• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI

Yine eğitim...

29 Ağustos 2021
A


Halil Kışlacık İletişim: [email protected]

Okullar yüz yüze eğitime başlıyor.

Açılsın da, “Uzaktan eğitimden randıman alınmıyor” bahanesi ortadan kalksın.

Ve görelim, asıl problemimiz “Öğrencilerin bir arada, öğretmenin yüzünü görerek ders işleyememesi” mi, yoksa eğitim sisteminin “öğrencinin geleceği”ni değil “velilerinin bugünü”nü şekillendirmek üzere kurgulanmış olması mı...

İlkokulda “Yaşına uygun değil” deyip yapısını bozarak anlattığımız gerçekleri ortaokulda biraz, lisede tümden tashih etmeye çalışmamızı mesele olarak görmediğimiz zaten açık.

Başka bir soru...

Türkiye’de 1985-1995 arası doğanlara baksak, üniversite mezunlarının ortalama geliri mi fazla çıkar, yoksa üniversiteye gitmeyen ama liseden sonra sıradan bir meslek erbabının yanında iş öğrenenlerin mi?

Tüküreyim ortalama gelirine, hangi grubun akıl sağlığı daha yerindedir?

Bugün Türkiye’de lisans ve üstü eğitim almış kişilerin, bazı ülkelerdeki teknik lise mezunlarının sahip olduğu maddi imkanlara erişememesini neye bağlıyorsunuz?

Ben; daha “kim”i, “ne için” eğittiğimizi bilmeden “nasıl”ına kafa yormamıza bağlıyorum...

İster kabul edin, ister etmeyin; Türkiye’de eğitim sisteminin yapısı temelden bozuk...

Son yıllarda yapılan iyileştirmeler de, sele gitmiş değirmenin şakşakasını arayıp bulmaktan öteye gitmedi...

Çocuklarınızın bir asır öncesinin “aslını unutturma”ya dayalı müfredatıyla zehirlenirken akıllı tahta veya tablet kullanmasını mı tercih edersiniz; gerçekten ihtiyaç duydukları eğitimi sobalı sınıflarda, kara tahtayla almalarını mı?

Yüksek öğretim de farklı değil...

En basitinden örnek verelim...

12 senede öğretemediysek zaten öğrenmeyeceği belli değilmiş gibi, çocuklara üniversitede Türk dili öğretmeye kalkıyoruz. “Kendi dilini bilmeden üniversiteye nasıl gelebildi” diye soran yok.

Ders programına iki dönem, haftada iki saat İngilizce koyarak dil öğrettiğimizi zannediyoruz. Ya şunu doğru düzgün öğretelim ya da insanların vaktini çalmayalım artık. 

Peki, 20 yıldır diktatörlükle yönetildiği iddia edilen bir ülkede, birilerinin çıkaracağı tantanadan korkup, alakalı alakasız bütün üniversite öğrencilerine “Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi” dersini zorunlu tutmamıza ne diyeceksiniz?.. “Bu çocuklar 18-19 yaşına geldi, beynini yıkayabildiğin kadar yıkadın, yıkayamadığını bırak artık, çitileme!” diyemiyoruz, oradan anlayın halimizi...

Hani hep “şunun üzerinden hükümete operasyon” falan diye haber yapılıyor ya son dönemlerde...

Bence son 10 yılın en büyük operasyonu, “Liselerde müfredat derinleşmeye izin vermiyor, salgın sonrası pilot okullarda ders sayısını azaltıp içeriklerin yoğunluğunu artıracağız” diyen Ziya Selçuk’un ne olduysa birden istifa etmesidir...

Kendisini bu köşede çok eleştirdim, hâlâ da AK Parti kabinelerindeki en başarısız bakanlardan biri olduğu görüşünde ısrarcıyım. Ama bu kadar kötü bir performans sergilerken hiç eleştirilmeyip, yapmayı planladığı bence tek düzgün icraatı hayata geçiremeden istifa etmesi, hakikaten çok garip.

Bakalım, inşallah yeni bakanımız bu müfredat meselesini gündemine alır...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Milli bir eğitim verecek ne bir iktidar, ne de bir muhalefet göremiyorum. Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı bankasıyız.

sedat

Bir kaç gün önce önde gelen bir ulusal kanalda önde gelen bir proram yapıcısı Taliban sözcüsüne sorular sordu ve cevaplarını aldı. Tabi ki ingilizce. Bizim meşhur programcımızın da hayretine gitmiş olmalı ki sona doğru “ingilizceyi nerede öğrendiniz?” diye sordu. Kesinlikle Türkiye’de öğrenmemiştir. Çünkü bizim sunucudan güzel konuşuyordu. İşte Türk milli eğitiminin hali. Türkçeyi öğretemiyor, matematiği öğretemiyor. Bir ingilizceyi bile öğretemiyor. Bana göre Atatürk’ü bile öğretmiyorlar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23