Sömürgeciler ve uydularının İslam düşmanlığı

23 Eylül 2019 Pazartesi

ABD, AB’den, Hint ve Çin’e kadar giderek azgınlaşan, İslam ve ahlak düşmanlığı, tüm insanlık için hayati tehlikedir. Bu düşman, “Müslüman” diyor. Tüm insani değerlere saldırıyor. Yalan, iftira ile terörist üretip eğitiyor. Seyirciyi, “Sizebir şey yok” diye aldatarak, gaflet doğuruyor. Alternatifi olmayan aile yapısını çökertiyor. Ahlakın, dürüstlüğün, güvenin temellerini dinamitliyorlar.

İslam ülkelerine sürekli silah sevk ediyorlar. Yakıp, yıkılıyor. Çocuk kaçırtıp terörist yetiştirip, silahlandırarak, İslam ülkeleri yağmalanıyor. Terör, organ kaçakçılığı pazarı oldu. “Kurtaracağız” diye girdikleri ülkeyi öyle harp ediyorlar ki, kaçanların, yarısı yolda kayboluyor. Akdeniz’e gömülüyor. Tek imarları yok!

Dünyadaki bu düşmanlık pozisyonuna rağmen, Türkiye, yani İslam ahlakı, nereye girdiyse ve girerse oraya hayat geliyor. İşte Suriye! Erdoğan’ın nefesinin yetiştiği yerde, terör mü kalıyor, vahşet mi? İnşallah, çok daha iyi olacak. La tahzen! 

HDP Diyarbakır il binası önünde, haftalardır, gözyaşı döken anneler mi insan, anaların çocuklarını kaçırtıp, eğiterek terörist üreten, silahlandıran ABD ve uşakları mı?ABD eğittiği, ürettiği teröristlerle ne yapmak istiyor? Asırlardır Müslüman yurdu parçalanıyor. BOP ile Ortadoğu, İsrail için kan ve gözyaşı gölü oldu. Böyle gitmez!

İsrail uşağı örgütlerin kaçırıp, Amerikalı komutanların eğiterek, silahlandırıp Türkiye’ye yönlendirdiği kızı, yaralı yakalayan Türk askeri, onun yarasını sardı. İşte düşman kesildiğinizİslam ahlakı bu! Siz, sömürmek, fakirin yarım ekmeğini kapmak için yalnız İslam’a değil, insanlığa düşmansınız. 

İslam düşmanlığı kökünü anlamak için, ilahi dinler tarihine kısaca bakmak gerek.

Hz. Adem’den beri İslam, insanın yüce fıtratına uygun,ahlaki değerleriyle,insana, saadet ve selamet sağlayıp, güç olmuştur. Bütün peygamberler, Allah’ın emir ve yasaklarını, İslam’ı tebliğ etmiştir. Dikkat edilmesi gereken husus, Kur’an-ı Kerim’e kadar, bu tebliğlerin hiçbirinin sağlıklı bir kayda geçirilmemiş olmasıdır. Zira eskiden imkân ve toplumsal meseleler çok daha dardı. 17-18’inci asra kadar herkes, her işi yapıyordu. Toplum hayatı basitti. İlahi hikmet, ne fazla ne noksan, ihtiyaçtan fazla ne bilgi verilmiş; ne sorumluluk yüklenmiş. Örneğin para olmadığı zaman faiz mi olur? Şimdi, parasız bir ekonomik hayat düşünülemez oldu. Son Peygamber, Kur’an-ı Kerim’le kıyamete kadar tüm insanlığın hayatını, saadet ve selamete çıkaracak bir kemal durumunun harfinin değiştirilip, bozulmasına imkân bırakmayan bir nizam getirdi. 

Sosyal şartların gelişmekte olduğu, henüz kararlılık kazanmadığı zamanlarda da, Allah kulunu yalnız bırakmamış, peygamberleriyle aynı inanç ve değerlerle, İslam ahlakı tebliğ ve tedris edilmiştir.Bu peygamberler vasıtasıyla tebliğ ve tedris edilen ilahi emirlerin hiçbiri sağlıklı bir kayda alınmamış, tevatür olarak öğrenilmiştir. Kıyamete kadar devam edecek toplumların hayatını, eksiksiz düzene sokacak bir nizamiçin, son peygamberin beklenmesi, ilahi hikmetin takdir ve ikazıdır. Nitekim sağlıklı bir kaydı bulunmayan bu tebliğler, tahrif edilmiş, çok geçmeden asıllarıyla irtibatları kesilmiştir. Fakat insanlık tecrübesi gösteriyor ki, Allah, çarpıcı mucizelerle kulunu yalnız ve çaresiz bırakmamış, anlayışını açmak için geçmişte de hep peygamberler göndermiştir. Şimdi de, Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere birçok mucize ortadadır.

