• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

Efsane geri dönüyor

13 Haziran 2023
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

 

Tarihimizin her döneminde istihbaratımız hep olmuştur. 

Osman Gazi zamanındaki Bizans Tekfuru Mihail Koses arkadaşı Osman Gaziye bazı istihbaratlar sağlamıştır. Onun zaferlerine katkıda bulunmuştur. Sonra da Müslüman olmuş, ‘Köse Mihal olarak tarihe geçmiştir.

Daha sonraları akıncılar ve bazı hususi vazifeliler, başta Balkan ülkeleri olmak üzere bilgileri merkeze, alakalı yerlere aktarmışlardır. Türk istihbaratı mazlumların hamisi, zalimlerin korkulu rüyası olmuştur. 

Efsaneleşmiştir.

Fatih’in İstanbul kuşatması sırasına İstanbul’da pek çok casusu vardı.

Sultan II. Abdülhamid Han istihbarat alanında çok mükemmel bir yapı ortaya koymuştur. Casusluk tarihinde İngilizler en önde olan milletlerdendir. Abdülhamid’in hafiyeleri İngiliz casuslarını çoğu yerde çalışamaz hale getirmiştir.

İngiltere Kralı, Alman İmparatoru, Rus Çarı ve benzeri devlet idarecileri, saraylarındaki hususi bilgilerin kısa zaman içinde Osmanlı payitahtına nasıl ulaştığına akıl erdiremiyorlardı.

Birinci Dünya Savaşında ve Kurtuluş Savaşı sırasında istihbaratımız büyük vazife görmüştür.

Ancak daha sonraları bu teşkilatın bazı kesimlerinde karışıklıklar ortaya çıktı. Karanlık güçlerin eline geçti. İstihbaratımız tarih boyunca devlete karşı olanlarla, İslâm’a karşı olanlara karşı mücadele etmiştir. Ancak zamanla istihbarat daha çok İslâmî faaliyet yapan kişi ve topluluklar hakkında bilgiler toplamaya başlamıştır. Bu devrin istihbarat yöneticilerinin ve avanelerinin bazıları cibilliyeti karışık kişilerden meydana geliyordu. Çoğu, ülkenin temiz evlâtlarının yaptığı İslâmî faaliyetlerin takipçisi olmuştur.

Şimdi bu istihbarat başkanlarından bazıları hakkında kaynaklardan bilgiler aktaralım:

AHMET SALİH KORUR, (1905 – 1982) 1957’de Adnan Menderes tarafından vazifeye getirilmiştir. Bunda elbette derin güçlerin payı çoktur. Rahmetli Menderes üstünde bir zamanların Galip Hocası kart mason Celal Bayar ile altta yine mason olan Ahmet Salih Korur arasında âdetâ cendereye alınmıştır. Pek çok kaynak Ahmet Salih Korur’un, ‘Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın Üstad-ı Azam’ı olduğunu’ kaydetmektedir.

FUAT DOĞU nevi şahsına mahsus bir karaktere sahiptir. Derin manevralarla 1966 yılında teşkilatın başına getirilmiştir. Onun MİT başkanı oluşu, o zamanlarda Türkiye’nin hangi boyutta ihanetlerle karşı karşıya bulunduğunun bir nevi göstergesidir.

Önce onunla alakalı pek çok kaynakta karşılaşılan şu haberi kaydedelim.

“1971’de işadamı Aydın Bolak bir yemekli toplantı tertipler. Mekân da Vehbi Koç’un evidir. Eve gelenler arasında MİT Müsteşarı Fuat Doğu, Yaşar Tunagür ve Fetullah Gülen var.” 

Bu toplantıda Türkiye’de uygulanan ihanet örgüsü daha da sistemleştirilmiştir. İhanetin ayak sesleri, ihanete adım adım yürüyüş başlatılmıştır. 

Bu toplantıdan sonra Türkiye’de FETÖ belası gelişmeye başlamıştır. 

Yine bu toplantıdan sonra Merhum Necmeddin Erbakan Hocamız başta olmak üzere Milli Görüş çizgisinde olanların nasıl yakın takibe alındığı görülmektedir.

27 Aralık 2016’da aHaber’de yayınlanan haberden bir bölüm şöyle:

“Fuat Doğu, emekli olduğu dönemde bana, ‘Ben MİT Müsteşarlığı yapmadım. Ben CIA’nın şube müdürlüğünü yaptım’ demişti.” 

“Ört ki ölem” dedirtecek cinsten bir itiraf.   Bu sözler Türkiye’nin derin güçlerce nasıl ablukaya alındığının ayan beyan resmidir.

Fuat Doğuderin devlet tartışmalarında kilit isim olarak kalmıştır. 

Dış düşmanların uzantısı pek çok kişiyi yanına almıştır. Onlardan biri de Enver Altaylı’dır. Enver’in babası Özbek Şakir Altaylı’ydı. 1920’li yıllarda Türkistan’da Enver Paşa’nın emrinde çalışmıştı. Oğullarına İttihat Terakki’nin en önde gelen üç kişinin isimlerini vermişti. Bunlar Enver, Talat ve Cemal’di. Enver’in babası Şakir Altaylı sonra Türkiye’ye gelip yerleşmişti.

Enver Altaylı Talat Aydemir’in 1963 yılında giriştiği ihtilale karışmış, ihtilal başarısız olunca da ordudan atılmıştı. Hukuk Fakültesine başlamıştı Enver. Bu sıralarda CIA’nın Türkiye yöneticisi Ruzi Nazar onu Fuat Doğu’ya tavsiye ederek, istihbarata alınmasına tavassut etmişti. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuştu.

CIA ve MOSSAD; FETÖ’yü maşa  kullanıyordu. Solcu, İslâmcı, Milliyetçi kesimlerden FETÖ’ye kayan pek çok kişi vardı. Nasıl oluyorsa bunlar mutasyona uğruyor FETÖcü oluyorlardı.

ORGENERAL TEOMAN KOMAN, (1936- 2013) zamanının en ciddi ihanet halkalarından biriydi. 1956 yılında Harp Okulu’ndan mezun olmuş, ordunun değişik kademelerinde vazife yapmıştır.

Teoman Koman, Merhum Başbakan Adnan Menderes’in Yassıada’da bulunduğu sırada orada vazifeliydi. 1988-1992 yılları arasında MİT Müsteşarlığında bulundu. Jandarma Genel Komutanlığı yaptı. 28 Şubat’ın en kudretli paşalarındandı. Gerek MİT müsteşarı olduğu zamanda ve gerekse Jandarma Genel Komutanı olduğu sırada dindarlara yaptığı işkencelerin pek çok örneği vardır.

1997 yılında emekli oldu. Süleyman Demirel vasıtasıyla Cavit Çağlar’ın Nergis Holding’inde Yönetim Kurulu Üyeliği’nde bulundu.

*

Şimdi Dışişleri Bakanı olan Sayın Hakan Fidan’ın MİT’in bugünkü ağırlığı kazanmasında elbette payı en baştadır. Sayın İbrahim Kalın’ın da MİT’te aynı başarıyı göstereceğine inanıyoruz.

Şimdi MİT yurt içinde olsun, yurt dışında olsun devlet düşmanlarıyla milletin şanına yakışır bir mücadele yapıyor. Milletimizin göğsünü kabartacak icraatlarda bulunuyor.

TARİHTEKİ EFSANEMİZ GERİ DÖNÜYOR.

Ayaklarına taş değmesin. 

Allah nazardan saklasın.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şeref

Bu MİT in bu ülkemin sosyalistlerine karşı duruşu olmuşmudur üstad...

adil

AMİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİN
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23