• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
TÜM YAZILARI

Kibir törpüsü Hasan ağabey ve kumpas

03 Ocak 2016
A


İbrahim Karataş İletişim: [email protected]

Mü’min, dava adamı, Akit ailesi ve camianın en değerli kalem üstadlarından Hasan Karakaya ağabeyimizi Cuma günü dar-ı saadete yolladık. O, kalemiyle cihad eden Müslüman bir münevverdi. Ne mutlu ona ki Resulullah’la (s.a.v) aynı yaşta ve aynı mekanda vefat ederek O’nun (s.a.v) mübarek ruhunun kıyısına vuslat etti. 

Onun köşesi memleketi kendine peşkeş çeken, toplumu mazisinden ve o mazi içine kök salmış kültüründen ve dininden kopartan ululaştırılmış diktatör silsilesine, oligarklara, otokratlara, darbecilere, bağnaz laiklere, yobaz solculara, sahte peygamberlere, kaypak aydınlara, yolsuzlara, yoldaşlara ve ırkçılara hep AYNA oldu. Onların günahlarını ve suçlarını yazarak kalem diliyle “kral çıplak” diyordu. Hakkında yazdığı kişiler kızıyordu kendisine. Çünkü gerçekleri yüzlerine vurmak yerine, Hasan ağabeyin de tatlı yalanlar yazmasını ya da en azından görmezden gelmesini istiyorlardı. 

Bir dava adamı susabilir mi? Hem emekçilik yapıp hem de haram para ile rezidans alanlara karşı susmak, o suça ortak olmak değil midir? Başörtülülere her türlü hakareti yapanların canını acıtmayacak mıydı? Sanatı sefahatlerine alet edenlerin havasını söndürmeyecek miydi? Enaniyeti göklerde gezinen kibirli aydınlara sivri zekasıyla dokundurmayacak mıydı? Devletin sırlarını ifşa edenlere karşı devletini savunmayacak mıydı? Dinini, dinsize karşı korumayacak mıydı? 

Meçhule giden gemide lüx kamarada yolcu olmak da var, paspas olmak da var, o gemiye hiç binememek de var. Hasan ağabey geminin en güzel odasının biletini, kalemiyle İslam davasına hizmet ederek aldı. Bu uğurda çok acılar çekti. Reha Muhtar, Cuma günkü yazısında Hasan ağabeye kurulan bir kumpastan bahsediyordu. O kumpasın detayını ve eksik kısmını anlatmam lazım; 

28 Şubat sürecinden hemen sonra statükocular Hasan Karakaya ağabeyimizi hapse attırmak için bir oyun kurdular. Önce Kasım Gençyılmaz isimli bir mafya liderini ayarladılar. Mafya liderinden Hasan Karakaya’nın dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’i öldürmesi için kendisine 1 milyon dolar verdiğini söylemesini isterler. Gençyılmaz teklifi kabul eder. Ancak Gençyılmaz, Karakaya’yı hayatında hiç görmemiştir. Önce gazetedeki fotoğrafı göstermek isterler. Fakat fotoğrafın Hasan ağabeyin gençliğine ait olma ihtimali de vardır. Belki şimdilerde daha da yaşlıdır. Ya da keldir. Sonunda derler ki; “Hasan Karakaya ile 3 polisi yan yana oturtacağız. Teşhise geldiğinde soldan ikinci kişiyi işaretle. Çünkü soldan ikinci sandalyeye Karakaya’yı oturtacağız.” Mafya babası tamam der ve teşhise gelir. Ne var ki mafya lideri kendi bakış yönüne göre soldan ikinci kişiyi, yani bir polisi işaret eder. Hasan ağabey böylelikle büyük bir kumpastan kumpasçıların kendi aralarındaki anlaşmazlık sayesinde kurtulmuş olur. 

Hasan ağabey bunun gibi birçok sorun ve 3000 davayla uğraştı. Onun asabiyeti, inancını koruma refleksinin tezahürüydü. Hayatı da ölümü de tıpkı deprem gibi mü’minlerin imanını, inançsızların da küfrünü artırdı. Yaşarken şişmiş egoları kalemiyle patlatıp kerameti kendinden menkul zevatın kibirlerini törpüleyen Hasan ağabeydi. Hem ahirete inanmayıp hem de Medine’de vefat etmiş Hasan ağabeyi cehenneme gönderen kişiliksiz ahmakları onun ölümüyle tanıdık. Gayr-ı Müslimleri dost edinip, Müslümanlara düşman kesilenlerin cenneti de himmetlerine aldıklarını onun vefatıyla öğrendik (Bu kişiler “kim nerede, kiminle ölürse onunla haşr olsun” duasına da Amin derler mi?). Hasan ağabey için Hz. Ömer gibi “zalime karşı şedid, mü’mine müşfik” tabiri kullanılır. O sadece karakteriyle değil, hak ile batıl arasındaki farkı iyi bulmasıyla da Hz. Ömer’ül Faruk’a benzerdi. Allah onu Hz. Ömer’e komşu etsin.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23