• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Hasan Aksay
Hasan Aksay
TÜM YAZILARI
04 Kasım 2019

Başkan, AK Parti ile yoldaki 4 ateş kuyusu engelini aştık ve yön?

Geçen hafta yazamadım. Değerli okuyucularıma ve gazete disiplinine mazeret arz ederim.

 “Allah’ım! Fert, aile, millet, ümmet ve devlet olarak, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden, iyi niyetle de ola yanlışa, nankörlüğe düşmekten, düşmanın, yalancı ve fitnecinin peşinde ve paralelinde düşmekten, Müslüman kardeşine, milletine, ümmetine, mazluma ve hayra ters bir yola girmekten Sana sığınırım.”

Kötülük kolay. “Yalan söyle iftira et. Tutmazsa da iz bırakır.” Yetiyor. 

Sağlık Reformu, Marmaray, Hava Alanı, çetin engeller aşılıp yapılırken, CHP, hepsine, “Hayır!” dedi. İyiliği görmek yetmiyor. Anlamak da gerekiyor.

İyilik zor. Bedel, fedakarlık, sabır, kadir kıymet bilmek, ter, gayret gerek. Onu, kolaylaştırıp yol açan tek imkan, İslam ahlakıdır! İnsanlık, kardeşlik ve baş tacı olur. Fedakarlık, en büyük zevk. “Yaptığı işi, en iyi şekilde yapanı Allah sever.”

İyiliğin sırrı, İslam’da. Kur’an-ı Kerim ahlakında. Allah, insanı dünyadaki bütün mahlukattan, mükemmel ve şerefli kıldı. Bu kemal ve şerefi, bir kere de, ahlaki güzelliğiyle hak edebilmesi için, Peygamberleriyle, öğreteceği ahlak ile yaşayarak, daha güzel bir dünya için diriltilmeye, liyakat kazanmalarını öğütledi. Bu ahlak dışı mahlukat, bu dünya hayatı için ne gerekiyorsa, “Ne eksik, ne fazla” onunla kaldı. 

İnsan, ikinci defa, bu dünyadan daha güzel bir dünya için yaratılacak. Bu bilgi, iman ve irade, bütün peygamberler tarafından öğretildi ve Kur’an-ı Kerim olarak, metin ve hafızların ezberinde değiştirilemez şekilde kıyamete kadar sabitlendi.

Yaratılış farklılıklarına göre, insan dahi, kurda, kuşa, balığa, insana, bu dünyada, yaşayıp başarı kazanması için ne lazımsa, “Ne eksik, ne fazla” her şeyin verildiği görülmektedir. Öylesine görülüyor ki, yüksek fıtratlarla yaratan insan da, Allah’ın, Peygamberleriyle öğrettiği, liyakat imtihanı bilgilerini ret edip yabancı kalınca, bu kadar üstün yeteneklerine rağmen, diğer mahlukatla aynı, yaratılış seviyesine inmeyi kabul ederek kendine, maymunluğu layık görüyor. 

Allah’ın, Hz. Adem’den beri, Peygamberleri vasıtasıyla öğrettiği, “Bu iman ve ahlak” ile insanlık tarihinin ilk gününden, bugüne kadar çok büyük kitleler bu imana sahip oldular. Huzur buldular. Eşsiz başarılar kazandılar. Şahıs ve devlet olarak başarıları da devamlı oldu. Elbette Kur’an ahlakını yaşadıkları sürece. Müslüman, toplum ve devlet, Allah’ın özel yardımına mazhar oluyor. (Nur 55– Enbiya 105) Bunu dikkate almayan değerlendirmelerde sonuç, yanlış çıkıyor. 

Bunun en açık ve sarih ifadesi, Peygamberlerin hayatındagörülmektedir. Tek kişi geliyor ve çoğu zaman tebliğ ettiği ahlakın, bütün topluma hakim olduğunu, kısa hayatında görüyor. Herkes kendi hayatında da, iyiliğin bereketini görüyor. Atalarımız, “Haramın binası olmaz” der. Zalim ve kötüler, dünyaya şah olsa, her yere heykelini dikse, hayatında o heykellerin yıkıldığını görüyor. Dünyada hiçbir zalim, Hitler gibi 75 milyon insanın ölümüne sebep olacak bir güce erişemedi. Nasıl öldü? “Allah, sonu iyi gelen kullarından etsin!”

