• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
C. Yakup Şimşek
C. Yakup Şimşek
TÜM YAZILARI
10 Aralık 2018

Muallimler Aranıyor

Memleketin her bucağında hizmet etmek için hazır olan ve aşağıdaki şartları taşıyan muallimler aranıyor: 

1. Rabb'ini, kendini ve haddini bilen; yalnızca bedeniyle değil, rûhuyla da "gerçek bir insan" unvânını hak eden,  

2. Çocukları, bütün insanları -hattâ bütün canlıları- sevip onlara lâyık oldukları saygıyı gösteren; onlara karşı mütevâzı ve fedâkâr olan, 

3. Her sene veyâ iki-üç senede bir yapılacak ve kendisini cibilliyet, şahsiyet, haysiyet, zihniyet, meziyet, meymenet, merhamet gibi yönlerden ölçecek olan imtihanlardan geçen, 

  1. İnsanlık, adâlet, cömertlik, fedâkârlık, tevâzu bakımlarından talebelerine örnek teşkîl eden, 

5. Talebelerine önce insanlık ölçülerini, sonra matematiği; önce tabiata hiç zarar vermeden yaşamayı, canlı-cansız bütün unsurları korumayı, sonra fen bilgisini öğreten,

6. Alfabeyi tanıdığı kadar elifbâyı da tanıyan, 

7. Zengin ve engin Türkçeyi gaayet düzgün konuşup yazabilen, 

8. Dede Korkut, Ahmed Yesevî, Hacı Bektâş-ı Velî, Yûnus Emre, Âşık Paşa, Karacaoğlan, Niyâzî Mısrî, Pir Sultan Abdal, Fuzûlî, Bâkî, Kâtip Çelebi, Evliyâ Çelebi, Nedîm, Şeyh Gaalib, A.Cevdet Paşa, A.Midhat Efendi, Ömer Seyfeddin, H.Rahmi Gürpınar, H.Ziyâ Uşaklıgil, Tevfik Fikret, Mehmed Âkif, Ahmed Hâşim, Yahyâ Kemâl, M.Şevket Esendal, H.Edip Adıvar, R.Nûri Güntekin, A.Şinâsi Hisar, Peyâmî Safâ, A.Hamdi Tanpınar, Âşık Veysel, Necip Fâzıl, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Sait Fâik, Orhan Veli, Câhid Sıtkı vb.nin eserlerini okuyup anlayabilen... 

*** 

Ne oldu, bunları "ütopya / ham hayal / hayâl-i muhâl" mi buldunuz? 

Hayalse hayal; fakat bunu devlet ve millet olarak yapamazsak da hiç başka hayal kurmayalım. 

Bu hayal gerçek olmazsa sonumuz felâket... 

O hâlde -îcâb ediyorsa- her şeyi durdurup önce bu meseleyi halletmemiz lâzım. 

Türkiye'de "muallim" denince akla yalnızca "Tâyinler ne zaman olacak?"  diye sorup duranlar geliyorsa vay bize, vaylar bize!.. 

Evet, varsa yoksa "Tâyinler ne zaman olacak?.." 

Bir an önce maaşa bağlan, sonra keyfince davran...  

*** 

Ülkenin geleceğini emânet ettiğimiz milyonlarca yavrumuzu kimlerin eline teslîm ediyoruz? 

Çevremizde, haberlerde, sosyal medyada her gün gördüğümüz birtakım "muallim" sîmâlarını şöyle bir gözden geçirelim mi? 

Küfürbaz, yalancı, dönek, para canlısı, menfaatçi, sapkın... 

Çoğu da kendilerini "Atatürkçü / İslâmcı / sağcı / solcu / milliyetçi vs." gösterip maskeler. 

Falan partiden / filân sendikadan görünüp her türlü haltı işleyenin de haddi hesâbı yok...

Şahsiyetindeki çarpıklığı ve yediği haltları gizlemek için türlü türlü kurnazlık... 

*** 

İsterseniz Mehmed Âkif'in tasvîr ettiği "muallim"e bir bakalım: 

"Görmeliydin o muallim denilen maskarayı.

Geberir, câmiye girmez, ne oruç var, ne namaz

Gusül abdestini -Allah bilir ammâ- tanımaz.

Yelde izler bırakır gezdi mi bir çiş kokusu;

Ebenin teknesi, ömründe pisin gördüğü su! 

Kaynayıp çifte kazan, aksa da çamçak çamçak 

Bunu bilmem ki yarın hangi imam paklayacak? 

Huyu dersen bir adamcıl ki sokulmaz adama 

Bâri bir parça alışsaydı ya son son, arama! 

*** 

Yola gelmez şehirin soysuzu, yoktur kolayı 

Yanılıp hoş beş eden oldu mu, tınmaz da ayı.

Bir bakar insana yan yan ki, yoz olmuş manda

Canı yandıkça, döner öyle bakar nalbanda.

Bir selâm ver be herif! Ağzın aşınmaz ya… Hayır,

Ne bilir vermeyi hayvan, ne de sen versen alır. 
Yağlı yer, çeşmeye gitmez; su döker, el yıkamaz

Hele tırnakları bir kazma ki insan bakamaz.

Kafa orman gibi, lâkin o bıyık hep budanır 

Ne ayıptır desen anlar, ne tükürsen utanır. 

Tertemiz yerlere kipkirli fotinlerle dalar;

Kaldırımdan daha berbâd olur artık odalar...

Örtü, minder bulanır hepsi, bakarsın, çamura. 

*** 

Su mühendisleri gelmişti... Herifler gâvur a,

Neme lâzım bizi incitmediler zerre kadar;

İnan oğlum, daha insaflı imiş çorbacılar!

Tatlı yüz, bal gibi söz... Başka ne ister köylü?

Adam aldatmayı a'lâ biliyor kahbe dölü!

Ne içen vardı, ne seccâdeye çizmeyle basan;

Ne deyim, dinleri bâtılsa, herifler insan.

Hiç ayık gezdiği olmaz ya bizim farmasonun...

İçki yüzler suyu, ahlâkını bir bilsen onun!

Şimdi ister beni sen haklı gör, ister haksız,

Öyle devlet gibi, ni'met gibi laflar bana vız!

İlmi yuttursa hayır yok bu musîbetlerden...

Bırakın oğlumu, câhilliğe râzıyım ben." 

*** 

Evet, Mehmed Âkif'in "İlmi yuttursa hayır yok bu musîbetlerden..." dediği böyle tiplerden kurtulmanın ve memleketi kurtarmanın yegâne yolu, yukarıdaki "îlân"a uygun insanları bulup "muallim" olarak istihdâm etmektir. 

Yalnızca "günü kurtarmak" peşindeyseniz, geleceğinizi karartırsınız...

Çocuklarımızın terbiyesini yukarıda târîf edilen ve “muallim” unvânı taşıyan “insan müsveddeleri”ne teslîm edip bozmaktansa Mehmed Âkif gibi, “Bırakın oğlumu, câhilliğe râzıyım ben." demek daha doğru olacak...

Muallimler” bozuksa bütün millet bozulur...

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23