Almanya’da ters rüzgârlar esiyor…
Almanya’da ters rüzgârlar esiyor…
MEHMET KOÇAK
Almanya tarihinin en kritik seçimlerinden birini yaptı, ancak siyasi istikrarsızlığa sebep olan hükümet sorunu aşılamadı.
Almanya’daki siyasi kriz, Alman Şansölyesi Olaf Scholz, FDP’li Finans Bakanı Christian Lindner’i görevden almasıylabaşlamış ve Sosyal Demokrat Parti, çevreci Yeşiller ve liberal FDP’nin 2021’de kurduğu 3’lü koalisyon, 7 Kasım 2024’de çökmesiyle erken seçime gidilmiş oldu.
Ancak, tüm bu olumsuz gelişmelerin daha kötüsü 23 Şubat’ta gerçekleştirilen erken seçimlerde hem var olan siyasi krizin aşılamaması ve hem de aşırı sağı temsil eden Almanya için Alternatif (AfD) partisinin rekor bir oyla seçimi ikinci sırada bitirmesi oldu.
Avrupa genelinde olduğu gibi Almanya’da da aşırı sağın engellenemeyen yükselişi çoğulcu demokrasi savunan çeşitli halk katmanlarında derin endişelere sebep oldu ve de olmaya devam ediyor.
*
Almanya son yıllarda hızla güçlenen Çin ile yaşanan ticaret gerginliklerinin ardından ikinci defa ezici bir halk desteğiyle tekrar Beyaz Saray’a dönen Donald Trump’ın Almanya’nın liderliğini yaptığı Avrupa’ya karşı giderek daha da sertleşen karşı politikalarıyla boğuşan Almanya, şimdi ise hükümet kriziyle karşı karşıya.
Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin başbakan adayı muhafazakâr lider Friedrich Merz’in Almanya’nın yeni başbakanı olması bekleniyor.
Almanya seçimlerinde Muhafazakar Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri % 32 olan oy oranı %29 kadar düşmüş olmasına rağmen seçimi önde tamamladı. Ancak, tek başına iktidarın sahibi olamadığı için alternatif koalisyon arayışları tartışılıyor.
Çünkü geleneksel merkez sağ ve merkez sol partilerin seçimlerde oylarını üçe katlayarak oy oranını % 19.5’e çıkarmayı başaran ve Almanya’nın ikinci büyük partisi olmasına rağmen aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi ile hükümet kurmak istemiyor.
Almanya’daki siyasiler bir yandan seçim sonuçları üzerinden yeni bir hükümet arayışlarıyla siyasi tıkanık aşmaya çalışırken, diğer yandan ise aşırı sağın hızlı yükselişine sebep olan yanlış politikaları araştırıyor.
Almanya’da aşırı sağ (AfD) partisi’nin ikinci büyük parti olacağı belliydi. Nitekim genel seçim öncesi 1 Eylül 2024’de Almanya’nın iki eyaletinde yapılan seçimlerde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi rekor düzeyde oy almıştı ve genel seçimlerde % 20 oranına kadar oylarını yükselteceği anketlerde gösterilmişti.
Almanya’daki seçimlerin sonucunu “acı verici” olarak nitelendiren sol ve sağ demokratlar, AfD partisine adeta savaş açmış durumda.
AfD partisinin Almanya’ya zarar verdiği, ekonomiyi zayıflatıyor, toplumu böldüğü ve ülkenin itibarını yıktığını iddia ederek (AfD) partisi’ne karşı birleşme çağrılarını tekrarlamaları yeni siyasi bir kaosun içine doğru sürüklenmekte olduğunu gösteriyor.
Ancak şu bir gerçek; AfD’nin yükselişi yıllardır iktidarı elinde bulunduran partilerin yanlış politikalarının bir sonucudur.
*
Almanya, Türkiye’nin ciddi bir ekonomik partneridir. Ayrıca, Almanya’da Türkiye’den göç geçmişi olan yaklaşık 3 milyon kişi yaşarken, aralarından kabataslak 1 milyonunun Alman vatandaşı olduğu tahmin ediliyor.
Bu gerçekten hareketle ifade etmek isterim ki, Almanya seçimleri sadece Almanları veya Avrupalıları değil aynı zamanda bizi de yakından ilgilendirdiği bir gerçektir..
Aşırı sağ 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez eyalet seçiminden sonra genel seçimlerde de yükselişi söylem ve eylemleri nedeniyle Almanya’daki Türk Toplumunu da endişelendirmektedir.
Almanya’daki Türkler ve diğer yabancılar, AfD’ye artan desteği “dehşet verici” olarak nitelendirmesi ve bazı göçmen kökenlilerin ülkeyi terk etmeyi planlamış olmaları bu endişe ve korkuların en bariz örneğidir.
Ters rüzgârların estiği Almanya’da şimdi, tüm demokratik partilere düşen görev, aşırı sağcıların yer almayacağı istikrarlı hükümetler kurmak ve halkın beklentilerine cevap verecek icraatları gerçekleştirmektir.