Kapitalizmin nefret ettiği tek şey aile bağlarıdır
Kapitalizmin nefret ettiği tek şey aile bağlarıdır
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Dünyada ve ülkemizde, sonu “izm”le biten ne kadar ideoloji, fikir, görüş varsa, her biri istisnasız haram ve kara paranın hükümranlığı altında olan kapitalizmin uşağıdır.
Böyle oluşumlara ancak aileler karşı durabilir. Aile bağları güçlü kimseler durabilir. Bu sebeple kapitalizmin ve diğer izmlerin nefret ettiği tek şey güçlü aile bağlarıdır.
Dünyada ayakta kalabilecek, istiklalini koruyabilecek yine tek devlet ise aile bağları sebebiyle ülkemizdir.
Aile bağlarımızın darmadağın edilmesi için gençlik üzerinde bir tüketim imparatorluğu kurulmak istenmekte ve gençlik ısrarla tüketime sevk edilmektedir.
Tüketim hırsı bir hastalıktır. Bu hastalığa tutulmuş kim olursa olsun, yaşı ne olursa olsun, hayatını toplumsal değerler ölçüsünde düzenlemesi imkânsızdır.
Türkiye’nin üzerinde oynanan en büyük oyun, milletimizin temeli olan aile bağlarını zayıflatma, koparma ve insanları yalnızlığa terk ederek, obje olarak kullanmak üzeredir.
Televizyonlarda, sosyal medyada, dizilerde, haberlerde, reklamlarda, üründen ziyade kadının cinsel obje olarak dizayn edilmesi bu sebepledir.
Kadavrayı restore edip, içeriyi boşaltmak operasyonu olan bu sistemin sahibi elbette kapitalizm ve kapitalizme uşaklık eden sermaye çevreleridir.
•
Örneğin, haberlerde alkol ve alkole bağlı olaylar sunulurken, asla alkolün ne tür bir musibet olduğuna vurgu yapılmaz.
Cinayetlerin büyük çoğunluğunun altında yatan ana sebep ise aile bağlarından koparılmış; alkol-uyuşturucu-şan-şöhret, tüketim hırsı ve kaynağı belli olmayan para kazanma tamahının neticesinde; sorumsuz yaşam alanları oluşturmak üzere meydana gelen hadiselerdir.
Her şeyin paraya dönüştürüldüğü; hız ve haz tempolu, tahrik edici, cinselliğin ön plana çıkarıldığı icraatlar, tüm sosyal sınıflardan insanları duygusuzlaştırmaktadır.
Duygusuzlaşmış kişilerin ailesinden kopması normaldir. “Benden ötesi tufan” diyerek kendi nefsine tapması, ailesinden ve toplumdan kopmasına yeterli sebeptir.
•
Yine kapitalizmin insana yüklediği acımasızlıklardan birisi de inançsızlıktır.
Hangi dilden, dinden, ırktan olursa olsun; inançsızlık kuyusuna düşmüş kimseler bir çıkmazda boğulmaktadırlar.
Bu dehlizden ancak tüketirse, alkol alırsa, uyuşturucuya müptela olursa ve isyan eden birisi olursa, kendisi olabileceğine inanmakta ve inandırılmaktadır.
Yani “Kenanlar” istenmektedir. Adı Kenan olanlar alınmasın. Kenan’dan kastedilen; Nuh (a.s.)’ın kurtuluş gemisine binmeyen oğuldan söz ediyoruz.
Mevlana Hz.leri bu hususta:
-“Kenan gibi gemiye karşı çıkma, ayrılık yapma, babana ve ona uyanlara uy” dedikten sonra; “Onu kibri ve gururu aldatmıştı” der. Nuh (a.s.) gemisine binmeyenlerin sonunu biliyorsunuz.
•
Ezcümle:
Şimdilik bizim toplumumuzu koruyan en önemli bağımız ailedir. Bu bağları koparanlar, kopartılması için mücadele edenler, bilmeliler ki, kendi kazdıkları çukurlara düşecek ve bedellerini ödeyeceklerdir.
Bugüne kadar su testisinin su yolundan başka yerde kırıldığı görülmemiştir. Kim kötü bir adet koyarsa, açık yahut gizli, daima lanetleneceğini bilmelidir.