Elmalı’nın canları
Elmalı’nın canları
Hüseyin Öztürk
Elmalı’nın canlarına geçmeden önce Elmalı’nın neresi olduğuna dair bilgi paylaşalım.
Elmalı, Antalya’nın oksijeni bol, akla gelebilecek her türlü tahıl ürünlerinin yetiştiği, 1147 tarihinden bu yana Kelime-i Tevhid inancıyla fethedilip vatan edilmiş topraklardır.
Biz bereketli topraklarıyla beraber, bereketli insanların yaşadığı, “âlimler, fazıllar” şehrinde, “Elmalı’nın Canları İrfan ve Sevgi Sempozyumu” programının 14.’süne katıldık.
Sinan-ı Ümmi Anma Etkinliği; Elmalı Belediyesi, Sinan-ı Ümmi Kültür Sanat Derneği, Akdeniz Kültür Eğitim ve İletişim Kulübü ile Akdeniz Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezinin katkılarıyla icra olundu.
İcranın başında ise hayatını ilahiyat ve tasavvufa hibe eden Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Ögke vardı.
Sempozyumun bu yılkı konusu, bütün dünya insanlığının susadığı, susamaktan adeta hercümerç olduğu “merhamet” başlığı idi!
İşte böyle ihtiyaçlı bir asırda yaşıyoruz. Dümeni kilitlenmiş, yönünü kaybetmiş bir dünya gemisindeyiz.
İnsanlık “imdat” diye bağırmakta, merhamet duygusunu kaybettiğimizden midir nedir, imdat çığlıkları bir vızıltı gibi duyulmakta!
Elmalı’nın Canları İrfan ve Sevgi bağlamında “merhamet” mevzuu, her yönüyle ele alındı.
Sempozyumun açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Ahmet Ögke, programla ilgili bilgi verirken önemli bin noktaya temas etti. Sözü kendisine bırakalım:
•
“Bazı kaynaklara göre yaklaşık 600.000 kişiden oluşan ilk kafile, Alman İmparatoru 3. Konrad komutasında Eskişehir’e kadar gelmiş ve burada Selçuklu Sultânı İzzeddin Mes’ûd tarafından imha edilmiştir.
İkinci kafile ise, Fransız Kralı 17. Saint Louis komutasında Anadolu’ya gelmiştir. Bu ikinciler, önce gidenlerin akıbetine uğramamak için, bu kez Batı Anadolu’ya yönelmişler, Ege sahil şeridinden bugünkü Antalya Toroslarına çıkmışlardır.
Bu sırada bu askerlerin çeşitli ihtiyaçları yüzünden zarar gören yerli Rum halkı da zaman zaman Haçlı ordularıyla mücadeleye girişmiştir.
Denizli ile Antalya arasında -yoğunluklu olarak Korkuteli ve Elmalı civarında- meydana gelen bir Rum-Haçlı savaşında, Rumlardan kaçan bir kısım asker, bu yörede yaşayan Türklere sığınmak zorunda kalmışlardır.
İmha etmek maksadıyla geldikleri insanlardan merhamet dilenir hale gelen Haçlı askerleri, artık Türklerin kılıcından ziyade, Rumların ihanetinden kaçar olmuşlardır.
Aç, sefil, yaralı, bitkin ve yorgun düşen bu insanlarla mücadeleden vazgeçen Türkler, töreleri gereği merhamet gösterip bunlara yardım elini uzatmıştır.
Açlar doyurulmuş, açıklar giydirilmiş, hasta ve yaralılar tedavi edilmiştir. Bu merhametli davranış neticesinde Haçlılardan 3000 kadarı topluca Müslüman olmuştur.
Bu sonucu gören Odon de Deuil adlı bir papaz, tarihe şu sözüyle not düşmüştür:
“Ey hıyânetten daha zâlim olan merhamet!..”
Rumların kendi haçlı askerlerine ihanetleri karşısında, Müslüman Türk halkının uzattığı bu merhamet eli, sonuçta böyle bir rahmete vesile olmuştur.
Yani bu şehrin mayasında merhamet vardır”.