İsrail’e “One minute” çekme zamanı gelmiştir
İsrail’e “One minute” çekme zamanı gelmiştir
MEHMET KOÇAK
İsrail, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Suriye Milli Ordusu’nu yeniden inşa etme ve İsrail saldırılarını engellemek amacıyla Suriye’de askeri üs kurma ihtimali olan bölgelerden biri olan T4 Hava Üssü’nü bombalaması, Türkiye’ye yönelik bir gözdağı olduğu bir gerçektir.
Türkiye’nin karşı bir operasyon başlatacağı korkusu üzerine Siyonist İsrail’in katil başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da basının önünde “Suriye’de Türkiye ile çatışmak istemiyoruz” diyerek adeta Trump’tan yardım istemesi bir korkunun eseri olduğu ise diğer bir gerçektir.
Siyonistler her zaman ‘iki adım ileri, bir adım geri’ taktiğine başvururlar. Zira bu taktikle bir adım geri atmış olsalar da bir adım ileri geçmiş olurlar.
Aslında bu ‘Siyonist taktiği’ yeni değildir, daha öncesinde de Gazze’deki soykırımı sürdürürken, Lübnan Hizbullah’ına ve daha sonra İran’a yönelik saldırılarında hep aynı taktiği kullandı.
“Biz saldırdık onlar cevap vermezsin” anlamında “Biz Hizbullah’la savaş istemiyoruz”, “Biz İran ile savaş başlatma niyetinde değiliz” gibi cümlelerle kurmuş ve Türkiye, Mısır ile Suudi Arabistan’ın misilleme olmaması için yardım etmeleri için devreye girmelerini istemişti.
Şimdi aynı nakarat.
*
Aslında Siyonist İsrail gerçekten Türkiye’nin askeri gücünden ve potansiyelinden çekiniyor.
Belki bir kaza veya bir yanlışlık sonucu İsrail ile Türkiye karşı karşıya gelebilir. Onun dışında kasten bir sıcak çatışma olma ihtimali yok denecek kadar düşük bir ihtimaldir.
Çünkü, İsrail›in Türkiye ile çatışmaya girme askeri kapasitesi yeterli değil.
Nitekim Eski Mossad Terörle Mücadele Daire Başkanı Oded Eilam, ‘İsrail›in Türkiye ile askeri kapasitesinden dolayı Suriye’de bir çarpışmaya girmekten kaçınmalı’ derken, hem ABD hem de Avrupalı siyasiler ve askeri stratejistlerin değerlendirmelerinde buna benzer soruları sorarak İsrail’deki karar vericilere “karşınızda bir Arap ülkesi yok, Türkiye var. Sabır sınırlarını zorlamayın ve Türkiye ile karşı karşıya gelecek girişimlerden kaçının” şeklindeki uyarıları dikkat çekmektedir.
Dışişleri Bakanımız sayın Fidan’ın ifade ettikleri gibi “İsrail tabir-i caizse kaşıyor ve sınırları aşıyor. İsrail’in Suriye’de şu anda izlediği politika bir provokasyon politikası.”
Şimdi asıl soru şu:
İsrail, Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemiyor ise Türkiye’nin askeri üsler kurmayı hedeflediği alanlara neden saldırıyor? Ayrıca Suriye’den kendisine karşı hiç bir tehdit olmadığı halde Suriye’ye saldırlar düzenleyerek, güney bölgesini işgal etme ve Suriye içişlerine müdahalenin sebebi nedir?
Çünkü, ABD, Türkiye’nin İsrail’e bir askeri operasyon başlatmasına engel olacağına inanıyor ve ona güvenerek bu saldırıları ve Türkiye karşıtı şovlarını gerçekleştirdi.
Peki, bundan sonra ne olur?
İsrail ordusu, 2 Nisan’da Türkiye’nin üs kurabileceği Suriye’de bazı askeri ve altyapı tesislerini vurması sonucu, Ankara’nın yeni Suriye yönetimi ile ilişkileri üzerinden İsrail ile yeni bir gerilim hattına girdiği doğrudur.
Bu saldırının sebebi Türkiye’nin Suriye’yi sahiplenmesi ve İsrail’in bölgesel hedeflerine engel teşkil etmesidir.
Türkiye’nin şuan ki sessizliği ile ‘ani bir misillemede bulunur’ konusu İsrail’i korkutuyor.
Bu konuda Beyaz Saray’daki ortak basın toplantısına katılan Netanyahu’nun ABD Başkanı Trump’dan yardım dilemesi bu korkunun bir sonucudur.
Türkiye’nin Suriye’de askeri üs kurma amacı, İsrail’in Suriye’ye yönelik haksız saldırılarına karşı caydırıcı bir tavır içinde olmak, ayrıca Suriye’nin milli güç kapasitesini artırma adına ‘Suriye Milli Ordusu’nun inşasına eğitim olarak katkı sağlamaktır.
Ancak İsrail’in karşı saldırı şovlarıyla Türkiye’nin Suriye’deki varlığını, Yeni Suriye’nin istikrarı ve güvenliğine desteğini engellemesi asla mümkün değildir.
ABD öncülüğündeki Batı’nın sınırsız desteğiyle dünyaya meydan okuyan, işgal ve yıkımın yanında soykırıma varan toplu katliamlar gerçekleştiren İsrail’e bir “van minüt” (One minute) çekme zamanı gelmiştir.