Fatih Sultân Mehmed Hân'ın ölümü: (3.Mayıs.1481)

02 Mayıs 2019 Perşembe

"La Grande Aquila é Morta " cümlesinin yazılı olduğu mektubu taşıyan Venedik Elçisinin özel kuryesi 19.Mayıs.1481 tarihinde Venedik'e ulaştığında, Roma dahil bütün İtalya'da Papa'nın emriyle günlerce toplar atılıp şenlikler yapılmış, kiliseler gece gündüz çanlarını çalıp, şükür âyinleri düzenlemişlerdir.

Nasıl sevinmesinlerdi. Çünkü kuryenin ulaştırdığı mektupta "BÜYÜK KARTAL ÖLDÜ " yazıyordu.

Yâni Fâtih Sultân Mehmed Hân'ın vefât haberi, Hristiyan Batı Dünyasında büyük sevinçle karşılanmıştı.

Tarihler 25.Nisan.1481'ii gösterdiğinde Topkapı Sarayı'ndan ayrılan Büyük Türk Hâkân'ı Fâtih Sultân Mehmed Hân, boğazı geçerek Maltepe ile Gebze arasında bulunan Sultân Çayırındaki Ordugâhtaki Otağına geldi.

Bütün tarihçilerin ittifakla kabûl ettikleri şekliyle "İtalya" seferine çıkmak üzere son hazırlıklarını yapıyordu. Mâiyetinin ifâdesine göre hiçbir hastalığı yoktu. 3.Mayıs.1481 Perşembe günü birdenbire sancılandı ve aynı gün öğleden sonra saat 16.00'da dünyasını değişti.

Osman Gâzi'nin Beyliğin başına geçmesinin üzerinden tam 200 yıl geçmişti. Büyük Türk Hâkân'ı 14 sefer atlattığı suikastlerin 15.'sinde kurtulamamış, Venedik'li güyâ müslüman olmuş Yakup Paşa ( Maestro Iacopo ) tarafından zehirlenerek şehid edildiğinde 49 yaşını 1 ay, 5 gün geçiyordu.

Bu cinayet için milyonlarca duka altın vâdedilen Maestro İacopo, suikasti hemen anlayan mâiyetinin bildirmesiyle, kendisini ölümüne seven Türk Askerlerince parça parça edilmiştir.

Fâtih Sultân Mehmed Hân'ın ölümünü yakından bilen Âşık Paşazâde, Hâkân'ın ciğerlerinin doğranarak kan kustuğunu yazmaktadır.
Özenle yaptırmmış olduğu Fatih Câmisinin avlusuna defnedildi.

2.Mehmed, 30.Mart.1432 pazar günü güneşle birlikte Edirne Sarayı'nda doğmuştu.Babası 2.Murâd tatafından kendi eliyle tahta geçiriliğinde henüz 12.5 yaşında idi. Yaşının küçüklüğünden dolayı devleti idâre edemez şeklindeki söylentiler, asker hatta vezirler arasında dedikoduya sebep verince, bunlara bir ders vermesi gerektiğine karar vermişti.

Bunun için, vezir ve paşaları bir odada içi su dolu küvetin başına toplamış ve önceden hazirlattığı yumurtadan yeni çıkmış ördek yavrularını getirmelerini emretmişti. Bir sepetin içerisinde getirilen ördek civcivlerini suya bıraktırmış ve onların küvetin içinde neşeyle yüzmelerini bir müddet izledikten sonra, tavuk civcivlerini getirmelerini ve suya bırakmalarını emretmiştir.

Bunun üzerine durumu anlayan paşa ve vezirler Sultân Mehmed'in ellerine sarılarak, "Hünkârım, tavuk civcivleri yüzme bilmez n'olur suya bırakmayın boğulurlar. Biz dersimizi aldık derler."

Genç Padişah huzurdakilere dönerek "bakınız biz tavuk civcivi değilizki suda boğulalım, biz Sultân Oğlu Sultânız, ördek yavruları gibi hangi suya koysanız Allah'ın (c.c.) izniyle yüzeriz " diye seslenerek dedikoduyu bitirmiştir.

İlk saltanatı 1 yıl 4 ay sürmüştü. İkinci kez tahta geçtiğinde ise, 19 yaşından 1 ay, 25 gün eksikti. Babası 2.Murâd'ın ölüm haberini 6.Şubat.1451'de aldıktan 7 gün sonra Edirne'de ikinci kez tahta oturdu.

Fâtih'in Seferleri :

Sultân Fatih, babası ile birlikte Kosova, Mora ve Arnavut'luk seferine katılmıştı.

