• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Arapları nasıl arkadan vurduk?!

03 Aralık 2025
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Arapları nasıl arkadan vurduk?!

İDRİS GÜNAYDIN

İnsanlar, özellikle Osmanlı ve İslam düşmanları, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna inanır, fırsat buldukça da söylerler. 

Hâlbuki; bu bir kabile isyanıdır, bir kez olmuştur ve ekonomik sebeplerledir. Bunu dillendiren Kemalistlerin hangisi Medine ve havalisinin bugünkü anlamda yük taşıma kargo işini yıllardır yaparken.. Bundan para kazanırken.. Belki yüzlerce deve edinmiş, lojistik merkezleri kurmuş iken.. 

Günün birinde Medine’ye gelecek bir tren ile, tüm taşımacılık altüst edilince.. Hangi Kemalist’in canı sıkılmaz? 


Bunun aynısı Osmanlı’da olmadı mı? Matbaanın kurulması neden ertelendi? Elleriyle yazarak çoğaltan müstensihlerin ekmeksiz kalması tehlikesine binaen. Sadece İstanbul’da 100.000 müstensih bundan ekmek yiyordu. Matbaa bunları işsiz bırakacaktı.

Aynı şey Türkiye’de olmadı mı? Şemsi Denizer ismi ne hatırlatıyor size? Genel Maden İş Sendikası başkanı olarak Zonguldak’tan Ankara’ya neden yürüdü? Özelleştirmeye karşı çıkmak için. Yani mesele ekonomik.


Şemsi Denizer ve işçiler haklıydı, ama hükümet de haklıydı. Kimse rahmetli Şemsi Denizer’i Abdullah Öcalan’la bir tutuyor mu? Hayır.

Bunu geçelim. Ne kadar hakikati anlatırsan anlat, kimsenin Şerif Hüseyin’le bir derdi yok lakin inkarcının Araplar üzerinden İslam’la derdi var. Kimileri eceli geldi mi caminin duvarına kimileri de tarihin duvarına pisliyor.


Mesele bu.

Türklerin Arapları arkadan birinci vurması 1517’de Mısır’ın Ridaniye Ovasında Yavuz Sultan Selim’le Toman Bay arasında oldu.


On binlerce askeriyle Mısır üzerine yürüyen Yavuz, Ridaniye Ovasının geliş yönüne on bin kişilik bir ordu gönderdi. Kendisi El Mukaddem Dağını dolanarak, yani Memluk ordusunu arkadan kuşatarak Ridaniye’ye indi. Toman Bay’ın hareket kabiliyeti düşük topları konuşlandığı yerden dönemeden Osmanlı toplarının ateşi altında kaldı. Böylece Osmanlı Arapları arkadan vurmuş oldu.

Buna şöyle itiraz edebilirsiniz: “Ama Toman Bay Türk’tü. Memluk askerleri de, köleleştirilen Kıpçak Türk çocuklarından devşirme idi”.. Böyle bir ciddi iddia daha vahim sonuç doğurur. O zaman Türkler Türkleri arkadan vurdu! Bunu af edebilir misiniz?


Saniyen; Libya 1.760.000 km2 yüzölçümü ile Cezayir 2.382.000 km2 ile Moritanya 1.031.000 km2 ile Tunus 163.610 km2 ile Fas 446.550 km2 ile Sudan 1.886.000 km2 ile toplam 7.669.160 milyon km2 toprağı nasıl ele geçirdi Osmanlı? Nasıl Osmanlı mülkü yaptı? Tabii ki gerekirse arkadan kuşatarak! 

Bazı beyler Cezayir’e gitmiş de Libya’ya gitmiş de!!. Bunca toprak parçası küçük bir sefer ile zapt edilir mi? Tabii ki gerekirse önden, gerekirse arkadan vurdu! Yani kalpten vurdu. 

Hiç Osmanlı ordusunun bu ülkelerde bir kan dökmesinden bahsediliyor mu?


Bugün de öyle olacak. O bölgenin insanlarının aradığı huzur iklimi Müslüman, imanlı Türklerin eliyle olacak. 


Bu tabii ki Türkiye’deki kriptoları rahatsız ediyor. Onların çocukları ne bu vatanın savunmasında ne de taarruzunda yiğitçe yer alırlar. Zaten alsalar da Allah için değil laiklik için veya falancanın ilke ve inkılapları için savaşa giderler. O uğurda ölenler de devletin şehididir, Allah’ın değil.

Ne acı! Türkiye’deki Kemalist eğitim gençlerimizin şehadetine bile gölge düşürdü. Onların sırf “Allah yolunda ve uğrunda can veren şehid olur” imanını bile sulandırdı. Doğruyu söylemek suç sayılır nedense. Rahat bırakalım askerlerimizi. Onlar can pahasına askerdeler. 


Bu topraklar öyle topraklardır ki altı mevsim aynı anda yaşanır: Yaz, kış, sonbahar, ilkbahar, savaş, piknik…

Askerlerimizin kafasını lüzumsuz andlarla, yeminlerle bozmayalım vesselam.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Çakar çakmaz

Çakan çakmak Ali derseder o çakar...

Yaman

İdris bey, hayretler içindeyim. Osmanlı başka bir devletle savaşırken karşı devletin ordusunu arkadan çevirdi, kuşattı, yok etti derken ortada bir ihanet mi var? İhanet bağlı bulunduğu devletin tebaası içinden birilerinin veya grupların karşı tarafa geçmesi ile, onlarla birlikte asıl kendi devletine cephe alarak savaşması ile olur (tabii sadece savaşması değil, her çeşit karşı hareketi, çalışması ihanettir). Hicaz bölgesi bizde ve oradaki Araplar bize tabi iken bir kısım Arapların (ve gayet tabi başlarındaki Şerif Hüseyin'in) karşı tarafa geçerek bize isyan edip savaşması zerre kadar şüphesiz tam bir ihanettir. Başka örnekler de var: Mesela 1402 deki Ankara Savaşında Osmanlı tarafında bulunan Kara Tatarlar ile Anadolu beylikleri askerlerinin düşman tarafına geçerek bize karşı savaşmaları, savaşı kaybetmemize sebep olmaları gibi. Hakeza 1683 teki 2. Viyana kuşatmasında bizim tarafta bulunan Kırım hanı Murat Giray'ın kendine verilen "düşmanı köprüden geçirmeme" görevini yapmaması, seyredip geri dönmesi, düşmanın Osmanlı ordusuna taarruz etmesine imkan ve fırsat sunması, ayrıca Budin valisi İbrahim Paşa'nın savaşmadan askerini alıp çekip gitmesi, Belgrad'a çekilmesi ve düşman karşısında azlığa düşen kalan askerlerin savaşı kaybetmesine sebep olması gibi. Esas bu gibi durumlarda ihanetten söz edilir. Yoksa bir taraftaki ordunun plan, program yaparak, savaş strateji ve taktiği uygulayarak düşmanı arkadan çevirip yok etmesinde ihanet diye nitelenebilecek bir durum yok.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23