Keşmir gerçeği ve Hindistan saldırganlığı
Keşmir gerçeği ve Hindistan saldırganlığı
MEHMET KOÇAK
Pakistan ile Hindistan arasında haftalardır süren gerilimin, sıcak çatışmaya dönüşmüş olması tüm dünyada endişeyle takip ediliyor.
Hindistan’ın idaresindeki Cammu Keşmir’in Pahalgam bölgesinde silahlı kişilerin 22 Nisan’da turistlere ateş açması sonucu 26 kişinin hayatını kaybetmesi, çok sayıda kişi yaralanmasına sebep gösterilse de çatışmaların yeniden başlatılması her iki ülkenin Keşmir üzerindeki 70 yıllık hesaplaşmasının bir sonucu olduğu açıktır.
Pakistan, suçlamaları reddettiği ve saldırganların Pakistan’dan geldikleri ispatlanmadığı, ayrıca Hindistan, ‘İndus Suları Anlaşması’nı askıya almış olmasından sonra Hindistan’ın hava saldırıları başlatmış olması, olayların bir plan dahilinde savaş başlatma niyetiyle gerçekleştirildiğini göstermektedir.
Karşılıklı restleşmeler ve meydan okumaların savaşa dönüşmesi hiç şüphesiz sadece iki ülke için değil, aynı zamanda bölge ve dünya barışı için de tehlikeli bir gelişmedir.
*
DÜNDEN BUGÜNE KEŞMİR SORUNU
Pakistan 14 Ağustos 1947’de Hindistan’dan ayrılarak bağımsızlığını kazanmıştır. Pakistan, resmî adıyla ‘Pakistan İslam Cumhuriyeti’ bir ülkedir. 241,49 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık beşinci ülkesinin yanında en büyük ikinci Müslüman topluluğuna sahiptir.
Keşmir’in yüzde 45’i Hindistan’ın, yüzde 35’i Pakistan’ın ve yüzde 20’i Çin’in kontrolünde.
Keşmir sorunu, bölgede İngiliz hakimiyetinin sona erdiği 1947’den önceye dayanıyor. Diğer bir ifadeyle Keşmir, 78 yılı aşkın süredir Hindistan ve Pakistan arasında tartışma konusu.
Ancak iplerin kopması, İngilizlerin gidişiyle başladı. Hem Pakistan hem de Hindistan, Müslümanların çoğunlukta olduğu Keşmir üzerinde hak iddia ediyor.
1947 yılından beri Keşmir’in bir kısmı Pakistan ve Çin’in kontrolünde bulunuyor.
Hindistan’ın Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını ilan etmesi ve 1947’de bölünerek Pakistan’ın kurulmasının ardından iki ülke Keşmir yüzünden iki kez savaşa girdi.
Şimdi ise Hindistan’ın Pakistan’a saldırısıyla başlayan çatışmalar, her iki ülkenin nükleer güce sahip olması nedeniyle tüm dünyada endişeyle takip edilmektedir.
Dünya yeni bir insanlık faciasıyla karşılaşmaması için, kaba kuvvete başvuran Hindistan dizginlenmesi adına Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde girişimler başlatılmalı, ‘Uluslararası Toplum’ ise derhal devreye girmelidir.
Hindistan çeşitli bahanelerle çoğunluğu Müslüman olan Keşmir’de şimdiye kadar yapılmasına engel olduğu referanduma izin vermeli ve de referandumun sonuçlarına saygı göstermelidir.
Aksi halde 70 yılı aşkın süredir devam eden Keşmir sorunu çok daha tehlikeli bir boyuta sürüklenecektir.
Daha doğrusu bu savaş durdurulamaz bir şiddet sarmalına sürükleniyoruz.
*
Türkiye-Pakistan ilişkileri, devletler arasındaki sıradan ilişkilere hiç benzemeyen kendine özgü, inanç kardeşliği üzerinden bozulmayan bir dostluğa sahiptir.
Pakistan halkının öncülüğünde Güney Asya Müslümanlarının Türkiye’nin kurtuluş savaşına verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, Türk halkının zihinlerinde silinmez bir yeri vardır.
Pakistan’ı bağımsızlığa taşıyan Muhammed Ali Cinnah’tan bu yana tarih, fikir, ideoloji, ekonomi, kalkınma ve demokratikleşme alanında Türkiye’nin etkileşim alanında yer alan kadim dost ve kardeş ülke Pakistan’a yönelik Hindistan’ın başlattığı saldırıları kınanarak, “Bu zor günlerde”, ülke ve millet olarak kardeş Pakistan’ın yanında olduğumuzu tüm dünyaya bilmelidir.