Kıyamete kadar sürecek son peygamberdönemi,“Oku!” diye başlıyor. İlim, tefekkür, her asırda, peygamberlerle, yani İslam’la, hayâ, edep, saygı, sevgiyle öne çıkmıştır.Peygamber örnekliğiyle, gece sükûneti içindeki, İtikaf” düşünüp anlamanın önemli yollarından biridir. İnsanın idrak kabiliyeti içinde vicdan, bilgi, tecrübe, sevgi, nefret, his, duygu, rüya, ibret alma gibi, Allah’ın, çok nimeti vardır. Nitekim hayâ, edep, ibadet gibi ahlakın bütün şubeleri, duyarlılığı artırarak tefekküre yol açar. 

İnsan, bütün yaratılmışlardan üstün. Bu açık. Fakat bu üstünlüğün temel gereği, “Nimet, külfet” dengesidir. Gafletle tembelliğe meyille, ahlaki sorumluluklarından kaçarak, cahillik, hainlik ve zulüm, başkasının hakkına hırsızlık, rüşvet gibi göz diken insani yüceliğini kaybetmekle kalmıyor, bütün yaratıklardan aşağı düşüyor. Ahlakın ilk gereği, çalışıp Yaratanını yani Allah’ı bilmektir.

İnsanın, maymun tarafından yaratılmasınaimkân yoktur. Böyle bir tekâmül değil, bozulma olabilir. Bütün yapılar zamanla bozulur, hatta çöker. Fakat kendini daha güzel bir yapıya çeviren harabe görülmemiştir. Maymunun hayvanlığını, insani yüceliğe hiçbir zaman kavuşamayacağını tartışmak abestir. Bu iddia, İslam düşmanlığına yardım için uydurulmuş, bir Darwin dalkavukluğudur.

İnsanın, insani izzeti, çıkarcı sahtekârın ikbal ve servetinden, bütün dünya değerlerinden çok daha şerefli ve devamlıdır. Nitekim Firavun mezarı, Neron saltanatı, Hitler, Stalin, Mussolini zulüm gücü, insanlığa değer katmamış utanç olmuştur.

İnsanın yaratılışı, ilk diriliş, bu fani dünya hayatıdır. Allah, her canlıya olduğu gibi, insana da, bu dünyadaki fonksiyonlarını yerine getirmesi için, farklılık ve üstünlükleri nispetinde, “Ne fazla, ne eksik” gereken imkânlarıverdi. İnsan, bu dünya ile sınırlıçok şey yaptı ve keşfediyor. Bu dünya dışı gerçekleri, yeni bilgilere sahip olmadan anlamıyor. Yaratılış sebep ve hikmetlerindendiyebileceğimiz, bu bilgiler İslam’dır. Ahlaktır. İnsani yüceliğin muhafaza ve devamını sağlayan değerlerdir. Allah’ın elçileri insanlık tarihi boyunca öğretti. İnsan da, peygamberlerin öğrettiği bu bilgileri her asırda, tefekkürle, aklı, vicdanı, fıtratıyla anladı. Kitlelerce kabul gördü, ama tahrif edildi.Geçerliliğini kaybetti. Bugün, dayanışma imkânı gibi.

Hz. Ömer, “Cahiliye dönemi, hurmadan put yapar, tapar, acıkınca yerdik” diyor. Böyle yok denecek kadar etkisiz ahlak olmaz. Ahlak, peygamberin tebliğ ettiği, düşünce ve hayatı bütünüyle tanzim eden ilahi bir nizamdır. Özellikle düşüncede eksik kabul edilemez. Onun için, İslam, ahlaktır. Ahlak da, İslam’dır. Bu nedenle, İslam düşmanlarının çoğu, “Ahlaka düşmanız” diyemiyor. “İslam’a düşmanız” diyor. Aileyi yıkmaya; hayâ, edep, utanma ve tesettür gibi fıtri değerleri yok etme gayretleri neden? İslam düşmanlığından! Ahlak, çok kolay! İman et, fıtratın sana, hepsini hissettirir. 

