Kur’an’ı anlamak lüb akıl işidir

13 Ocak 2019 Pazar

Kur’an-ı Kerim’i kabul edenler, ömürlerini onun hizmetine adamışlar. Kabul etmeyenlerin kimileri onunla uğraşmış ve ömürlerini heder etmişler. Kur’an inişi ile başlayan direnişler, entrikalar ve düşmanca manevralar günümüze kadar süregelmiştir.

Daha Kur’an’ın nüzulü sırasında, çıkar çevreleri, harekete geçti ve kendilerince engelleme çalışmaları başlattılar. Bu bozguncu fesat odakları İslam diyarında önü alınmaz tefrika türettiler. Tevhid dışı ve zulmet ortamında her tür saldırıyı uyguladılar. Bu saldırılar, Kur’an’a değil, davasına yeteri ölçüde sahip çıkmayan müslümanlara zarar verdi. Gerçekten bu yıkıcı odaklar, tarihin her döneminde değişik yöntemlere başvurmuşlar ve müslümanların zaaflarını tesbit edip yıkıcı fikir ve sinsiliklerini ana damardan enjekte etmeye çalışmışlar. Bu yıkıcı odaklar sayılamayacak kadar çok tefrika grupları ihdas etmişler ve seri üretime geçmişler. Şeytanî entrikalarla Kur’an atmosferinde çok gedik açmaya teşebbüs etmişler. Onların takipçileri, bugünki yıkıcılar da eski yıkıcıların yolunda devam etmektedirler.

Kur’an’ı layıkı veçhiyle anlayanlar onunla cihat etti ve hizmet verdiler. Kur’an onları tebcil eder. Kur’an, yıkıcı ve bozguncuları fitne çıkarmak ve Kur’an’ın te’vilini yapmak gibi üzerlerine elzem olmayan işlerle sahtekârlıklarını belgeler. Allah Teâlâ bu meseleyi Âli İmran suresi yedinci ayetinde açıkça beyan eder. Bu ayet ayni zamanda içlerini gösterip teşhir etmektedir. Kur’an’ın muhteviyatına dil uzatanların buna dikkatle yoğunlaşmaları gerekir.

Sana Kur’an’ı indiren O Allah’tır. Bu Kur’an’ın bir kısım ayetleri muhkemdir. Bunlar Kur’an’ın anasıdır. Diğer bir kısım ayetler de müşabihtirler. Kalplerinde eğrilik, bozukluk olanlar, fitne çıkarmak ve te’vilini yapmak için Kur›an›ın müteşâbih ayetlerine takılırlar. Hâlbuki o müteşâbihin te’vilini yalnız Allah bilir. İlimde uzmanlaşmış kimseler ise: “Biz o ayetlerin hepsinin Rabbimiz katından geldiğine inandık”; derler. Bunları ancak tezekkür ederek öğüt alacak kimseler lüb akıl sahipleridir. (Âli İmran: 3/7)

Kur’an’ın içeriği hakkında yeterli bilgisi olmayanların, müslümanları şüpheye düşürmeleri kendi eksikliklerinden kaynaklanır. Allah Teâlâ bu tip insanları da bildiği için onlara hadlerini bildirerek buyurur ki; Gerçekten O Kur›an, hak ile batılı ayırt eden kesin bir kelâmdır. O, boş bir söz, şaka, alay ve eğlence konusu bir kitap değildir. Onlar elbette tuzak kuruyorlar; Ben de onlara tuzak kuracağım. Onun için, o kâfirlere mühlet ver. Hem de az bir mühlet! (Târık:86/13,17) Allah Celle Celaluh, Kur’an ve Kur’an’ın muhteviyatı hakkında ileri geri, yalan yanlış iddialarda bulunan müteşebbisleri nâsiyelerinden yakalayarak uyarıyor. Kur’an gibi bir hazineyi, Emin melek Cebrail aleyhisselam Allah Teâlâ’dan aldığı gibi Emin Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e emanet etti. Gökten gelen Emin Yerdeki O Emin zat ile her ramazan ayında mukabele okurlardı. Son ramazanda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kur’an’ı iki kez arz etti ve arzaî âhire ile görevini ikmal etti.
            Emin melek Cibril aleyhisselam Kur’an’ı hassasiyetle emin peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e emanet etti. Allah Teâlâ; Ey Rasûlüm söyle: Her kim Cibrîl’e düşman ise, kininden helâk olsun. Gerçekten Cibrîl, daha önce indirilen kitapları tasdik etmekte olan Kur’an’ı, Allah’ın izniyle senin kalbine indirdi ve Kur’an, doğru yol gösterici, müminlere derecelerle kurtuluşu müjdeleyicidir. (Bakara: 2/97) Bu ayet ile Fatır suresindeki ayet arasında bağlantı ve bütünlüğü görmek anlamayı kolaylaştıracaktır. Ayni zamanda gelen ayetin mealini idrak düzeyinde anlayıp muhasebe yapmak, yüksek lütuftur.

Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan orta halli olanlar vardır. Onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde yarışan öncüler vardır. İşte bu pek büyük lütuftur. (Fâtır: 35/32) “Kur’an bugün elimizde olduğu şekliyle gökten indirilmiş kitap değildir” diyen zihniyet müfteridir. Cenab-ı Hak, bu tür insanların yalancılıklarını ilan eder; O Zikri Kur’an’ı biz indirdik biz. O’nun koruyucusu da elbette biziz! (Hicr: 15/9) Bu kadar açık ve bu kadar muhkem ayetler karşısında Kur’an hakkında fitne ve fesat yaymaya kalkışanlar ayetleri yalanlamaktadırlar. Pekiyi, bunda müslümanların sorumlulukları yok mudur?! Esselamu aleykum.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Huseyn CiftciHuseyn Ciftci9 ay önce
    bozeren rumuzlu şahıs, ve Osman Yıldız rumuzlu şahıs, dinleyin: "lüb" kelimesi Kuranî bir terimdir ("lubb"). insanın aklı anlamına gelir. ulul elbab dediğimiz terimdeki "elbab" da bunun çoğul halidir (el bab değil, elbab, yani bitişik olarak). senin zikrettiğin, Türkçemizde de kullanılan löp ("löp yumurta" ifadesinde olduğu gibi) kelimesiyle aynı kökten gelenbir terimdir. soracağınıza araştırıp öğrenin, futbol maçı veya tv dizisi olsaydı bilirdiniz tabii
  • Ali rızaAli rıza9 ay önce
    Hocam kur’anı kerim nilinen konuşulan bir dille indirilmiş , bu çok net , muğlak bir annamı yok , her şey açık , lül elelbeb , arapça bilenler bilir özün özü demektir ,misal ağacın kabuğu var özü var , öyle düşünün , derinlemesine düşünen var , tefekkür eden var , gülüp geçen var , ki müslümanlar islamiyetten en az nasibini alan ümmettir çünkü Hz,Muhammet ve kuranın yolundan değil mezhep iimamları ve kimin dediği belli olmıyan muhaddislerin yolundadır , Hz Ebubekir halife olunca hadis uyduranları yasaklamıştır , ilk hadisler hz muhammedin vefatından 190 yıl sonra uydurulmaya başlandı, biz kuranın yolunda olsaydık bu durumda olmazdık,.
  • SafaSafa9 ay önce
    Yazı on numara, lakin Kuranı anlama yönünede atıfta bulunsaydın dahada güzel olurdu. Bizde Kuran okumayı anlamadan teberrüken cenazelerde bazı program açılışlarında okuyoruz. Yani adet olduğu dan. Anlayalım diye kimsenin bir derdi yok. Bütün mücadele telaffuz olarak okumayı öğren birde namaz kılacak kadar kısa surelerden ezberle tamam Kurana en büyük hizmeti yaptın demektir. Bumudur hizmet. Buna kargalar bile güler. Onun için model alınabilecek kaç müslüman var ki zamanımızda?
  • bozerenbozeren9 ay önce
    Lüb nedir arkadaşım??! Türkçe konuşun ki anlayalım. Siz lüb deyince biz lüp, lüpçülük, löp,.. vb.. anlıyoruz.  Makul olun biraz.
  • mhmtmhmt9 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Allah kimseyi hidayetten ayırmasın, herkese hidayet versin. Doğruyu söylüyorsun iyi güzel de, uygulamalara bakınca sanki din tüccarlığı için din kullanılıyor gibi olunca dinleyen kalmıyor, şüpheler artarken inandırıcılığımızı ortadan kaldırıyor. Bizim dindarlarımız vurguladığınız şikayetleri gerçekleştirmiyor mu? İnançsız ya da ne idiği belli olmayan inancının gereğini yerine getirerek ortalığı karıştırırken bizim cenah ise din tüccarlığı ile bir koltukta iki karpuzu nasıl taşıyor, taşıyormuş ayakları yapıyor, bir çuval inciri mahvediyor. Yani şeytanın yapması gerekeni din tüccarlığı ile dindarlar aynen yapmıyor mu?Gerçekten çok bildiğimiz için çorba yapıyoruz. Çorbalar ise bataklıkları artırırken eğlenerek batıyoruz. Sol kesim SİMÜLASYON, EVRİM, SANAL ZEKA, ... bilim ayaklarıyla batırırken sağ kesim dünyaya kazık çakmak için din tüccarlığıyla sözde cemaat ayaklaryla dini hüpletiyorlar. Kuranın