Kendisinin düzenlediği seferler ise ;
Başta Bizans'ın Fethi olmak üzere; Karaman, Enez ve Kırım, Sırbistan, Ege Adaları ve Rodos, Boğdan, Belgrad, Mora, Semendire, Amasra, İsfendiyar, Candar Beyliği, Trabzon, Eflâk, Bosna, Midilli, Arnavutluk, Ağrıboz, İşkodra, Otlukbeli Seferleridir.
Bàzı seferlerin birden fazla yapıldığını ve yaşı henüz 50 olmadan vefât ettiği düşünülecek olursa, Sultân Fâtih'in ömrünü dînî mübîn için hiç boşa harcamadığını görmekteyiz.

Kısa ömrüne çok şeyler sığdırdığı böyle bir hayat tarzını yaşamayı da şüphesiz üzerine titredikleri birbirinden değerli hocalarından öğrenmişti.

Yetiştiği ortamda elbette önemliydi. Ebesi, Bursa Muradiye'de Ebe-Hâtun Türbesinde yatan Ebe Hâtun'dur.
Dadısı, Edirne'de mahallesi, İstanbul'da iki Camisi olan Cemâleddin Beyzâde Ahmed Bey'in kızı Hând Hâtun'dur.
Lala'sı, aynı zamanda eniştesi olan, Vezir Zağanos Paşa'dır.

Devlet geleneği olarak, her şehzâdeye öğretilen Çağatay Lehçesi, Farsça ve Arapça'dan başka Yunanca, Latince, Sırpça, İbrânice ve İtalyanca öğrenmiştir.

Her türlü eğitiminden sorumlu baş hocası, Şemseddin Ahmed Molla Gürâni'dir.
Büyük Allah (c.c.) dostu mutasavvıf ve tıp âlimi Mehmed Ak-Şemseddin'de önemli hocalarındandır.

Ayrıca, kendi adını taşıyan mahallede medfûn olan Molla Zeyrek, Şâh Ismâil'in büyükbabasınında hocası olan Molla Hayreddin, 1461-1480 arası Şeyhülislamlık yapmış Molla Hüsrev, İbnü Temcid ve Molla Ayas, Molla Sirâceddin ve Hasan Çelebi, Müderris Kınalı Abdülkadir Hamîdi, Hatipzâde Mehmed Efendi, Kazasker Veliyyeddin Efendi'nin oğlu Bursalı Vezir Ahmed Paşa, İstanbul'un ilk Kadısı ve Belediye Başkanı Hızır Bey Çelebi'nin oğlu olan Vezir Hoca Yusuf Paşa, 1474' te ölen meshur Astronomi âlimi Baş Müderris Ali Kuşçu ( dünyanın 23.30 derece eğilimini bulan) Fâtih Sultân Mehmed Hân'ın başlıca hocalarındandır.

Fâtih'in pekçok Bizanslı ve İtalyan hocalarıda vardı.Meselâ İtalyanca hocası, Ciriaco Anconitano ile 1526'da ölen meşhur İtalyan tarihçisi Giovanni Maria Angioello başlıca bilinenleridir.

Emir Âdil Çelebi Efendi'ye intisaplı olan Fâtih Sultân Mehmed Hân, ilime ve âlime büyük önem vermiştir. Yapacağı her önemli iş için istişâre ederek karar vermiş, istihâre namazları kılarak her dâim en doğrusunu yapmaya çalışmış ve bunun içinde Cenâb-ı Allah (c.c.) İstanbul'un Fethini O'na nâsib etmiştir.
Rabbim Çağ açıp, çağ kapayacak yeni Fâtih'ler bizlere nâsib etsin inşaallah.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Nur Zeynep Betülalp Nur Zeynep Betülalp 1 ay önce
    Sayın Yazar Bey, Sultan Fatih Han'ın büyüklüğünü, iç ve dış düşmanlarının entrikalarının büyüklüğü ile daha iyi anlıyoruz. Bugün hala bu karalama ve iftiralarla gözden düşürmeye çalışmalarına karşı, bu yazılarınız çok değerli. Yeni nesiller için bolca neşredilmeli ve yetişecek olan Fatihlere yol haritası olmalı...Ayrıca Yüce Allah'ın bu millete acıyıp yeni Fatihler lütfedeceğine inancım tamdır, lakin inşallah kıymetini de bilmemizi nasip etsin...Rabbim sizin de her daim yar ve yardımcınız olsun...
  • AHMETAHMET1 ay önce
    Muhterem hocam, ÖLÜMÜ yerine VEFÂTI diyemez miydiniz? Hiç yakışmamış. "Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez" (Yunus Emre)

Günün Özeti