Ertuğrul Gâzi tarihin gönül aynası

08 Eylül 2019 Pazar

Eylül ayının ilk haftasında Hayme Ana’yı, ikinci haftasında Ertuğrul Gâzi’yi anma programları yapılmaktadır.

13. asır Anadolu’sunda pek çok hadiseler olmuştur. Onların başında Osmanlı Devletinin kurulması gelmektedir. Hayme Ana ve Ertuğrul Gâzi bu devletin kurulmasında temel iki tarihî şahsiyettir.

Söğüt kasabası şirin bir kasaba.

Söğüt Deresi de bir incecik dere…

Akıp gidiyor ve Sakarya Irmağına karışıyor. Sakarya Irmağı Karadenize ulaşıyor. Karadeniz, Akdeniz, Ege Denizi birbirlerine bağlanıyorlar, kavuşuyorlar.

Söğüt Deresi gidip bu deryalara ulaşıyor.

Kayı Boyu Söğüt ve Domaniç Yaylasına geldiğinde küçük bir boy. Başlarında Ertuğrul Bey var. 400 çadır kadar ya varlar, ya yoklar.

Ertuğrul Bey’in gönül aynasında kendi güzelliklerini görenler gelip Kayıya katıldılar. Söğüt’ten, Domaniç Yaylasından taştılar. Diyâr-ı Rûm tamamen onların oldu. Balkanlar da ona katılmak şeref ve saadetini yaşadı.

Üç kıtaya yayıldı bu Kayı Boyunun kurduğu devlet. Öyle ki Karadeniz ve Akdeniz onların gölü oldu. Söğüt Deresinin suyunun karışıp gittiği deryalardı bu deryalar.

Ertuğrul Gâzi’nin gönül aynasına bakıp güzellik görebilenler, kendi güzelliklerini görebilenler Cihan Devleti kurma cevherine sahip demektir.

Gerisi boş lâf, lâf u güzaf…

Kayı Boyu’nun bir kısmı Orta Asya’dan pek çok maceralar geçirerek o zaman Diyâr-ı Rûm denilen Anadolu’ya gelmişti. Sanki mecraını arayan bir ırmak gibiydi. 

Boyun idaresinde o zaman Ertuğrul Gâzi ve anası Hayme Ana bulunmaktadır. Hayme Ana diğer adıyla Devlet Ana oğlu Ertuğrul’a tecrübeleriyle boyun idaresinde yardımcı olmaktadır.

Söz buraya gelmişken bu mühim günde şu bilgileri tekrarlamak gerekmektedir.

Hayme Ana’nın türbesinin avlu kapısı girişinde taşa oyulmuş şu bilgiler vardır:

“HAYME ANA (DEVLET ANA), GÜNDÜZALP’İN EŞİ, ERTUĞRUL GÂZİ’NİN ANNESİ, OSMANLI DEVLETİNİN KURUCUSU OSMAN GÂZİ’NİN NİNESİDİR.”

Bu tarihî gerçekten hareketle bir tarihçi heyet yıllar önce Domaniç’teki Hayme Ana türbesinin avlu girişindeki kitabede değişiklik yapmışlardır. Bu değişiklik Kültür Bakanlığının nezaretinde olmuştur. Heyet kitabedeki Hayme Ana’nın eşi “Süleyman Şah” ismini değiştirip “Gündüzalp” haline getirmiştir. 

Mevzumuza devam edelim.

O zaman Anadolu Selçuklularının başında Alaeddin Keykubat vardır. Yenilmek üzere olduğu bir savaşta Kayılılar ona yardım ettiler. Alaeddin Keykubat yenilmekten kurtuldu. Alaeddin Keykubat bir zaman sonra Ertuğrul Gâzi’yi uç beyi yaptı. Söğüt ve Domaniç yöresini ona verdi.

Bir devletin temelinde ‘asker, sancak, vatan’ olmalıydı. Asker yönünden Kayı belli bir güce sahipti. Sancakları da vardı. Böylece Söğüt vatan olunca devlet ortaya çıkmış oluyordu.

Ertuğrul Söğüt’e geldiğinde yerli Rûmlara çok yumuşak davrandı. Sanki onların gönüllerini imar etti. Rûmlar bu işe çok şaştılar, memnun oldular. Onun gönül güzelliği karşısında pek çok Rûm zünnar kesip Müslüman oldu.

O zaman Anadolu Beyliklerinin çoğu birbiriyle didişmekte, mücadele etmekteydi. Karaman, Saruhan, Menteşe, Candar, Germiyan gibi beylikler birbirine hasım ve düşmandılar. Özlerini kaybetmişler kalpler, zihinler târümâr olmuştu. Ertuğrul Bey Kayı Boyunu bu cedelleşmeye sokmadı. Onun bu tavrı diğer beyliklerin tabanında Kayıya karşı bir sevgi meydana getirdi. Zamanla Kayı Boyuna ilhak oldular.

O sıralar İslâm dünyasının bazı bölgelerinde de İslâm’ın esasından sapmalar oluyordu. Moğol belası onların suratlarında bir şamar gibi şakladı. Anadolu bir yangın yerine döndü.

Ancak bu yangın yerinde yüz seneyi geçmeden bir cihan devleti doğmuştu.

Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’nun kapıları Müslümanlara açılmıştı. Ebü’l Hasan Harakanî, Ahmed Yesevî gibi mâneviyat erleri Anadolu’ya erenlerini göndermişti. 

Hacı Bektaş Veli, Anadolu’ya bir aşk mayası çalmıştı. Mevlânâ ve Yûnus Emre gönüller imar ediyor, Anadolu’da mânevî altyapı meydana getiriyorlardı.

Edebâli, zaten Kayı Boyunun başındaydı. Onları irşad ediyor yönlendiriyordu.

Ahî Evren de o zamanki Anadolu insanının mânevî ve ahlâkî eğitimini sağlayanların başında geliyordu. Bunun yanında iktisadî ve içtimaî bir altyapı meydana getiriyordu. Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Devleti onun meydana getirdiği bu altyapı üzerinde yükselmişti.

O zaman Diyâr-ı Rûm’da Ahîlik çok yaygındı. Ertuğrul Gâzi Bey’in dâvâ arkadaşları Akça Koca, Konur Alp, Turgut Alp, Aykut Alp, Hasan Alp, Saltuk Alp, Samsa Çavuş, Gâzi Abdurrahman, Akbaş Mahmûd, Kara Mürsel, Kara Oğlan, Kara Tekin, Ak Timur gibi kahramanların Ahî oldukları biliniyordu.

Ertuğrul Gâzi kurulacak olan devlete adını veren oğlu Osman’a tarihî nasihatler etti, öğütler verdi. Bu öğütlerle Cihan Devleti altı asır pâyidâr kaldı.

Yazımızı Ertuğrul Gâzi Destanından üç dörtlükle bitirelim.

Bir toprak edinmek idi hayâli

Çünkü devlet şu üç şeye dayalı:

‘Asker, sancak, vatan’ dedi Kayılı

Söğüt’tür ilk diyâr Ertuğrul Gâzi

Kuyulu Mescid’den taşar Tekbirler

Yankı verir dere, tepe, her bir yer

Bu ilâhî beste asırlar sürer

Sendendir yâdigâr Ertuğrul Gâzi

Karakeçililer dağlar aşacak

Nal sesiyle Tekbirler karışacak

Tuna, Fırat ve Nil; nasıl coşacak!.. 

Yiğide dünya dar Ertuğrul Gâzi

 

Günün Özeti

YORUM YAZ