2002-2019 DÖRT BÜYÜK HAMLE: (Milletçe, ateş kuyularını geçmek)

1. ATEŞ KUYUSU: TANKI TAMİR EDEMEZKEN, KALKINMAK:

Zoru başarmak, güven ve ehliyet sağlar. Mesleğinde kademe kazandırır.

Başarının ana ölçüsü, “Yaptığı işi, iyi yapmaktır.” İki yarım elma, bir elma eder. Bin yarım insan, bir insan etmez. Kur’an ahlakı, insanı, yarım bırakmaz.

Kur’an-ı Kerim’den, asırlardır tek kelime düşmedi. Ümmet ve millet olarak bu ahlakın sahibiyiz. Yeniden diriliş bu ahlakla mümkün. Ak Parti, bu ahlakla birlik ve kalkınma sağladı. Önemli olan bu ahlakta kesintisiz devam etmektir. Tank, Hızlı Tren, çok şey yaptık. İnşallah, daha fazlası olacak! Nankörlük, felaket davetiyesidir.

Kötülük de olacak. Peygamberler zamanında da vardı. Müslüman dertlenmez, ağırlığını iyilik kefesine kor.“Ey düşmanım, sen benim, ifademsin, hızımsın.// Gündüz, geceyemuhtaç,sen de, bana lazımsın” deyip, vahdetini, gayretini artırır

İnsanı, toplumu, devletleri besleyen,manevi değerlerdir. Hz. Muhammed’e kadar, peygamberler geldi. Hiç birinde, İlahi kelamlar, sağlıklı kayıt edilmedi. Tahrif edildi. Esas aynı olsa da, gerekli bilgi, zaman imkanıyla sınırlı idi. Kur’an-ı Kerim, ilk günden itibaren katiplerle yazıldı. Sahabeler ezberledi. İlahi öğretimin, yazı ve ezberle, muhafaza edilen tek kitabı, Kur’an-ı Kerim’dir. Kıyamete kadar, devamedecek. Aklı, vicdanı tatmin eden, bütünlüğe sahip tek hayat nizamıdır! 

2. ATEŞ KUYUSU, DARBE İDİ. İKİ HALK OYLAMASIYLA AŞILDI:

Millet için, ateş kuyusu dediğimiz bu felaketler, imtihanlardır. Her imtihanın, bir başarı belgesi, mükafatı olur. Başarandan, daha büyük hizmetler beklenir. Bu dirilişi başlatan aziz millet ve siyasi kadrolara, beklentiler büyüdü, büyüyor!

Allah’ın yardımının söz konusu olduğu, hayırlı, samimi gayretlerde, sade maddi şartlara göre neticeyi tayin, yanıltır. Allah’ın, yardımı, bütün tuzakları bozar. İmkansızı, mümkün hale getirir. Yeter ki, samimiyet, vahdet ve tedbirde eksik bırakmama gayret ve fedakarlık devam etsin. Peygamberimiz, mağarada, Hz. Ebu Bekir’e, “La Tahzen!” demedi mi? “Hak şerleri hayreyler. // Zannetme ki gayr eyler.” 

28 Şubat dönemi, bankalar iflas etti. “Para pul oldu.” Adı, resmen bir darbe olmasa da, darbeden beterdi. 2002 seçimleri, bu iklimde oldu. 

Yani, Ak Parti iktidarı, bir darbe ateşi ortasında dünyaya geldi. Yıllardan beri ilk defa, en yüksek temsil gücüyle meclise girdi. 550 sandalyeli TBMM’nde, 365 milletvekiliyle iktidar oldu. Bu, tam, “Millet, devlet” vahdetidir. Parti iktidar oldu, okul kitabındaki şiiri okuyan Başkanı, milletvekili olamadı. Darbeler, böyledir.

28 Şubat’ın, kirli siyasi atmosferi ve ondan yararlananlar, millet iktidarına karşı, Cumhurbaşkanı seçiminin yolunu yeni bir usul icat edip tıkadı. Bu, yalnız Ak Parti’nin sonunu getirmez, milleti de, asırlık hüsrana döndürebilirdi? Ak Parti, meşru gücünü, siyasi dehasıyla güçlendirdi ve cesaretle uyguladı. İki halk oylamasıyla, zincirleri kırdı.Devlete tuzak kuranlar, şaşırıp kaldılar. Bir irade ortaya koyamadılar. 

