanık suda, dumanlı havada görünmeyen başta Sabetaycılar olmak üzere gizli çehreler hakkında nice kitaplar, makaleler yazmıştır.

İnsanımızı ‘Ehli sünnet ve’l cemaat’ inancından uzaklaştırmak ister sabetaycılar ve benzerleri. Mezhepleri ve hak tarikatları inkâr ettirmeye çalışırlar

Hâlbuki Mehmed Şevket Eygi tarih boyunca milletimize azamet, ihtişam veren bu temelleri daima savunmuş, yaymaya çalışmıştır.

Ehli sünnet ve’l cemaat inancı her Müslüman gibi onun için de esas olmuştur. Milletimizin bu inanç çerçevesinde kalmasının mücadelesini vermiştir. Fasıkların çarpık inançlarına geçit vermemiştir. Mezhepleri inkâr edenlere veya hafife alanlara ilmî cevaplar vermiştir. İmam-ı Azam, İmam Şâfi, İmam Malik, İmam Ahmed bin Hanbel mezhep imamlarıdır. İlim ve ahlak abideleridir. Onları daima baş tacı etmiştir.

Gerçek tarikatların pirleri insanımızın nefis tezkiyesi ve kalp tasfiyesi yapmasında birer mânevî hekimdirler. Osmanlı tarihinde işin mânevî yönünde hep onları görmekteyiz. 

Osman Gâzi’nin Edebâli’si, Orhan Gâzi’nin Geyikli Baba, Sultan İkinci Murad’ın Hacı Bayram’ı, Fatih Sultan Mehmed’in Akşemseddin ve Şeyh Vefa’sı onlardan sadece birkaç örnektir.

‘Din baronları’ tabiri rahmetli Mehmed Şevket Eygi üstazımıza aittir. Çok isabetli bir tabirdir. Bu tabirle başta Fetö olmak üzere din bezirgânlarını, ülkemizi ABD, İsrail ve Batıya peşkeş çekmek isteyen hainleri kast etmiştir.

Bir tarafta kafa kafaya, fikirle mücadele edenler vardır. Ama bir yanda da İslâm’ı geçim kaynağı yapan bezirgânlar vardır. 

Tarih boyunca münafıklığın tarihini yazanların bugünkü mirasçıları da hep devrededirler. Bunlar bütün güçleriyle nifak tohumları saçtılar. İslâm ümmetinin paramparça olmuş bugünkü hal-i pürmelali onların eseridir.

Bizi er meydanında yenemeyenler her devirde bezirgânları ve münafıkları devreye soktular.

İngiliz ve Amerikan petrol şirketleri alim diye, şeyh diye pek çok kişiyi ortaya çıkardılar. Pek çok çok kişiyi ortaya sürdüler. 

Bunlar yüz sene önce tarihimizin en büyük siyasi dehalarından olan Abdülhamid’e karşı çıkanlar arasında başı çektiler. 600 küsur yıllık ömrü olan Devlet-i Âli-yi Osmanî’nin sona erdirilmesinde asıl vazifeyi yaptılar.

Derin güçler arasında kendini Müslüman gösteren çarpık düşünce sahipleri olanlar vardı. Bunların içinde mason olanlar bile bulunuyordu.

Açık düşmanlar, mert düşmanlar fikir ve inanç ayrılığına rağmen Mehmed Şevket Eygi üstazımızın hakkını teslim ettiler.

Ama bazıları hadleri olmadığı halde ona iftira ettiler. Onun 1959 yılında Özel Harp Dairesinde vazife aldığını söyleyenler oldu. Eygi üstazımızı ve mücadelesini iyi bilenler böyle iftiralara itibar etmediler. Milletimiz iftiracıların kendilerine verilen kemik hatırına bu iftiralarda bulunduğunu iyi bilmektedir.

Mehmed Şevket Eygi üstazımızla şahsî münasebetimiz pek olmadı. Ankara’da hayatını sürdüren biri için bu biraz zordu tabiî ki.

Bununla beraber onunla bir kaç hatıramız olmuştu. Bir bayram Ankara’dan bir kısım kardeşimizle ziyaretine gitmiştik. Sultanahmed Binbirdirek’teki evinde bizi kabul etmişti. Veciz sohbette bulunmuştu. İkramlarına mazhar olmuştuk.

Bir keresinde çıkarmakta olduğumuz derginin grafik estetiğinde tavsiyelerde bulunmuştu. Dergimize zaman zaman yazı da vermişti.

Âcizane yazmış olduğum ‘Yahudi’nin Tahta Kılıcı’ adlı kitabıma bir takriz yazmıştı. Çok duygulanmıştım, mutlu olmuştum. Gösterdiği bu tevazu karşısında zatına karşı saygım ve sevgim daha da artmıştı.

Atalarımızın sözleri bazen bir gergefe işlenen bir gül nakşı gibidir. O gergefin değerini arttırır. 

Mehmed Şevket Eygi gibi büyüklerimizi şu atasözümüz ne güzel anlatmaktadır.

“At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.”

Mehmed Şevket Eygi gibi bir üstazımız daha Hakk’a kavuştu. Bir yiğidimiz daha Mevlâ’mıza erdi. Geride şanı kaldı.

Atlar da öldü. Ama onlardan geriye leşleri ve meydan kaldı. Allah’ımızdan “Rahim” ismini vesile ederek bizleri cennetinde cem etmesini niyaz ediyoruz. Cemalini beraberce müşahede ettirmesini istirham ediyoruz. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23