• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Akgün
Mustafa Akgün
TÜM YAZILARI

31 Mart Vakası ve Sultan Abdülhamid hakkında bir kaç söz

14 Nisan 2022
A


Mustafa Akgün İletişim: [email protected]

31 Mart Vakası hakkında pek çok yalanın, iftiranın yazıldığı tarihî vakalardan biridir. O zamanın derin güçlerinin asıl hedefi şuydu. 

Abdülhamid, Osmanlının başından alınmalı ve Osmanlı mülkü parçalanmalıydı. İslâm dünyası halifesiz kalmalıydı. Ne yazık ki Abdülhamid’in tahttan indirildiği 1909 senesinden I. Dünya Savaşının sonu olan 1918 yılına kadar Osmanlı mülkünün çoğu elden çıkıp gitmiştir.

Devletin başına bu korkunç badireyi açanlar İttihad ve Terakkicilerdi. Talat, Enver ve Cemal Paşalardı onlar. Savaşın sonunda ülkeyi terk edip gitmişlerdir. Bir Alman gemisine binmişler aslanlar(!) gibi kaçıp gitmişlerdir. 

Bu sıralarda bizimle münasebeti olan devletlerin durumuna bakacak olursak kısaca şunları görürüz.

Ruslar, sıcak denizlere inmek hayaliyle yaşamaktadırlar.

Almanların “Daima doğuya” (Drang nach Osten) hedefleri hep olmuştur.

İngilizler bütün dünyanın, bütün insanlığın düşmanıdır. 

Ermeniler Teba-yı Sadıkamızdı. Fakat bazı Ermeniler düşman devletlerin yönlendirmesiyle bize çok gaileler açtılar.

Bir de Siyonist Yahûdiler var. Filistin’de devlet kurma emelleri vardı Siyonistlerin.

İngilizler sömürgeci, emperyalistti. Abdülhamid Han, İngilizlerle siyasi satrancı çok iyi bir şekilde oynamıştı. İngiltere kendini Ari ırk sayıyor, dünyanın efendisi görüyordu. Abdülhamid Han zamanında en azgın adamlarını oyuna çıkarmıştı. Thomas Edward Lawrence, Gertrude Bell, Edward Noel ve benzerleri unutulmayan İngiliz casuslarıdır. Lawrence, Emir Hüseyin’i kullanarak Ortadoğu’nun bizden çıkmasını gerçekleştirmiştir.

ABD bu sırada baş emperyalist olmaya çalışıyordu. İngiliz kulağını geçmeye çalışan bir boynuzdu o zaman ABD.

Abdülhamid Han’ın yetiştirdiği subaylar Kutülemare’de İngilizlere tarihlerinin en büyük hezimetlerinden birini tattırmışlardı. Ancak içimizdeki İngilizler yıllarca bu İngiliz hezimetini, Osmanlı zaferini tarih kitaplarına koydurmamak için çok uğraştılar. Hâlbuki Çanakkale zaferimiz ayarında bir büyük zaferdi Kutülemare.

İngiliz petrol şirketleri besledikleri nice haini, nice sahte alimi casus olarak aramıza soktular. Müsteşriklere İslâmî kitaplar yazdırdılar. Suret-i haktan göründüler. İngiltere vahşi batının, vahşi kapitalizmin, emperyalizmin en merhametsiz uygulamalarını gerçekleştirmiştir.

Abdülhamid Han Siyonist Yahûdilere karşı Filistin’i onlara vermemek için çok ince bir yol izlemiştir. Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, İsviçre’nin Basel şehrinde 1897 yılında ilk Siyonist kongresini toplamıştı. (Theodor Herzl’in ismi zaman zaman yanlış yazılmaktadır. Bu ismin Türkçe okunuşu da Teodor Hertsel şeklindedir.) Siyonistler Nil’den Fırat’a Büyük İsrail devleti kurmayı hayal ediyorlardı. Daha önce yazdığı ‘Yahûdi Devleti’ isimli kitabıyla Theodor Herzl dünya Yahûdilerinin Filistin’de yeniden toplanmaları gerektiği yolunda teşebbüse geçti. Bunun için o zaman dünyanın en zenginlerinden olan Yahûdi Rotschild’in desteğini sağladı. Bazı kaynaklar Yahûdi Rotschild’in Hitler’ingayrı meşru dedesi olduğunu kaydetmektedir. Rahmetli Aytunç Altundal ‘Bilinmeyen Hitler’ adlı eserinde bununla alakalı ezber bozucu bilgiler vardır.

Theodor Herzl Yahûdîlerin Filistin’e yerleşip orada ikamet etmeleri mukabilinde Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını ödemek teklifinde bulundu. Ancak Sultan Abdülhamîd asıl gayeyi bildiği ve büyük resmi gördüğü için Herzl’i huzurundan kovdu.

