Milletimizin feraseti
Milletimizin feraseti
İdris Günaydın
Türk Milleti gerçekten irfan sahibi bir millettir. 1923-1950 arası tek parti faşizminin idaresinde tercih belirleyemeyenler, 1950’de çok partili siyasi hayata geçilince 1923’ten 1950’ye kadar memlekete hakim olan ruh ve anlayışın tam tersine karşıt görüş bir partiyi iktidara getirmişlerdir.
Aslında daha öncesinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ismiyle bir parti kurulmuş ve bu partiye Mustafa Kemal’in eski silah ve dava arkadaşları olan Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar katılmıştır. O partiye de büyük teveccüh olmuş ve fakat Türkiye’deki bazı olaylar bahane edilip, parti ile irtibatlandırılarak kapatılmıştır. Aslında bu kadro Kurtuluş Savaşını başlatan Amasya Tamimini yayınlayan beş kişiden dördüdür.
Serbest Cumhuriyet Fırkası ise Mustafa Kemal’in isteği üzerine Fethi Okyar’a kurdurulmuş bir partidir. İlk kez CHP’ye karşı İzmir’de bir miting düzenlemiştir. Katılım o kadar çokmuş ki; bu katılımdan korkan Ankara partiyi kapatmıştır.
Hatta çok manidardır; partinin iki numaralı adamı olan Ahmet Ağaoğlu’nun anlattığına göre kalabalığın arasından çıkan bir adam, kucağında taşıdığı bir çocuğu birdenbire Fethi Okyar’ın ayaklarının dibine atarak: “İşte size bir kurban. Başkalarını da veririz. Yalnız sen bizi kurtar” diye yalvarmıştır.
Kimden kurtar? CHP yönetiminden, onların memleketi ve milleti soyup soğana çeviren politikalarından.
Hani nerede demir ağlarla bir baştan öbür başa örülen yurt? Nerede o devasa fabrikalar? Eşi görülmemiş kalkınma? O özgürlük, o dik duruş nerede?
Hepsi laf… Nasıl olsa halkın eli bağlı, ağzı kitli…
İşte bu halk 1950 seçimlerinde öyle bir kükremiş ki; CHP’nin ne paspas bir parti olduğunu göstermiştir.
Kesilen kurbanlar, camilerde eda edilen Mevlid merasimleri hep bu zafer içindir.
O yıl bu yıl CHP; olağanüstü şartlar olmadan iktidar olamıyor.
Aynı halk bir feraset daha göstererek bundan önceki yerel seçimde sandığa gitmeyerek, bazıları emeklilik maaşının azlığından ötürü küserek hükümete bir ders verdi. Aslında hükümete değil muhalefete ders verdi. Çünkü, bunlar iktidar olmaya yaklaştılar. Yerel seçimlerde ülke elden gitmez. Onları birinci parti yapalım da ne olduklarını milletimiz yaşayarak görsün.
Aynen dediği gibi çıkmıyor mu? Her CHP’li belediye ya yolsuzlukla anılıyor ya tembellikle. İş üretememekle.
Bahane hazır: Hükumet bizi engelliyor, yeteri kadar para vermiyor.
Halbuki belediyelerin alacağı pay kanunla belirlenmiş ve her ay ödeniyor.
Hayır! CHP’liler: “Bu son. Böyle bir koltuk görüşümüz daha olmaz, fırsat bu fırsat, ne bulursak söğüşleyelim” mantığındalar.
Böyle yapmaları onlara uzak bir hüner değil. Tarihleri öyle. Lakin bu durumları Ak Parti’ye yeniden seçim kazandıracak. O yerel seçimlerde sandığa gitmeyen seçmen bu defa gidecek. Çünkü onlar daha iyi yaşamayı, yaşadıkları sürece istedikleri kadar; vatan, bayrak, din ve diyanet için ölmeyi de isteyen asil insanlar.
CHP’de var mı böyle ruh?
Allah korusun; Türkiye İsrail ile veya bir başka ülkeyle savaşsa ve o savaşta bu Kemalist CHP kesiminden de askerler ölse kıyameti koparırlar. “Bu savaş bizim savaşımız değil, niçin savaşıyoruz?” gibi itirazları ayyuka çıkar.
Görüyorsunuz değil mi? Bunlar o kadar insani vasıfları hafife alıyorlar ki; Ensar Koleji yurtlarında münferit bir olay oldu diye dönüp dolaşıp onu servis ediyorlar. Ya şu CHP teşkilatlarında ve belediyelerinde dönen dolaplar İslami bir vakıfla ilişkili olsaydı veya Ak Partili bir belediye ile ilişkili olsaydı sokağa çıkarmazlardı bizi. Boy boy afişleri camlarımıza kadar asarlardı.
Ama her şeyi bir gören var, bilen var. Vesselam.