Ramazan kervanı
Ramazan kervanı
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Şükür Ramazan-ı Şerif kervanı her yıl olduğu gibi bu sene de yurt içi ve dışında tüm coşkusuyla yürüyor.
Bilirsiniz, bir kervan yürüyorsa kimler ses çıkarır? Sorunun cevabı, herkesin diline gelmiştir cevap bellidir.
Yalnız sadece Ramazan’a değil, dini-milli her hususa karşı direnen bir zihniyet var. Siyasi olarak hangisinin başı çektiği aşikârdır yine tıngırdamaya başladılar.
Bildiri yayınlayanlardan tutun da medyanın çeşitli kanallarında akla hayale gelmedik, insan sureti taşıyan hiçbir insanın söylemeyeceği şeyleri homurdanıyorlar.
Peki, kervanın umurunda mı? Elbet değil. Milletimiz Müslüman bir millettir. Şükür devletimizi yönetenler de Müslümandır. Şercilerin sıkıntısı zaten bu haldir! Zavallılar!
Şimdi bu kervana bu güruhun iyi niyetle yaklaşmaları mümkün mü? Değil! Elbet tıynetlerinin gereğini yapmaktalar.
*
Meselenin güzel tarafı şu ki; kervandaki yolcular bu kesimlere aldırmadan yollarına devam ediyorlar. Çünkü bu yol; inançlarının gereğini yerine getirenlerin kervanı ve yolu.
Her yıl olduğu gibi bu sene de kervana karşı eşkıyalık etmekteler. Hâlbuki onlardan ne ekmek ne aş ne su isteyen var?
Hatta istenmemeli de. Böylelerinin ekmeği yenilmez, suyu içilmez, kapısından geçilmez, yardım istenilmez. Rabbim şerlerinden korusun!
Şer denilince:
Dinimizin öğretilerinden birisi de Ramazan ayında şeytanların bağlandığı, hayır kapılarının açıldığı hakikatidir.
Yalnız görünmeyen, bilinmeyen, tarif edilmeyen fakat varlığına inanılan gerçek şeytanlar bağlanıyor ama onlara kölelik edenler iş başındalar.
Esas şeytanı kovmak kolaydır. Euzübesmele çekersiniz, sabra yüklenirsiniz, Allah’a sığınırsınız şeytanı kovarsınız.
Peki, hakiki şeytanın avanelerine karşı nasıl bir önlem almalı?
Bunlara ayet veya hadisten söz etseniz, sizi de dinden çıkaracak kadar berbatlaşırlar. Kendilerini şirk ve inkâra sürükledikleri gibi karşılarındakileri de inkâr ve şirke gark ederler.
*
Neyse, hayrı yazmak varken, şerlilerin yüzünden hasbihalimizi bozmayalım.
Binlerce şükür, devletimizle milletimizin bütünleşmesi sayesinde Ramazan-ı Şerifimiz resmi ve özel hemen her kurum ve kuruluşumuz tarafından birlik içerisinde yaşanıyor.
Hayır vakıflarımız, derneklerimiz, iş dünyamız, yurt içi ve dışında dinimizin emrince birliğimiz ve kardeşliğimiz adına güzel icraatlar yapıyorlar.
İslam âleminin yine lider ülkesiyiz. Geçmişteki ihtişamımıza kavuşuyoruz. Millet devlet kucaklaşmamız tüm dünyada takdirle karşılanırken, övünçle takip ediliyor.
“İslam’ın dirilişi, insanlığın dirilişi ile iç içedir” diyor Sezai Karakoç.
İslam ile dirilmeyenlerin neyle nasıl uyuştuğunu, İslam’a karşı duranlarda görüyoruz. İnanmak yerine inançsızlığın gereği ne kadar yanlış yol varsa giderek uyuştuklarını göremiyor ve sarsılmalarını, dini-milli değerlere saldırarak tedavi ediyorlar.
Ezcümle:
Erdem sahipleri bu haldeki kimseleri şöyle tarif ediyorlar:
“Böylelerinin inanç damarları inkâr ve şirkle tıkanmıştır. Dini meselelere muhalefet etmekten gözleri, kulakları, zihinleri dumura uğramış.
Allah musibetlerinden bütün canlı-cansız varlıkları muhafaza eylesin”! Âmin!