Her başarı, önemiyle orantılı kademe almaktır. Siyasi başarı yol açar.

 3. ATEŞ KUYUSU: 15 TEMMUZ GÜCÜ, DÜŞMANI KORKUTTU:

Dünya bu derece hazırlıklı, maskeli, sinsi, güçlü, okulları, medyası, sanayisi, STK’ları, uluslararası ilişkileriyle böyle bir darbe görülmemişti. 

Ahlak fukaralığının doğurduğu çıkarcı materyalizm, devlet gücü olunca, tabii zenginliklerine göz dikilen veya güçlenmesinden korkulan ülkelerde, hain yetiştirerek, terör doğurup, darbe yapmak, sömürü ve tahakküm imkanı oldu. Terörü teşvik gayreti, devletin zirvesine taşındı.Papa, terör başkanı FETÖ’yü kabul etti. 

40 yıl hazırlıkla, bürokrasiden medyaya, ticarete kadar, her köşeyi tutan bu darbe, Allah şaşırtınca, yanlış yaptı. Millet ve devlet ricalinin, destansı kahramanları karşısındayok oldular. Kendileri kaçtı; Kuklacıları şaşırdı. 

BARIŞ PINARI BAŞARISI, DÖRDÜNCÜ ATEŞ KUYUSU İDİ:

Barış harekatı, medya ve gazetelerde güzel değerlendiriliyor. İnşallah, daha güzel neticeler doğacaktır. Zira, iyilik, iyiliği; kötülük, kötülüğü doğurur. Barış Pınarı hareketi, büyük ve evrensel bir kurtuluştur. Bazı yorumcular, “Arazide kazanan, diplomaside kazanır” diyor. Bu peşin hüküm, “Kaba kuvveti” anlatır. Yani, haksız, kaba kuvvetle, sahada kazanan, aynı haksızlıkla masada da kazanır.

Hak davalar, önce vicdanlarda, yani masada kazanılır. Barış Pınarının haklı davası, materyalist dünyanın vicdanında hiç yoktu. Hatta vicdanlara, yani masaya bile yaklaştırmak istemiyorlardı. Lütfen hakkı teslim edelim: Sayın Erdoğan, eşsiz ve riskli gayretler ve başta Allah’ın lütfuyla, masaya açılan kapıyı zorlayarak sahaya girdi. Yani, burada, masa sahanın gölgesinde değil, öncesindedir. 

Ahlaki değerlerin, tanınmaz hale getirildiği bir coğrafyada, Devletimiz, Sayın Erdoğan’ın başkanlığında, sabırla, ordusu ve milletiyle, masayı ve sahayı, birbirinden ayırmadan devam ettirebilmiş, sahada ve diplomaside, çifte başarıyı hak etmiştir. İnşallah başarılar, daha büyük başarılara yol açarak, adalet ve insanlık sarayının kubbesi tamamlanacaktır. 

Hamd Allah’a! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bahtiyar KAVIK

.. Tartışmalı bir konu...taraf olduğumdan dolayı değıl. Araştıran sorgulayan biri olduğum için.. . yani imamımız Kur-an değil de ondan haric ne varsa... kabir azabı muaallak bir konu .. Kur-an a göre yani Allah'ın bildirdiğine gore yok... Kabir azabı der diyeceğinize kesin var olan Cehennem azabı demenizi tavsiye ederim.. Kesin olan birşey var bugün HAK kın dini hakim değil halkın(uydurulan) dini hakim..
  • Yanıtla

orhan inan

SİZLER GİBİ GÖNÜLDEN DİNİNE VE DEVLETİNE BAĞLI İNSANLARIN VARLIĞINDAN DOLAYI ,YÜCE ALLAH(CC)'A ŞÜKÜRLERİMİ SUNUYORUM.GÜZEL BİR TAHLİL YAPMIŞSINIZ.İNŞALLAH,RABBİM MAZLUMA KOL KANAT GEREN BU İKTİDARI VE MİLLETİ KORUYUP MUZAFFER EDECEKTİR..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23