Tavzih: Nüzulü İsa Meselesi
Tavzih: Nüzulü İsa Meselesi
İDRİS GÜNAYDIN
Akit Gazetesinden sayfa komşum Yaşar Değirmenci Bey benim “İsa Peygamber öldü. Artık gelmeyecek” yazımı okuyan okurlarının o makaleyi kendisine gönderdiklerini, buna bir tavzih yazısı yazmamın isabetli olacağını özelden yazmış. Kendisine teşekkür ediyorum.
Hz. İsa’nın gelip gelmeyeceği (Bak: İslam Ansiklopedisi Nüzulü İsa maddesi) Hıristiyan, Yahudi ve İslam Dünyasında tartışılan bir konudur. Haddi zatında her dinde kıyamete yakın veya zamanın ahirinde bir kurtarıcı geleceği inancı vardır.
İsa Peygamberin ölmediği, yeniden geleceği ve peygamberimizin getirdikleriyle yani Kur’an ve sünnetle insanları Allah’ın yoluna çağıracağı inancı bir kısım Ehli Sünnet Müslümanlarının görüşü iken, Şiiler de Ali Mehdi Muntazır’ın geleceğine inanmaktadırlar.
Hz. İsa’nın yeniden geleceğine inananlar şu ayeti kendilerine referans almaktadırlar: “Onu çarmıha geremediler, onu öldüremediler. Öldürdükleri İsa’ya benzetilen biriydi.” Bu ayet doğrudur ve konu ile hiçbir alakası yoktur. Çünkü bu ayette Allah Yahudilere seslenmektedir. “O İsa’yı yakalayamadınız, öldüremediniz. Öldürdük sandığınız İsa’ya benzetilen kişiydi.”
Elhak doğru, aynen öyle oldu. Hz. İsa’yı Allah öldürdü. O’nu kendi katına yükseltti.
Nitekim Allah Maide Suresi 117. Ayette Hz. İsa: “Ya Rab! Ben onların arasında olduğum sürece onlara dedim: Ben ve annem Allah’ın kuluyuz. Ama sonra sen beni ÖLDÜRDÜN. Benden sonra ne olduğunu sen biliyorsun” dedi, buyurur. Şimdi bu ayette Allah, İsa Peygamberi öldürmemiş mi oluyor?
Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne gelip gelmeyeceği çok eskilerden beri İslam Dünyasında tartışılmaktadır. Lehinde olanlar olduğu gibi karşı çıkanlar da vardır.
İsa Peygamberin geleceğine inananlar Peygamberimizin bazı sözlerine dayandırmaktadırlar.
Allah’ımızın açık seçik beyanı olmadığı halde, bu kadar tartışmalı bir konuyu Peygamberimize, kendi buyurduğunun aksini söyleterek Allah, kendisiyle ayrı düşsün diye mi gönderiyor? Haşa böyle şey olabilir mi? O zaman şu iddia güçleniyor. Böyle iddia sahipleri güç kazanıyor: “Bu yöndeki hadislerin çoğu Emevi devri yanıltmasıdır. Kendi devlet geleneklerini meşrulaştırmak için böyle söylenmemiş sözleri uydurdular” Buna da örnek olarak Peygamberimiz demiş ki onların iddiası: “İdareciniz zalim de olsa ona itaat ediniz.”
Şu iki bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. Önce şunu söyleyeyim ki; Din ne Kur’an’sız, ne sünnetsiz, ne de içtihatsız asla yürümez. Asla evrensel olamaz. Ancaak Peygamberimizin denilen sözlerden bazıları (kaynağı sahih olmayanlar) tartışılmaktadır. Neye dayanarak? Şu vereceğim bilgiler size faydalı olur sanıyorum:
Bir dönem, yani hadislerin toplandığı yıllarda çok sayıda sahtekar çıkmış ve hadis uydurmuşlar. Uydurdukları hadisi insanlara arz ediyorlar maddi menevi iltifat görüyorlarmış.
Bağdat’ın büyük camilerinden birine iki ünlü arkadaş namaza gitmiş. Cami dolu ve kürsüde biri vaaz veriyor. İki arkadaş ise biri Ahmet b. Hanbel rahimehullah, diğeri Abdullah b. Hibban rahimehullah… Ünleri nereden geliyor? İkisi de hadis topluyorlar. Kürsüdeki anlatıyor: Peygamberimiz buyurdu ki; “Adem Peygamberin boyu o kadar uzundu ki, saçları bulutlara sürtünüyordu. Sürtüne sürtüne döküldü.”
Zararı yok. Adem Peygamber o tarihte yaşamıyor. Kaldı ki kendi saçları da dökülüyor.
Adam devam etmiş: “Peygamberimiz buyurdu ki; dilini burnuna değdiren cennetliktir.” Bu hadisleri Ahmet b. Hanbel ile Abdullah b. Hibban rivayet etti diye takdim ediyor..
Adam kürsüden iniyor, cübbesinin eteğini kıvırıyor ve para toplamaya başlıyor. Camideki cemaat ise dilini çıkarıp burnuna değdirmeye çalışmakla meşgul.
İki arkadaş birbirine bakıyor. Biz böyle bir hadis rivayet ettik mi? Hayır. Adamı yanlarına çağırıyorlar. Sevinerek geliyor. Para verecekler umuduyla. Sen bu sözleri kimden duydun? Ahmet b. Hanbel ve Abdullah b. Hibban! Ahmet b. Hanbel benim, Abdullah b. Hibban da bu. Biz böyle bir şey rivayet etmedik!
Adam bakıyor ve diyor ki: “Tek Ahmet b. Hanbel siz misiniz?”
Bir diğer konu ise halen hayatta olan ve hadis sahasında bir otorite olan Prof. Ahmet Yücel’e ait. Kendisi hadis profesörü. Vav TV’de yaptığı konuşmasında diyor ki: “Müsteşriklerin; (çoğu Yahudi’dir) yaptıkları Hadis üzerine çalışmaların belgesi 60 bini bulmuştur. Kocaman bir oda dolusu kütüphane hacmindedir. Hadis alanında sağlıklı çalışma yapabilmek için önce bu 60.000 belgeyi okumalı öyle hadis konusunu araştırmalıdır.”
Peki dünyada ve Türkiye’de bunu yapabilen var mıdır? Yapmayı bırakın bugün Hadis sahasında otoriter olan İgnaac Goldzier adlı Polonyalı bir Yahudi’dir. Öyle ise… Öyle ise ne?
Konu ne idi? Hz. İsa’nın nüzulü müydü vesselam.