Böyle durum gözükmedi
Böyle durum gözükmedi
İDRİS GÜNAYDIN
Tarih üzerine araştırma ve yorum yapanlar derler ki; Osmanlı Devletinin en güçlü olduğu zirve dönemi, Kanuni Sultan Süleyman devridir. Lakin gerileme de o devirde başlamıştır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın en zirvede olduğu dönem bu dönemdir. En popüler olduğu dönem, en akil olduğu dönem, muhaliflerce en çok eleştirildiği dönem, en çok başarı aldığı dönem… Bu derece başarılı olmasına rağmen korkarım ki bu seçimi yani önümüzdeki seçimi kaybedecek. Bu durum ciddi manada beni endişeye sevk ediyor.
Çünkü, öyle bir kitle var ki; ne desen kabul etmiyor, ne yapsan razı olmuyor. Hz. Peygamber çıksa gelse ve kendi peygamberliğini isbat için mucize gösterse “Bana mucize değil geçinebileceğim para lazım” diyerek ret edecek bir kitle oluşmuş. Hiçbir şekilde sevinç duymuyorlar hiçbir şekilde yollarından dönmüyorlar.
Onlar için vatan da, bayrak da, din de, mukaddesat da bu dönem gizlenmesi gereken şeyler olarak duruyor.
Haklılar mı? Asla değil. 2002’de bir SGK emeklisi 156 dolar maaş alıyordu. Bugün 381 dolar maaş alıyor. Şartları o güne göre çok daha iyileşmiş lakin onlar şu görüşteler. Buna kilitlenmişler. Söylemeseler de vaziyet öyle. Demek istiyorlar ki; madem hükümet bunca yatırımları yapabiliyor. Yatırım yapmasın da bizim maaşımızı yükseltsin. Bize dağıtsın. İster İMF’ye gitsin borç para alsın, ister özelleştirme yapsın; ne ederse etsin bize bol bol versin. Nasıl olsa yarın muhalefet etmek için yine bize malzeme lazım. Bol bol kahrolsun İMF deriz, özelleştirmeye hayır sloganı atarız.
Kardeşim 2002’ye göre daha iyi durumdasın, insaf et desen zinhar kabul etmiyor bu defa da kirazın pahalılığından, etin pahalılığından dem vuruyorlar.
Neye göre pahalı? 2002 fiyatlarına göre pahalı duruyor ama aldığın maaş da ortada. Bugün 2002’de aldığın 257 TL maaşa karşılık bir kg kiraz 190 TL… yani o günkü maaşınla bugün bir buçuk kg kiraz alıyorsun ama bugünkü maaşınla durum değişiyor.
SGK’lının maaşı her devirde düşük ama bugün eski devirlerden daha iyi.
Asgari ücretli 2002’de 99 dolar maaş alıyormuş. Bu gün 578 dolar alıyor. Hangisi daha büyük? Lakin asgari ücretlinin sofrası ile zenginin sofrası eşitlendi. Harcamaları aynı oldu. İnsan istiyor ki; ben emekli doktor gibi yaşayayım. Ayağını yorganına göre uzatmak diye bir şey yok. Hatta yeni yetişen nesil bunun esprisini de anlamaz.
Ne desek boş gibi duruyor. Hükümet yanlış şey yapmadı ama yanlış ve garezkar anlamaya uğradı. Bu hükümet emeklilerin durumunu, özellikle düşük ücret alanların durumunu biraz daha iyileştirmelidir.
Bir de şu var: 28 Şubat Post Modern Darbesinden çıkmıştık. Bir an önce kara bulutların dağılmasını istiyorduk. Biri ülkeyi normale döndürsün de nasıl döndürürse döndürsün diyorduk. Vereceği maaş, iyileştirme çok arka planlardaydı. Ekonomiyi düşünen ve onu öncelikler sıralamasında öne taşıyan yine malum çevre idi.
Bugün herkes aynı hizaya geldi. O kara bulutların dağılması hassasiyeti kayboldu. Çok az insan bu hassasiyeti düşünüyor şimdi. Herkes varsa da yoksa da para diyor.
CHP’nin aslında, çok anlamsız bir icraat yapacağı, intikam alacağı fikri kaybolmuş gibi gözüküyor. Öyle olmasaydı hırsızlıkla suçlanan bir adama öyle sahip çıkarlar mıydı? En azından, aklansın da öyle meydanı siyasete çıksın demezler miydi?
Öyle bir kitle mayalanmış ki; hırsızsa benim hırsızım. Beni idare etsin de ne ederse etsin modunda. İzmir’de o kokuyu çektiği halde hâlâ terliğe bile oy veririm ama CHP’li olursa diyen bir kitle oluşur muydu?
O İzmir Demokrat ve Adalet Partili Osman Kibar’ı gördü, ANAP’lı Burhan Özfatura’yı gördü. O zamanlar böyle şartlanmamışlardı.
Derim ki; ey hükümet. Büyüklük sende kalsın. İnşallah terör de bitecek. SGK’lı ve düşük ücretliye biraz daha arka çık. Nasıl olsa verdiğin yine bu ülkenin esnafına, tüccarına nasip olacak.
Aslında biliyorum fakir yok. Yoksul hiç yok. Araba almış taksitini ödemekte zorlanıyor; böyle birine fakir denir mi? Araç almış benzinin hesabını yapıyor. Böyle olana fakir denir mi? Ama bizim insanımız. Böyle olana arka çık ve otomobiline kavuşmasını, benzin koyup gezmesini sağla.
Bu yazdıklarıma itiraz edenler çok olacak, biliyorum. Hepsi yalan. Kaç kez insanlara çağrı yaptım kimseden ses çıkmadı. Hepsi yalan. Araç park etmeye yer yok. Dolmuş minibüslerde ya kadınlar ya öğrenciler bir de aracını şehir merkezinde park edecek yer bulamama korkusundan dolayı getirmeyenler seyahat ediyor.
Biz de bu ülkede yaşıyoruz. 2002’de araç miktarı 6.5 milyondu. Şimdi 30 milyonu geçti. Bunlar bedava mı veriliyor?
Sayın Cumhurbaşkanı! Siyasi hayatını iyi bir finalle kapatmalısın. Çünkü sen Türk Tarihine değil Dünya Tarihine yön veren bir lider olarak geçmeye adaysın. Vesselam.