İnsanları neye göre ayrıştırmalı?
Her elim vaka, insanların gerçek karakterleriyle tanınmasına vesile olur.
Çünkü her vaka doğru ile yanlış ve haklı ile haksızın mücadelesi olduğu için dışarıdaki insanlar belli bir derecede taraf tutarlar hatta bazen direkt müdahil olurlar.
İsrail’in Gazze’de bir yılı geçen terörü ve soykırımı da turnusol kâğıdı misali insanların tarafını ifşa ediyor.
Devam eden soykırım ve son olarak HAMAS lideri Yahya Sinvar’ın katli gösterdi ki sınırlar, ırk, millet vs gibi insanları doğal veya yapay olarak ayrıştıran unsurların daha altında başka sebeplere dayalı ayrışmalar var. Bunlardan bir tanesi din, diğeri ise “güçlüyü zayıfa tercih etmek”tir. HAMAS ve genel olarak Filistin halkı malumdur ki işgal edilen topraklarını korumak için mücadele ediyor. Bugüne kadar yüz binlerce insan bu uğurda şehit oldu ve ileride de şehit olmaya devam edecekler. Filistin halkı üzerlerine bombalar yağmasına rağmen vatanlarını terk etmediler. Oysa isteselerdi Mısır ve Ürdün üzerinden çıkıp hayatlarını daha iyi şartlarda idame ettirebilirlerdi. Ama yapmayarak tarihte eşi görülmemiş bir direniş gösterdiler.
Bu direniş imanın ve inancın eseridir ve Müslüman toplumlar için bir modeldir. Şayet direniş bir şekilde karalanıyorsa veyahut katliamcıların yanında duruluyorsa, o duranların Müslümanlığını sorgulamaya hakkımız var. Çünkü kimse Müslüman kardeşinin topraklarının gasp edilmesine ve öldürülmesine razı olmaz. Razı ise ya inancı zayıf, ya inancı yok, ya dini yanlış biliyor ya da başka bir dine mensuptur.
Diğer bir ayrışma da güçlünün yanında durma istediğidir ki bunu herhangi bir değeri (dini, ideolojisi vs) olmayanlar ve zayıf karakterliler yapar. Bu tipler aslında Darwincidirler ama kendileri de farkında değiller. Güce taparlar ve güçlünün zayıfı yok etmesini normal karşılarlar. Kendileri güçlü olmasa bile güçlünün tarafında durarak hayatta kalacaklarına inanırlar. Bu yüzden İsrail güzellemesi yaparlar. Bu yüzden utanmadan “İsrail HAMAS’ı tek tek indiriyor” derler.
Şayet vicdanları olsaydı HAMAS’ın kendi toprakları için öldüğünü bile bile bu lafları kullanmazlardı. Müslüman olsalardı Müslüman özgürlük savaşçılarını değil katilleri eleştirirlerdi. Bahsi geçenlerin Türk olması, bu ülkenin vatandaşı olması ve hatta Müslümanım demesi sizi aldatmasın. Çoğunun temel kimliğine bakarsanız güce tapanlar milletine mensup olduğunu görürsünüz.
Bakınız geçenlerde basit biri “keşke 2 milyon Ermeni gitmeseydi, Yahudiler de gidiyor, halbuki bizim için lobi yaparlardı” minvalinde şeyler söyledi. Aynı kişi daha düne kadar tersi şeyler söylüyordu ve Türkçülük taslıyordu. 20 küsur yıl önce “Siz İngilizce bilir misiniz?” sorusuna “Ben Türküm sadece Türkçe konuşurum” diyerek üstün (!) zekasını göstermişti. Yine o ve onun gibiler 2 milyon Ermeni’nin gidişine üzülür ama bir o kadar Arap geldiğinde Türkçülük taslar. Çünkü onlar için Arap zayıftır, Müslümandır, gericidir. Oysa ki Ermeni ve Yahudi güçlüdür. Arap derken her Arab’ı kastetmiyoruz. Çünkü Sinvar şehit edildiğinde mutluluğunu gizlemeyen Arap bakanlar da gördük. Onlar da güce tapanlar grubunda olup neye inandığını bilmeyen bir güruhturlar.
Hangi milletten olursa olsun adı geçen güruh için Yahudi İsrail devletinin on binlerce insanı katletmesi umurlarında değildir. Hatta belki katliamdan zevk bile alıyorlardır. Çünkü tuttukları güçlü taraf güçsüzü yok ediyor. Onlar mazluma düşman, katile hayrandırlar.
Sonuç olarak insanlar görünürde milletlerine, ideolojilerine ve hatta dinlerine göre ayrılsalar da daha temelde haklılar (birilerini zayıf da olsa destekleyenler) ve haksızlar (birilerini haksız da olsa güçlü olduğu için destekleyenler) olarak ayrılırlar. İkinci kategoriden korkun. Tüm Kabiller, Firavunlar, Netanyahular, diktatörler, dinsizler ve dini yanlış yorumlayanlar o taraftadırlar.