• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Ev demişken

18 Mart 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Ev demişken

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Etrafımızdaki savaştan daha önemli bir mesele “ev ve aile” meselesidir. Biz “ev ve aile” toplumuyuz. Bunları kaybettiğimizde millet ve devlet olarak her şeyi kaybederiz.

Evler otel lobisine dönüşmeye devam ediyor. Sosyal hayatın bütününe baktığımızda, her konuda yaşanan problemlerin başında ev ve aile mefhumunun tahrip edildiği bir vakıadır. 

Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulunda kaç kişi var ve kimler nasıl çalışmalar yapıyor bilemeyiz ama bu kurulun, ülkenin tamamında; “ev ve aile nereye gidiyor” diye araştırma yapması ve yaptırması elzemdir.

Evlerin ekseriyeti, sevgi ve saygının garazsız ivazsız olarak yaşandığı, menfaat hesabının bulaşmadığı, paylaşma ve dayanışmanın hayata geçirildiği evler olmaktan çıkmış vaziyette. “Sen de kazanıyorsun, ben de kazanıyorum” bencilliği had safhada! 

Birçok evin hali uzun soluklu “geçici göçmen evleri” halinde! Aile bireylerinin gidecekleri bir yerleri olmadığı için aynı çatının altında ayrı dünyaları yaşıyorlar.



Aileyi yıkmak; bir ülkeyi topsuz tüfeksiz yıkmakla eş değerdedir. Ruhen, bedenen ve zihnen sağlıklı fertler; ancak sağlıklı aileler içinde gelişir.

Evlerde; duvarlardaki televizyonlar vasıtasıyla, koltuk veya kanepelerde ellerdeki telefonlarla sürekli bir saldırı hali yaşanmaktadır. 

Aile ve evi perişan etmek üzere sponsor projeli dizilerle evler ve aileler; silahsız, terörsüz işgal edilmekte ve aile birliği, zihinsel ve bedenen tahribata uğramaktadır.


Sokakta bir baba yahut anne, evlatlarıyla görmek istemedikleri sahneleri, evlerinde rahatlıkla izleyebiliyorlar. Sokaktaki görüntüye razı olmayanlar, evlerinde razı oluyorlar.

Bu proje ve sponsorlar emellerine ulaşırken, bu emellere maddi-manevi olarak kucak açanlar; evlerinde elleriyle, gözleriyle, paralarıyla heba edilişlerini seyredebiliyorlar.

İhanet medyası başta olmak üzere pek aynı tıynetteki kanallardan saldırıya uğrayan aileyi korumak adına devlet ve ahlaklı sivil toplum örgütlerinin “ev ve aile” kalesinin korunması için millet-devlet eliyle çareler üretmelidir.


Günümüzde artık kızların yahut erkeklerin, “ev ve aile olmak için değil”, “ev kurmak yerine, evden kurtulmak” için yaptıkları evlilikler, kısa sürede adliye koridorlarını yol etmelerinden anlaşılmaktadır.

Evler ev olmaktan çıktığı için ailedeki çözülme hızla yayılmaktadır. Diziler ve sosyal medyaya bakıldığında bu fotoğraf net olarak görülmektedir.


Mevlana, evin hakikatini gönülle ilişkilendirir:

-“Evini kendi gönlünde sonra karşısındakinin gönlünde yap. Çünkü gönül Allah’ın nazargâhıdır” der. Evler gönüller alınan, kalp kazanılan yuvalar olmadıkça aile olunmaz.

İbn Arabi ise evin anlamını şöyle anlatır:

“Her mekân Hak ile doludur; ev, insanın Hak ile buluştuğu en yakın mekândır” der. Böylece ev, yalnızca aile bağlarının değil, ilahi bağın da merkezi olur”.


Ezcümle Gazali Hz.lerinden:

-Ev, kalbin sükûnet bulduğu yerdir.
-Ev, gönlün mabedi olur.
-Ev, Hak ile buluşmanın en yakın mekânıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23