Elmalı’nın canlarına dost canlar
Elmalı’nın canlarına dost canlar
HÜSEYİN ÖZTÜRK
İnsanoğlu ilk yaratılıştan bugüne, gelip döndüğü bu yerkürede hiç baki kalmamış lakin “Dünyada ne iş gördün” hesabına cevap için eserler bırakmıştır.
Bu manada kadim insanlık ve kadim şehirler, iki unsur üzerinde durmaktadır ve onlar ihya ve imar edildikçe hesap kolaylaşacaktır.
İki istinattan birisi, insanlığın; “ibadetten, beslenme-barınma-çalışmasına” kadar eğitim-ekonomi ve sosyal hayatı düzenleyen eserlerdir.
Cihan Devleti Osmanlı, dünyada bu hususu en iyi şekilde icra eden yüksek medeniyetin kurucusudur.
Fethedilen beldelerin ortasına önce camiyi yaparak, civarını da; eğitim yuvaları, şifahaneler, hanlar, çarşılar, bedestenler, imarethaneler, çeşmeler ve benzeri hizmet eserleriyle donatıp, mahalleleri kurarak şehri oluşturmuşlardır.
İkinci istinat ise insanlığı imar eden, dünyevi ve uhrevi vazifeleri hatırlatan, öğreten-eğiten, Kur’an ve sünnet çerçevesinde aileden topluma kadar her alanda insan ilişkilerini düzenleyen münevverlerin, muallimlerin, Allah dostlarının bulunmasıdır.
İşte Antalya Elmalı’da böyle Allah dostları vardır ve yüzyıllardır irşat hizmetlerini, onlara dost olan kimseler vasıtasıyla sürdürmektedirler.
Elmalı’nın canlarına dost canlar ise bu sene de Elmalı’da buluşarak, Sinan-ı Ümmi, Vahib-i Ümmi ve son yüzyılın âlimi Muhammed Hamdi Yazır’ın ilmi mirasları üzerinden harika bir program gerçekleştirdiler.
•
“Elmalı’nın Canları İfan ve Sevgi Sempozyumunun” ana başlığı “merhamet” idi. Tam da ve hatta her daim üzerinde durulması gereken bir mevzuu idi.
Eskiler, “Merhameti olmayanın dini olmaz” derlerdi. Merhamet duygusu, Allah’ın insana ilk intisap ettirdiği ve diğer nasipleri onun üzerinden inşa ettiği bir husustur.
Yani fıtratın ilk nüvesidir. Bu nüve ancak aile tarafından, eğitimi tarafından ve bulunulan, yaşanılan çevrelerde ya ihya edilir yahut tahrip edilir.
Sanırım aile başta olmak üzere insanın hayatını idame ettirdiği her ortamda merhamet, daima gündemde tutulmalıdır. Günümüzde bu hakikate ihtiyaç sınırsızdır.
İşte sempozyumdaki bildiriler bu minval üzerine dile getirildi. Zatım da “Türk İslam Kültüründe Merhamet” konusunu dili döndüğünce izaha çalıştı.
Programa katılan hocaları ve konularını da derç edelim ki, başka yerlerde de bu husus işlenerek, merhameti hayatın bütününe dâhil edebilelim.
Prof. Dr. Arif Bilgin, “Geleneğimizde Merhamet”. Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, “Merhamet”. Prof. Dr. Şahban Yıldırımer, “Kur’an ve Sünnette Merhamet”. Prof. Dr. Abdülhamit Tüfekçioğlu, “Topkapı Sarayı Kitabelerinde Merhametin İzleri”.
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu, “Elmalı’nın Canlarında Merhamet. Prof. Dr. Musa Yıldız, “Hoca Ahmed-i Yesevi Hz.lerinde Merhamet”. Prof. Dr. İbrahim Baz, “Vahib-i Ümmi Hz.lerinde Merhamet”. Prof. Dr. Mahmud Esad Erkaya, “Sinan-ı Ümmi Hz.lerinde Merhamet”. Sadık Yalsızuçanlar, “Niyaz-i Mısrî Hz.lerinde Merhamet”.
•
Ezcümle:
Merhamet kıyamete kadar da sonrasında da hepimize lazım! Sahip çıkmazsak yanarız, çıkarsak kurtuluruz. Sözüm iman edenler içindir vesselam.