ne müşabih ve ne de müteşâbih ayetlerini takan var mı? Sahi din tüccarlarıKURANı takar mı yoksa kullanır mı? Gerçekci olmaz isek daha çok böl parçala yoket oyunuyla oynarlar, oynuyorlarda... Nerede ASRI SAADET yaşanıyor? Tağuta "LA" demelisiniz diyorsunuz ama bir taraftan da tağutsuz olmaz deyince "ALA" demelisiniz der gibi oluyor. Bir koltukta iki karpuz ile yaşayın derseniz bir çuval inciri mahvederiz. Ediyoruz da... Demokrasi ile demogojinin dibini gördük. Hainleri asmayıp besleyerek caydırıcı cezaların nasıl ceza ise dibini gördük, zina sonucu oluşan gençlik DNA testleriyle anasını babasını bulmaya çalışıyor, kredi kartlarıyla faize alıştırıldık, yoksullukla köleliği geri getirdik, haramı helal yaptık, alınterinin karşılığı alınmayınca ve soğutularak karşılığını alamayan vatandaşlarla hile yalan dolan kandırma aldatma yollarını çoğaltmak yönlendirmek özendirmek, sui zannın tavanına çıkmak, yalanın dibine vurmak, faize alıştırılmak, kısa yoldan köşeyi dönemezseniz kumar piyango son çaredir yapışın demeye çalışmak, yaşın yanında kuruyu yakmak, adaleti aramak, iftira ile ocakları söndürmek ise meze olmuş beyler... Anormaller hayatımıza normal şeyler gibi girmiş sokulmuş anlatılmış yaşanmış yaşanmaya devam ediyor. Gel de düzeltebilirsen düzelt. Siz neyin peşindesiniz? Bataklıklar büyürken sivrisinekleri yok etseniz gerçekten güven verebilir misiniz? Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, alan kim? Geciken adalet zulümdür, geciktiren, zulüm yapan kim? Kısasa kısas çözümdür ama istemeyen kim? Sahi elimizi tutan mı var? Ayasofya açılacakmış, açılmasını istemeyen kim? Sahi elimizi tutan mı var? Neden idam gelmez, Ayasofya açılmaz, zina yasaklanmaz, faiz zina kaldırılamaz, içki yasaklanmaz, piyango kaldırılmaz, .....? ? ? Bataklıklar çoğalırken dosdoğruyu söylemek ama yaşayamamak yaşamamak yaşanmasını fitnelerle engellemek şüpheleri çoğalttıp güven kaybettirmek din tüccarlığıdır? Tabi biz yanlış anlıyoruz? Bize deniyor ki sen bataklıklarda bulunsan da doğruyu biliyorsun yanlışa dalma, bireysel yaşamana bak. Harp hiledir? Harpteyiz. Yaşın yanında kuruyu da yakacaksın ki uyanış olmasın, şüpheler olmasın. Bir gün bir uyanacaksın. Hokus pokus olmuş. Asr-ı Saadet dönemi başlamış. Yahu beyler, Kuranımızın rotası ve örnek olan Sevgili Peygamberimiz (sav) in örnek yaşayışı böyle midir? Hayatı boyunca bir kez bile yalan söylemeyen Sevgili Peygamberimiz (sav) demagoji mi yaptı? Bataklıklarda din tüccarlığı ile dini anlatmak yada dosdoğru dini anlatmak güven vermiyor, bataklıklarda battıkça batıyoruz. Din tüccarlık gibi yaşanırsa şüpheler artıyor, güven azalıyor. Kainatı yoktan var eden, fiziki kanunları yaratan, zerrelerden yıldızlara tüm kainata hakim olan Allah’ın gösterdiği doğru yol olan İslam dininin kanunlarına şeriat kanunları denir. Şeriat hükümleri Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerif ve icmaya dayanır. Şeriat Allah’ın koyduğu dini ve dünyevi hükümlerin tümüdür. Sevgili Peygamberimiz(sav) buyuruyor: “Ey amca! Allah’a yemin ederim ki GÜNEŞ'i sağ elime, AY'ı da sol elime verseler yine de bu davadan vazgeçmem, Ya Allah bu dini hakim kılar ya da ben bu yolda yok olur giderim.” Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, servete, şöhrete ve debdebeye asla itibar etmedi. Zaman oldu ki, Arabistan'ın bütün hazineleri ve altınları eline geçtiği, tabir caiz ise, dünya her şeyi ile O’na iltifat edip, kendisini cezp etmek istediği halde, O onlara itibar etmedi ve onlardan ne KENDİSİNE BİR PAY ayırdı, ne YUMUŞAK YATAKTA yattı, ne LEZİZ YEMEK yedi ve ne de İHTİYACINDAN FAZLA BİR KAT ELBİSE giydi. Hz. Ömer (r.a) şöyle anlatıyor: “Bir gün Allah Resulünü ziyarete gitmiştim. Hizmetçisi Rebah’dan izin istedim ve içeri girdim. Allah Resulü bir hasır üzerine yattığı için, YÜZÜNE HASIRIN İZLERİ çıkmıştı. Tahtadan yapılmış olan dolaba baktım; bir tasın içinde sadece biraz arpa vardı. Bu manzara karşısında duygulandım, gözlerim doldu ve kendisine: Ey Allah’ın Resulü! KİSRALAR ve KAYSERLER saraylarında lüks ve rahat içinde yaşarlarken sen burada sıcağın altında, mübarek vücuduna hasırın izleri çıkmış olarak yatıyorsun. Halbuki sen Allah’ın Resulüsün. Müsaade etsen de sana bir yumuşak yatak yaptırsak.” dedim. Allah Resulü tebessümle yüzüme baktı ve şöyle buyurdu: “Dünya benim neme gerek Ya Ömer! Dünya onların, ahiretin ise bizim olmasına razı olmuyor musun?” Örnek yaşayış nerede Müslümanın diyen vatandaşlarımızın yaşayışı nerede? Örnek olacaklar ördek oldukça lafla peynir gemisini yürütür dururuz. arkasından nerede hata yaptık ayakları yaparız. Caydırıcı cezalar konulup herkese eşit uygulanmadan lafla düzelme de olmaz. Okullarda ve ailelerde anlatılanın tersi uygulandıkça da boşa kürek çekmeye devam ederiz. At izini it izine karıştırıp masumları yakanları görmemek, yaşın yanında kuruyu yakmak, adaleti geciktirip zulüm yapmak, sui zannı tavan yapıp haşa ilah gibi hiçbir suçu olmayanların bile kalbini okuyup kriptodur diyerek hainler yerine vatanseverleri hain ilan etmek, uç maymunu oynayıp maymuncuk gibi her kapıyı açmak ve dini kendimize uydurmak uzaylıların yaptığı yanlışlardan birkaçı galiba. Böyle olunca da şüpheler artıyor, inandırıcılığımız da kalmıyor. Yani dini dosdoğru anlatsanız da uygulamalar tersi olunca din tüccarlık olarak yaşanırken nimetler imtihanı kaybetmemize yol açıyor. Laf çok, çok bilmişlik çok, kitap yüklü eşşekler gibi davranış çok başımıza taş yağmadığına şükredelim. Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Ebû Sa‘îd’den rivayet edilen hadiste Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyurur: “Sizden biriniz, bir münker (kötülük) gördüğünde onu eli ile düzeltsin. Buna gücü yetmiyorsa dili ile düzeltsin. Buna da gücü yetmiyorsa kalbi ile (buğz etsin)! BU SONUNCUSU; İMANIN EN ZAYIFIDIR:” (Birçok kaynakta geçmektedir. Müslim, Sahîh, c. 1, s. 69, Hd. 49; Tirmizî, Sünen, c. 4, s. 469, Hd. 2172; Ebû Dâvûd, Sünen, c. 1, s. 296, Hd. 1140; İbn Mâce, Sünen, c. 2, s. 1330, Hd. 4013; Begavî, Mesâbîhu’s-Sünne, c. 3, s. 407, Hd. 3983 ) Durmak yok yola devam. Yol akibetimizi belirleyecek. Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • MüslümMüslüm9 ay önce
    Kur'an'ı anlamak için önce okumak lazım.2 - 3 farklı mealden okuyan, az çok Kur'an'ın mesajını anlar. Anlamadığı yeri de ya bilen bir hocaya sorar veya tefsirine bakar. Halkın yüzde 92'si Kuran mealini okumamış/okutulmamış, nasıl anlayacak? Bâtınî gnostikler gibi diyorsanız ki; "Kur'an'ın sizin anlamayacağınız gizli manaları vardır. Siz zahmet etmeyin, biz (hocalar) zaten açıklıyoruz. Siz okursanız yanlış anlarsınız."O vakit başka...
  • Osman YıldızOsman Yıldız9 ay önce
    Sayın yazar, "lüb akıl" ne arkadaş.? ... okuyanların yüzde birinin bile bilemeyeceği yazının tamamından da net anlaşılmayan"lüb akıl" tamlamasını.! ..
  • Deli KadirDeli Kadir9 ay önce
    Bizim Müslüman Türk anlayışımız: başörtülüsü var tamam ! Ama gel gör ki başı örtülü ! İçkili viskili Bar larda zaman geçiriyor ! Başın bağlı ? Bar da ne arıyon? Baş bağlı ama üstünde Gucci marka gözlük . Topuklu ayakkabı 13 cm ! Türk usulü islam !

Günün Özeti