--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Betona veya toprağa odaklanmak

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
5

 

Ülke olarak geliştikçe ve büyüdükçe, betona daha çok odaklanıyor ve toprağı ihmal ediyoruz. Bu vakıayı görmek için zihnimizi-gözümüzü-kulağımızı biraz Anadolu’ya çevirmeli.

Mesela tarımla uğraşan ailelerde yaş sınırı 60’a dayanmış vaziyette. Gençler şehirlere, betonlara akarken, çift-çubuk-tarla-bağ-bahçe ve çalışma, bu yaştaki insanımıza kalmakta.

Günümüzde köylerde en çok sıkıntısı çekilen hususlardan üçü; işçi, çoban ve araziye bekçi bulamamak. Yüksek ücretle sigorta-barınma-beslenme garantili işe insan bulunamıyor.

Besicilikle uğraşan insanlarımız, bırakın merada hayvanları otlatacak kimseyi bulmayı, hayvan barınaklarını bekleyecek, onlarla ilgilenecek insan bulamamaktan yakınıyorlar.

Toprağın doyurmadığı, geçindirmediği hiçbir canlı yoktur. Şehir hayatına özlem; aç kalmayı-işsiz kalmayı-perişanlığı-dilenmeyi tercih ettiriyor.

……………..

Hatırıma gelmişken bir gözlemimi paylaşayım. Bayram münasebetiyle Kırıkkale’den Ankara’nın Kalecik ilçesine geçip, oradan Ankara’ya intikal ediyorduk.

Sivas’tan çıkıp, Orta Anadolu’yu; “Beni görüyor musunuz, ben Allah’ın sizin için yarattığı bereketim ve akıp duruyorum” diye ığıl ığıl akan Kızılırmak’ın bir bölümü, o yol kenarından geçer.

İşte bu güzergâhta seyrederken, acaba yakınındaki veya biraz uzağındaki kaç bağ-bahçe ve tarlada nehirden istifade ediliyor diye bakındım.

Belki o ana denk gelmiştir ama bir tarlada sulama yapılıyordu. Aklımdan su söz geçti. “Su akar Türkler bakar”.

Bu ifade, sadece o bölgede yaşayan köylerimiz için değil, bütün ülke genelinde nehirlerimizden gerektiği kadar istifade edilmediği acı bir gerçektir.

………………

Biraz da hayvancılığa değinelim. Şehirlilerimizin, köylülerimizin beslenme ihtiyacını karşılayan tarım ve hayvancılık değil midir? Bunların başında da süt inekleri gelmez mi?

Peki, para uğruna süt ineklerinin kesime satılması nasıl bir vahimliktir? Yalnız satanları dinlediğinizde de başınızı öne eğip; “Haklısınız” diyemezseniz de başınızı sallıyorsunuz.

-“Meramız yok, olanlar da değerlendirilmiyor, köylerimiz mahallelere dönüştürülüp belediyelik olduğu için meralarımızı kullanamıyor ve hayvanlarımızı otlatamıyoruz.

İnsan haklarından söz edenler, insanları besleyen hayvan haklarına neden el atmıyorlar da kedilerle köpeklerle uğraşıyorlar? Süt inekleri, sokak köpeklerinden daha mı kıymetsiz”?

Bir çiftçimiz de şunu söyledi: Tahıl ürünlerinin her türlüsü başta olmak üzere; et ve et ürünleriyle, süt ve süt ürünleri ithal lobilerine kurban edilmemeli”.

Doğru mudur yanlış mıdır bilemedim ama kendi kendine yetecek nadir ülkelerden biri olmamıza rağmen, ithal ettiğimiz ürünlere bakınca, vatandaşımızın haksız değil.

Mesela çok basit bir gerçek. Sadece köylerde pazara getirilemeyen cevizler ve bademler toplansa, ihraç bile ederiz. Marketler Amerika ve Çin menşeili cevizlerle dolu.

…………………

Ezcümle:

Topraklarımız kimyasal ilaçlarla sürekli kirleniyor. Toprak dünyadaki temizleyici rakipsiz varlıktır. Bu emanet kirletildikçe, meyve-sebze ve diğer ürünler de kirlenmektedir.

Toprağın kirlenmesi insanın ve bütün canlı varlıkların kirlenmesi ve hastalanması demektir. Bunu anlamak çok zor olmasa gerek vesselam.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Köylü

29 Haziran 2024 00:19

Ustad şehirleri şatafatlı güzel boyalı gösterirsen köyde kim kalır bilalıkıs hanımlar bak falan kişiler gitti şu kadar tarlası vardı öküzü çifti çubuğu vardı hatta traktörü dahi vardı sattı gitti bizde gidelim bu sene de bak mahsul iyi olmadı ben bundan sonra tezek yapacağım ormandan odun getireceğim geçti benden orda da bir boğaz burdada bir boğaz gidelim büyük şehire ve geldik köyler vıran yaylalar sahipsiz sürüler çobansız bebek sütsüz vatandaş peynir yağsız hayat sürüyor yanı köyün yağını peynirini bulamıyor tereyağın yirmi yıl evvel kimse almıyordu şimdi üçyüz lira kilosu sayın yazar şahsım ekin ekmesini tarla biçmesini bilmem ben köyde ne yaparım benim gibi binlerce kişi var gitmez yaş altmışı geçmiş köyden şehire hastaneye gidip gelmek beş yüz bin lira şehirde yüz lira veya altmış lira yol parası ile kapatıyorsun

Yaman

28 Haziran 2024 21:46

Bu yazıyı bizler için mi yazdınız Hüseyin bey? Biz yetkisiz olarak ne yapabiliriz? Hani tarım hayvancılık politikası? Desteklediğiniz siyasetçiler tarım hayvancılığı bitirmek için çalışıyorlar. Gübre, tohum, araç gereç, benzin, mazot (kısacası maliyet) nedir baktınız mı? Bir de verilen üç kuruş destek ve üründen gelecek kazanca ne kadar zam yapılmış, fiyat verilmiş, karşılaştırdınız mı? Dahası "ekip biçmeyin, zarar edersiniz" der gibi gübrede KDV artırıldı. Ya hayvancılık. Köylümüz; süt ve hayvan bakım maliyeti etten pahalı olunca hayvanı kesime gönderiyorlar. Bu yazıyı hükümeti uyarmak için yazmışsanız tebrik ve teşekkür ederiz. Ama biz vatandaşlara hitaben yazmışsanız boşuna yazmışsınız.

Köyümyokmaalesef

28 Haziran 2024 15:22

1.Şehir hayatına özlem, 2.kontrolsuz dış ticaret,3.köy çocuklarının okuma imkanı Bu üç gerçek hem köyleri köy olmaktan hem de şehirleri şehir olmaktan çıkardı. En yaşanabilir yerler köyler oldu diye özenir oldum. Ama köyüm yok.

Nurullah

28 Haziran 2024 10:33

Çevre ve şehircilik, Tarım ve Orman ile ilgili bakanlık var mı? 

Şeref

28 Haziran 2024 07:36

Siz niye şehirde yaşıyorsunuz üstad..!!!! ?

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle