Komprador fıkrası!
Komprador fıkrası!
MUHAMMET KUTLU
Koç Holding “Şeref” Başkanı Rahmi Koç, İzmir Balçova’da katıldığı bir hastane açılışında kamuoyunda büyük tepki çeken ve sosyal medyada gündem olan son derece yakışıksız ve çirkin bir fıkra anlattı biliyorsunuz.
Sözüm ona özel hastane açılışının anlamına binaen, sağlık ve doktor temalı bir fıkra anlatan Koç, “Kürt kadın hasta” ifadesini ve etnik kimliği içeren son derece rahatsız edici bir üslup kullandı.
Bu ifadeler etnik kimlik ve kadın bedeni üzerinden ayrımcı, aşağılayıcı ve cinsiyetçi bulunarak sosyal medyada büyük bir infiale neden oldu.
Yaşanan siyasi ve toplumsal tepkilerin ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili re'sen soruşturma başlatırken, Koç Holding “Şeref” Başkanı Rahmi Koç, “Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim” şeklinde kuru bir özür mesajı yayınladı.
Lütfetmiş…
Milyonları ayağa kaldıran çirkin fıkrasından bile kısa ve kuru bir özür açıklaması yaparak, kendince kuyruğu dik tutmuş.
Bir başkent habercisi bakışıyla, Rahmi Koç’un neden durduk yere Kürt kadınların iffetini hedef alan ve bir kahvehane ortamında bile anlatılması hoş karşılanmayacak böyle çirkin bir fıkrayı, üstelik protokol içinde ve kameralar karşısında anlattığını düşünüyorum.
Düşünüyorum da nedense aklıma, başarılı bir şekilde tamamına eren ve terör örgütü PKK’nın eksik aksak da olsa eylemlerini sonlandırıp kendisini lağvetmesiyle, ülkemizin iç cephesini tahkim etmesini sağlayan “Terörsüz Türkiye” süreci geliyor.
Türkiye’nin devlet aklının, siyonist terör devleti İsrail’in iyice kudurduğu bir dönemde, soykırımlar ve işgallerle bölgemizin tam bir cehenneme dönüştürüldüğü sırada hayata geçirdiği tarihi süreçle iç barışı sağlaması çok ama çok önemliydi.
Onlarca yıldır başta ülkemiz olmak üzere bölgede çok sayıda terör örgütünü kurdurup besleyen siyoemperyalistlerin tam ihtiyacının olduğu sırada birden bire PKK terörünün bıçak gibi kesilmesi onlara çok ağır geldi.
Oysa İsrail ve emperyalistlerin Türkiye’nin terör eylemleri ve toplumsal hareketlerle karıştırılmasına çok ihtiyacı vardı.
Size şu kadarını söyleyebilirim; Eğer PKK terörü yakıp yıkmaya devam etseydi, ülkemiz terör olaylarıyla tekrar güçsüz düşüp içine dönmek zorunda kalsaydı, komprador burjuvazinin öncülerinden biri olan Koç, Kürt kadınları aşağılamak bir yana, tam tersi el üstünde tutardı.
Tıpkı Gezi olaylarında otelini ülkeyi yakıp yıkan eylemciler için revire ve acil müdahale merkezine çevirdiği gibi…
Yabancı sermaye ve şirketlerle ticari iş birliği yapan, genellikle dış güçlerin veya emperyalist yapıların yerel pazarlardaki ve ülke içindeki çıkarlarına aracılık edip onları temsil eden kişi veya gruplara yapılan “komprador burjuva” tanımlaması, işte bu yakışıksız fıkrayla bir kez daha anlam kazanıyor.
Kanaatimce, 100 yıldır ülkemizde mümessilliklerini yapan bir grubun başındaki kişiye fıkra ısmarlayıp Kürtlere “Türkiye’ye karşı savaşmazsanız, böyle aşağılanırsınız” mesajı vermiş olmalılar.
Kompradorların fıkrası bile böyle oluyor demek ki…
Tam burada, Adriyatik’teki kritik öneme sahip Sazan Adası’nı ikinci Epstein Adası yapacak projeye peşkeş çeken yöneticilere karşı ayaklanarak projenin çöpe atılmasını sağlayan Arnavut halkının kahramanlığı geliyor akla…
Arnavut kardeşlerimizin gösterdiği vatan savunması ve kahramanlığa selam olsun.
Yalnız, önümüzdeki günlerde başka bir kompradorun da ülkemizde de yoğun olarak bulunan Arnavutları hedef alan bir çirkinliği ile karşılaşırsak kimse şaşırmasın.