 Kur’an-ı Kerim ile Yaratan, daha güzel, ikinci dünya için bilmesi gereken bu ahlakı hayat haline getirmektir. Kur’an-ı Kerim’i bulma ve anlama yolculuğu çetin. Ama bulunca, anlama ve yaşama azmi kendiliğinden doğar.

İslam ahlakı, bu dünyada da, en uygun fert ve toplumların hayat tarzı olduğu halde, İslam düşmanlığınınyaygınlaşması;münafıklığın artmasında, saldırgan zalimlere dikkat ediyoruz. Kendi eksiklerimize dikkat daha zaruridir. Mehmet Akif’imiz, “Burnumuzdan tuttu düşman biz boğaz kaydındayız” neden dağılıyor, düşmanın iştahını kabartıyoruz? 

Mantığın, iki temel kaidesi: 1) “Bölmede fazla noksan gibidir”. Bu temel kuralın diğer bir ifadesi de, “Nimet külfet” dengesidir. İslami kavram ile bunun adına, “Hak” diyecek olursak, tarifini şöyle yapabiliriz: Bir anahtar, anahtar yuvasına tamı tamına denk gelmesi gerekir. Noksanlık da fazlalık da olmamalıdır.

Allah’ın yarattığı bütün kâinatta bu denge zahirdir. Yani, bütün canlılar, insan da dahil, bu dünya hayat ve fonksiyonları neyi gerektiriyorsa o imkanların tohumlarıyla yaratılmışlardır. Bu dünyada ne istiyorsa çalışır. Başarırsa atomu da keşfedebilir. Fakat bu dünya dışı gerçekler için, yeni bilgilere ihtiyaç vardır.

İnsan kendini bilemiyor. Çünkü insan, bütün mahlûkattan, bu dünyadan üstün yaratılmıştır. İkinci dirilişinde bu dünyadan daha güzel bir dünyada olacaktır.

 Gerçek adalette, “Nimet, külfet” dengesi de, “Fazla da eksik gibidir” ölçüsü içindedir. Yani ilkokul bilgisiyle üniversite diploması olmaz. Daha güzel bir dünyaya geçebilmenin, önemli bir bedeli olmalıdır. Bugün yapacağımız iş: Son peygamberin uyguladığı şekilde Kur’an-ı Kerim’i anlayıp tatbik etmektir. Bu İslam ahlakıdır. Hayatın her anını içine alır. Kıyamete kadar tatbik edilecek, tek harfi değiştirilemeyen Kur’an-ı Kerim’dir. Sağlıklı olarak kaydedilmiş, değişmemiş, kıyamete kadar değişmeyecek olan tek kitaptır. İslam, tek. Kitap tek. Ahlak tek. Hiçbirinde, ne fazla var, ne eksik!

Bu ilahi ahlakın sahipleri, daima bütün insanlığı fıtratta kardeş bilmiş, bilerek hata yapmamaya çalışmıştır. Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, iyilikte destan yazmaya çalışmışlardır. 20. asırdan beri dağınık düşmüş, başını kaybetmiş, zayıf olmalarına rağmen ahlaklarını muhafaza etmeye gayret etmişlerdir. Ne yazık ki, bu ahlakı tatbikteki birlik olup güç oluşturma, zayıf düşmeme, sorumluluklarında başarısızlıkları, bugün düşmanın düşmanlıklarını, hem topraklarına göz dikme; hem hayatına müdahale etme ve hem de içerdeki münafıkları ayrılıkçılığa ve düşmana yarayan yönde, hatta düşmana paralel eylemlere yol açmaktadır.

Elhamdülillah ki, bu sıkıntı bütün acılığı ile duyulmakta ve çalışılmaktadır. Allah’ın yardımı da, inşallah kısa zamanda bu eksiğimizi tamamlatacaktır.

Hamd Allah’a. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa Mustafa 25 gün önce
    AKP sanat adına imana Küfredenlere taksimde gezi olayını Türkiye geneline yayanlara cumhuriyet tarihinin en büyük ödeneğini yaptı yapmaya devam ediyor. İmamoğlunu tebrik ediyorum inancı doğrultusunda karar verdi inancına aykırı olanları yasakladı. Necip Fazılı yasakladı.
  • EmeklEmekl25 gün önce
    Bırakın şu dini rahat kulla Allah arasında kalsın 

Günün Özeti