• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Fahrettin Dede
Fahrettin Dede
TÜM YAZILARI
22 Şubat 2019

Yemenli Profesörden dehşet senaryosu: Hizbullah Suud’da!

Yemen’deki savaş her geçen gün daha da derinleşirken, ülkede savaşın taraflarından Husi Ensarullah Hareketi’nden geçtiğimiz günlerde “Suudi Arabistan içinde bazı bölgeleri kontrol altına aldık” açıklaması geldi. Bu açıklama beni Yemenli siyaset bilimci ve Sana Üniversitesi Eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülbaki Şemsan ile geçtiğimiz kasım ayında yaptığım röportajdaki “Yarın, Suudi Arabistan'ın içinde de bir Hizbullah kurulur” ifadelerine götürdü. Dün uluslar arası ajanslardan geçen “Tümgeneral Yahya Rahim Safevi: 2030’da Suudi Arabistan olmayacak!” açıklaması ise İran’ın Suudi Arabistan üzerindeki siyaseti ve Yemenli siyaset bilimcinin sözleriyle başka bir anlam kazanıyordu.

ŞEMSAN: YEMEN BİTİRİLECEK, SUUD HEDEF ALINACAK

Dün, Prof. Dr. Şemsan’ı bir kez daha arayıp kendisinin kasım ayındaki sözünü ve yaşanan gelişmeleri hatırlatarak tahmini paralelinde olayların yaşandığını ve açıklamaların geldiğini söyledim. Şemsan ise özetle şunları söyledi:

■ Muhaliflerini ve potansiyel muhaliflerini Ritz Carlton’da tutuklatarak ‘güçlü adam’ imajı veren M. Bin Selman, Amerika ve Siyonist lobisi önünde BAE ve M. Bin Zayed tarafından ‘reformist bir lider’ olarak pazarlandı. Bu bağlamda “Sünni NATO” projesi hazırlandı ve Araplara İsrail devletini tanıtacak bir proje yürürlüğe kondu.

■ M. Bin Selman’ın Yemen savaşına girmesi de yine bu kapsamda oldu.

■ Suudi Arabistan’ın çok büyük hataları var. En büyük hatası kendi siyasetini Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlaması ve onun bir vekili gibi hareket etmesidir.

■ Hizbullah ya da Husi Ensarullah’ın resmi bir oluşum olarak Suudi Arabistan/ Hicaz coğrafyasında ilan edilmesi Yemen’in tamamen bitmesiyle alakalı… Yemen, çok sayıda coğrafyaya ayrılıp farklı siyasi otoriteler tahakkümü altında olduğu bir evre; Suudi Arabistan’ın da ‘tükendiği’ bir döneme rastlayacaktır. Karşı devrimlerin olduğu, Mısır’ın, Suriye’nin Arap dünyasından çekildiği bir ortamda hedef Suudi Arabistan’dır.

SUUD HİZBULLAH’I ON YILLARDIR HESAPLANIYOR   

■ Suud Hizbullah’ının ilan edildiği vasat, Suudi Arabistan’ın tükendiği bir dönem olacak. Ülkenin ekonomik kriz içinde borçlarının arttığı, Veliaht Prens’in hem kraliyet ailesine, hem de ülke vatandaşlarına karşı baskı politikaları bu sonucu doğuracak. Ülkenin doğu bölgesi, silahlı çatışmaların yaşandığı bir yer haline gelecek ve Suudi Arabistan tarihinde bir ilki teşkil edecek.

■ İran dinî ideolojisi, çok uzunca bir zamandır, ‘beklenen Mehdi’nin Mekke’den çıkacağını söylüyor. “Dolayısıyla Suudi Arabistan’daki Cemaatimizi destekleyelim ki, Mehdi çabucak çıksın.” Ortada İran’ın dini seslenişi, Suudi Arabistan’ın tükenişi ve varlığı on yıllardır hesaplanan bir cemaat söz konusu.

ARAP NATO’SU ARAPLARIN BİTİŞİ DEMEK!

■ İran, Suudi Arabistan’a mesajlar gönderiyor. Ayrıca ortada bir Sünni NATO ya da Arap NATO’su sözleri dolaşıyor ki, bu Sünni NATO’nun hedefi İran değil! Sünni NATO sadece medya alanında Arap dünyasının bitişini getirecek. Sünni NATO, askeri bir güçe evrilmeyecek. Bu kapsamda İsrail ile Arap dünyası ilişkiler geliştirecek. İran ise İsrail’e tek kurşun sıkmayacak. İran, pragmatik, akılcı bir devlettir. Ve nerede duracağını da bilir.

■ Varşova’da Arap liderlerin İsrail Başbakanı Netanyahu ile aynı masaya oturması fotoğrafı önümüzdeki dönemde de devam edecek. Varşova bir başlangıçtı. ‘İran tehdidi’ne karşı Arapların İsrail ile bir araya gelmesi. İran ise bundan zarar görmüyor. İran’ın olması Batılıların işine yarıyor. İran’ın varlığı sayesinde Arap körfezi ülkelerine diledikleri kadar silah satıyorlar. Bu sayede İran ile Arap ülkeleri arasındaki askeri üslerini sağlama alıyorlar. Dikkat edin bu üsler İsrail ile Arap ülkeleri arasında değil!

■ Suudi Arabistan’ın, böyle bir ortamda yarın Batılılar tarafından Cemal Kaşıkçı hadisesi üzerinden hedef alındığını, hakim kralın ya da prensin meşruiyetini kaybettiği bir ortamda ülkenin taksim edildiğini görebiliriz.  

■ Bu bağlamda Müslüman halkların ve Türkiye’nin ilerleme dönemine geçtiğini görebiliriz. Türkiye’nin bu süreci çok iyi yönetmesi gerekiyor. Bugünkü ortamda bütün dünya Müslümanlarının ve Arapların vicdanını Türkiye temsil ediyor. Ancak Türkiye her zaman hedef olacak. Zaten Suudi Arabistan’ın bu şekilde hedef alınmasından sonra da sıra yeniden Türkiye’ye gelecektir.

■ Son söz olarak; kimliklerin ve medeniyetlerin çatışma noktasındayız. Ekonomik ve tarihi olarak güç teşkil eden devletler hedef alınıyor. Türkiye ise bu hedef alınmadan alnının akıyla çıkacak.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23