Ahmet Kabaklı’dan Ahmet Haşim’e
İki büyük ustaya rahmet olsun. İkisi de kendi devirlerinde mümkün mertebe insanımıza-vatanımıza, milletimize hizmet eden yazılar yazmışlardır.
Mesela Ahmet Haşim’in “Müslüman Saati” yazısını okumayanlar varsa, tavsiye ederiz. Kabaklı hoca da Ahmet Haşim de yerli-milli mütefekkir ve münevverlerimizdendir.
Kabaklı hocanın “Pazar Fıkraları” başlıklı makalesine rastladım. Orada Ahmet Haşim’den bir fıkra aktarıyordu.
Bugünlerde hâlâ canlılığını koruyan bir fıkra. Büyük ustaların sözleri kitaplarda kalmasın diye, sizlerle paylaşalım istedik.
Kabaklı hoca, “Pazar Fıkraları” isimli yazısında şunları kaydediyor:
“İlk aklıma gelen, koca şair Ahmet Haşim’den bir fıkra, tam da zamana uygundur. Haşim o meşhur dehası ve biraz da şair kıskançlığı ile 1930 yıllarında, ansızın ve büyük şöhret yapan birini çekiştiriyormuş.
-Eh fena değil, fena değil ama demiş… Komünist sapığın biri, satılmıştan şair mi olur?
-Ama üstadım, demişler. Sen şairliğine bak. Varsın bir tane de komünistimiz olsun ne çıkar?
-Vay vaaay! diye gürlemiş. Yani siz başınızda bir tane bit yakalasanız, adam aldırma, entelektüellik icabıdır, varsın bir tane de bitim olsun der, tekrar başınıza mı salarsınız?”
Ahmet Kabaklı fıkrayı derç ettikten sonra sözünü şöyle bağlıyor:
-“Zavallı Haşim, geri zamanların çocuğu, nerden bilsin! Bir değil, bir alay bitin, ilerilik icabınca, beyinsiz başlar üstünde, hatta para ile satın alınıp taşınabileceğini? ”
•
Kabaklı hoca bu yazıyı 1963 yılında yazmış. Aradan 59 yıl geçmiş. Malum kesimde asla bir değişiklik olmadığı gibi sürekli üremektedirler.
Memleketimizin kalkınmasından, huzur ve güvenine kadar kimlerin taş koyduğu, kimlerin Haçlı Batılılardan medet umduğu, kimlerin kimlerle ittifak ettiği ve millet-devlet kervanının önünü kesmek istediği meydanda değil midir?
Söze madem Kabaklı hocadan başladık sürdürelim. Yine bir başka yazısında sanki bugünleri görmüş gibi şunları kaydediyor:
“Son günlerde köpeksiz köyde çomaksız dolaşır gibi ortalığa racon kesenler, Babıâli’ye ders verenler çoğaldı.
Heriflerin suratı öyle kara bir maddeden biçilmiş ki, ne yapsanız ne etseniz kızarmıyor. İstanbul’un çöp istasyonuna bile atılmayacak seviyede yalan söylüyor, sonra herkese fazilet öğütlüyorlar.
Cümle namuslu insanlara kürek kürek çamur atıyor, üstelik hiç mevcut olmayan şereflerine dokunulmuş gibi bir tavır alıyorlar. Halkı utanmadan aldatıyorlar, sonra da sureti haktan görünüyorlar…
….. Milletin umutlarını koyun gibi boğazlarlar. Şeref ve namuslarını diz üstü çökertirler. Halktan nefret eder bunlar, yoksuldan tiksinirler.
Millet ile sıkı veya gevşek hiçbir ilintileri yoktur. Başka bir dünyadan gelmiş, başka soydan kopmuş, başka düşünen, başka türlü konuşan, müraidirler ama burunlarından kıl aldırmazlar”.
•
Ezcümle:
Haklı söz üstüne kelam, kelimelere haksızlık olur. Bu yazının tarihi de 1963.