Siyonistlerin önde gelenlerinden biri de Moiz Kohen’dir. Nam-ı diğer Munis Tekinalp yani. Aslen Yahûdi olmasına rağmen Türkçe kitaplar yazarak Osmanlı devletinde bazı kesimlere ırkçılık aşılamıştır. Kitaplarına Türk ismiyle Munis Tekinalp imzasını koymuştur. Ziya Gökalp da onun ifsad ettiği aslı Diyarbakırlı olan biridir.

Herzl’in yanı sıra İtalyan Yahudisi Emanuel Karasso da Osmanlı aleyhinde pek çok çalışmalarda bulunmuştur. Daha Osmanlı tebası bile değilken II. Meşrutiyette Selanik’ten mebus seçildi. 

Daha sonra Lenin’in Bolşevik ihtilalinde yer alan Parvus da Abdülhamid’in baş düşmanlarından biriydi.

II. Meşrutiyette Meclis-i Meb’ûsân 1908’de toplandı. En azılı Osmanlı düşmanları dahi mebus seçilerek meclise girmişti. Bunun için Abdülhamid I. Meşrutiyet meclisini de kapatmıştı. Çünkü o mecliste de İslâm ve Osmanlı düşmanları vardı.

31 Mart günü İttihat ve Terakki, Selanik’ten “Hareket Ordusu”nu harekete geçirdi. Bu ordunun çoğu Rum, Ermeni ve Yahûdi çapulcusuydu. On beş bin kişilik bir kuvveti İstanbul üzerine sevk ettiler. Bozguncuların başında Mahmut Şevket Paşa haini bulunmaktaydı.

Osmanlı Tuğrası hâlâ Abdülhamid Han’ın elindeydi. Hâlbuki onun idareden uzaklaştırılması gerekiyordu. Daha önce Abdülhamid’e 1905 yılında saatli bombayla tuzak kurmuşlar fakat başaramamışlardı. Şimdi bu fırsatı değerlendiriyorlardı.

Koca Sultan, tac ve tahtı için şu hengâmede bile kan dökmeye razı olmadı. Neticede İttihat ve Terakkî hükûmetince hal’ olunarak tahttan indirildi. Azli tebliğ eden heyette her türlü hain vardı. O hainler güruhu şu kişilerden meydan geliyordu:

“Emanuel Karasso,  İtalyan Yahûdisiydi. 

Ârâm Efendi bölücü Ermeni’ydi. 

Esat Toptanî ileri gelen hainlerdendi. 

Arif Hikmet de nankörler halkasındaydı.”

Burada bir husus dikkat çekmektedir. Bu sıralarda adı çok geçen Esat Toptanî bir haindir ve aslen Arnavut’tur. Abdülhamid’i korumak için elinden geleni yapan Hassa Kuvvetlerinin kumandanı Tahir Paşa da Arnavut’tur. Ama biri hain diğeri sadık bir kumandandır. Bu, inanca bağlı bir şeydi. Bal küpünden bal, zehir küpünden zehir sızıyordu.

Abdülhamid Han tahttan indirildikten sonra Selanik’e sürülmüştür.

Onun tahttan indirilmesinden hemen sonra Trablusgarp ve Balkan Savaşlarını kaybettik. I. Dünya Savaşına girdik. 10 yıl geçmeden de imparatorluğun topraklarının dörtte üçü elden çıkıp gitmişti. 

Süleyman Nazif ve Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Abdülhamid Han hakkında yazdıkları abide diyebileceğimiz şiirler vardır. Onlardan birer dörtlükle yazımızı bitirelim:

Pâdişâhım gelmemişken ya da biz, 

İşte geldik senden istimdada biz, 

Öldürürler başlasak feryada biz, 

Hasret olduk eski istibdada biz.

Tarihler adını andığı zaman,

Sana hak verecek hey Koca Sultan,

Bizdik utanmadan iftira atan,

Asrın en siyasî Pâdişâhına. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

AHMED

Kaleminize sağlık mustafa Bey. Yıllarca , okullarımızda, Emin Oktay'ın yazdığı tarih kitabını okuduk. Onun Ermeni olduğunu ve aslında tarihçi olmadığını öğrenince şok geçirdim. Bir akdaşım da : " Sen Türkiyeyi ,Türklerin mi idare ettiğini sanıyorsun" dedi Tahsil hayatımız boyunca biz öyle zannediyorduk.

Şeref

"Ulu hakan " devrinde ,tahtını korumak için Kıbrıs'ın nasıl İngilizlere satıldığını yazsaydınız iyi olurdu....
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23