Batı Yaka’da eşkıya yayılmacılığı
Batı Yaka’da eşkıya yayılmacılığı
AHMET VAROL
Filistin’in, Türkiye’de Batı Şeria olarak bilinen Batı Yaka bölgesinde Filistinlilerin arazilerini gasp yoluyla yahudi varlığını artırma ve Filistinlileri göçe zorlama faaliyetleri aşırı ırkçı siyonist Netanyahu döneminde ciddi şekilde arttı. Ancak Netanyahu bu yayılmacılıkta iki farklı yöntemi kullanıyor. Birincisi doğrudan işgal hükümetinin kararlarıyla yerleşim merkezleri inşa edilmesi veya var olanlara yeni yerleşim birimleri ilave edilmesi. İkincisi ise işgal rejiminin bölgeye yerleştirdiği yahudi yerleşimcilerin oluşturduğu çeteler tarafından yürütülen kaçak yerleşim.
Kaçak yerleşim adından da anlaşılacağı üzere işgal rejiminin kendi yasalarına ve resmi kararlarına göre de yasa dışı sayılıyor. Ancak Netanyahu hükümeti normalde bu şekilde inşa edilen yerleşim merkezlerini “kanunsuz” ilan etmesine rağmen engel olmuyor; bilakis yerleşimci çeteleri bu konuda himaye ediyor ve Filistinlilerin arazilerini zorla gasp ederek buralara yeni kaçak yerleşim birimleri inşa etmelerine yardımcı oluyor. Filistinlilerin söz konusu çetelere engel olmaya ve kendi arazilerini savunmaya kalkışmaları durumunda işgalci askerler yerleşimci militanlara değil arazilerini savunan Filistinlilere saldırıyor. Yerleşimci militanların arazi gasp etmesine engel olmazken Filistinlilerin kendi arazilerine sahip çıkmalarına engel oluyorlar.
Bu konuda yine siyonistlere ait ancak sol çizgide olan ve Natanyahu hükümetinin uygulamalarını da sürekli eleştirmesiyle bilinen Haaretz gazetesinin yayınladığı bir dosyadan yararlanarak bazı özet bilgiler vermek istiyoruz.
Ancak söz konusu dosyadan konuyla ilgili bazı notlar aktarmadan önce, bu notlarda geçecek bilgilerin anlaşılabilmesi için Batı Yaka topraklarının tasnifiyle ilgili bir hatırlatma yapmamız gerekir.
Ne yazık ki işgalci siyonistlerin Batı Yaka’daki varlığını tanıması sebebiyle gerçekte Filistin davasına bir ihanet niteliği taşıyan Oslo İlkeler Anlaşması’yla buna bağlı diğer anlaşmalarda Batı Yaka bölgesi statü açısından üç kategoriye ayrıldı. Bunlardan A kategorisine girenlerin hem güvenlik hem de sivil yönetim açısından Filistin Yönetimi’nin, B kategorisine girenlerin güvenlik açısından işgal rejiminin sivil yönetim açısından Filistin Yönetimi’nin, C kategorisine girenlerin ise hem güvenlik hem de sivil yönetim açısından işgal rejiminin kontrolünde olması kararlaştırıldı. Bunlar bir bütünlük oluşturan bölgeler niteliğinde değil; muhtelif yerlerde küçük parçalar halinde dağılmış vaziyette. Ayrıca A ve B kategorisindeki bölgeler tüm Batı Yaka’nın %40’lık kısmını oluştururken; güvenlik ve sivil yönetim açısından işgal rejimine bırakılan C kategorisindeki bölgeler %60’ını oluşturuyor.
Söz konusu anlaşmaların imzalandığı tarihlerde A ve B kategorisindeki bölgelerde yahudi yerleşim merkezi yoktu ve işgal rejimi aynı zamanda bu bölgelere yerleşim merkezi inşa etmemeyi taahhüt etmişti.
Haaretz gazetesinin yayınladığı dosyaya göre 2024’e kadar bu bölgelere yahudi yerleşim merkezi inşa edilmedi. Ancak Netanyahu’nun yerleşimci çetelerin önünü açması ve askerleriyle destek vermesi sonucu 2024’ün başından bu yana geçen iki buçuk yıllık süre içinde yerleşimci çeteler bu bölgelere 30’dan fazla kaçak yerleşim merkezi inşa etti. Güvenlik yönünden bile Abbas yönetimine bağlı olan A kategorisine giren topraklara ise bir kaçak yerleşim merkezi inşa etmiş durumdalar.
Haaretz’in dosyasında geçtiğine göre işgal rejiminin Merkez Bölge Komutanı Avi Bluth, yakın tarihli bir konferansta, «A» ve «B» bölgelerinde kaçak yerleşim merkezleri kurulmasının yasaya ve hükümet talimatlarına aykırı olduğunu söyledi ve halihazırda bu bölgelerde kaçak yerleşim merkezi bulunmadığını ileri sürdü. Oysa bizzat siyonist medyanın ve yine siyonistlere ait sivil toplum kurumlarının sahada yaptığı araştırma ve tespitler bu iddiayı yalanlıyor. Kaçak yerleşim merkezlerini konum ve isimleriyle sıralıyorlar.
Buralara yerleştirilen yerleşimci teröristler aynı zamanda Filistinlilere yönelik saldırılarda kullanılıyor.