Sizin evinize hiç şehit ateşi düştü mü?
Sizin evinize hiç şehit ateşi düştü mü?
MUHAMMET KUTLU
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlatılan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da sahip çıktığı “Terörsüz Türkiye Projesi” kapsamında, 40 yıldır ülkemizi kan ve gözyaşına boğan bölücü terör örgütü PKK, kendisini feshettiğini ve silah bıraktığını bir bildiriyle duyurdu.
Kendisini ortadan kaldırdığını açıklayan terör örgütü yöneticileri, araya Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası vurgularını sıkıştırarak, giderayak yapabilecekleri son sabotajlarını yapmaya gayret ettiler.
Bunu fırsat bilen altılı masa paydaşı bazı partiler, milliyetçilik duygularını kullanarak kıyameti kopardılar.
Lozan’ın Türkiye’nin tapusu olduğunu belirterek, zehir zemberek açıklamalar yaptılar. Aynı çevreler, sosyal medyadan da terör örgütünün bildirisinin satır aralarından cımbızla çektikleri ifadeleri bahane göstererek örgütün bu şekilde silah bırakmasını “ihanet” olarak göstermeye çalıştılar.
Bu yöndeki sabotaj paylaşımları öyle bir noktaya ulaştı ki, adeta ülkemizde örgütün silah bırakmasını ihanet olarak değerlendiren milyonlar olduğu izlenimi uyandı.
Güzel Türkçemizde “Ateş düştüğü yeri yakar” diye bir atasözü var.
Örgütün fesih bildirisindeki bir iki ifadeyi bulup, bu süreci ihanete kadar varan suçlamalarla değersizleştirmeye çalışanlara sormak lazım;
Kaçınız şehit verdiniz? Şehit ateşi sizin evinize düştü mü? Siz aylarca hiç yatak yüzü görmeden, üzerinizdeki elbiseleri hiç değiştirmeden dağlarda terörist peşinde dolaştınız mı? Yanınızda kaç arkadaşınız şehit oldu? Hiç gün aşırı şehit veren bir birlikte, karakolda görev yaptınız mı? Çatışmanın tam ortasında anneniz, babanız, daha doyamadığınız küçük kardeşiniz aklınıza gelip, şehit olduğunuzda onların nasıl yıkılacağınızı düşündünüz mü?
Çocuğunu babasız büyütmek zorunda kalan binlerce şehit eşinin yaşadıklarını hiç aklınıza getirdiniz mi?
Ya da oğlu ya da kızı henüz küçük bir çocukken terör örgütü tarafından zorla bağrından koparılıp dağa kaçırılanların annelerinin yüreğinin senelerce nasıl kavrulduğunu hiç merak ettiniz mi?
Cevabınızın “Hayır” olduğunu tahmin etmek hiç zor değil.
Trabzon’un Maçka ilçesi Köprüyanı Mahallesi’nde 11 Ağustos 2017 tarihinde terör örgütü mensuplarının yerini güvenlik güçlerine göstermek için giderken açılan ateş sonucu Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan 15 yaşındaki Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül, PKK’nın fesih kararını duyurmasını, “PKK silah bırakacaksa daha şehitlerimiz olmayacaksa, Eren’ler daha şehit edilmeyecekse şehit annesi olarak bu işe onay veririz” ifadeleriyle değerlendirdi.
Terör örgütü DHKP-C’nin İstanbul Adliyesi’ndeki makamında hayattan kopardığı Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın babası Hakkı Kiraz da, terör örgütü PKK'nın fesih kararı almasının ardından yaptığı açıklamada, “Bir baba olarak yüreğim yanıyor ama devletimiz her şeyden daha önemli. Evet oğlumuzu çok seviyoruz ama herkes şunu iyi bilsin ki biz devletimizi ve milletimizi oğlumuzdan da çok seviyoruz” dedi.
Her iki açıklama da Anadolu insanının feraset ve olgunluğunu, imanını nasıl ortaya koyuyor değil mi?
Peki, siz canlarını teröre kurban veren bu anne babamızdan daha mı vatanseversiniz? Daha mı milliyetçisiniz?
Milliyetçilik, vatanını, milletini çok sevmek ve vatanının milletinin iyiliğini istemektir.
Bu yüzden ne olur vatanımızın, milletimizin bekası için, iç barış için atılan adımlara saygılı davranın. İyiliğin, barışın karşısında durmayın.