Muhasebe vakti!
Muhasebe vakti!
AYHAN DEMİR
Kosova, 2025 yılında, benzeri pek olmayan bir süreci yaşadı. Siyasetçilerin gereksiz inadı, 9 Şubatta yapılan, genel seçimlerin 28 Aralık’ta yenilenmesine sebep oldu. Bu arada, 12 Ekim’de, ülkenin yeni belediye başkanlarını belirleyen yerel seçimler yapıldı. İlk turda yüzde 50’nin üzerinde oy alamayan belediye başkan adayları, 9 Kasım’da yeniden yarıştılar. Böylelikle Kosova halkı, bir yılda dört kez sandık başına gitmiş oldu.
Onca bilginin ve verinin arasında, ilk dikkatimi çeken: Her seçimin ülke bütçesine milyonlarca Euro bedeli olduğu düşünülürse, ülke parlamentosundaki ‘Arnavut inadı’, Kosova için oldukça maliyetli oldu. Ancak bu maliyeti tek karşılayan, inatlaşmada hiçbir payı olmayan Kosovalılar oldu.
En baştan söyleyeyim: Şahıslardan ve/veya partilerden değil, milletten yanayım. Benim için milletin ve memleketin selameti, kişisel ikballerden, ihtiraslardan önce gelir. Kendi menfaatlerini, milletin üstüne koyanların karşısındayım.
Bununla birlikte: Ne onun, ne de bunun ağzına. Sadece milletin gözlerine bakarız. Bize düşen, sadece fotoğrafı çekmekten ibarettir.
Elbette seçimlerin kazananı ve kaybedeni olur. Kazanan ve kaybedenleri, millet belirledi. Batı dünyasının dilediği ve senaristlerin istediği değil, milletin dediği oldu.
Erken genel seçimler üzerinden söyleyelim: Oylar, kurumdan ziyade, kişiye verilmiştir. Dolayısıyla, seçimin asıl galibi, Kendin Karar Al Hareketi-LVV’den ziyade bu partinin karizmatik lideri Albin Kurti’dir.
Buna karşılık bazıları, sadece seçimleri değil, gönülleri de kaybettiler. Muhalefetteki Arnavut partilerinin yanı sıra, Kosovalı Türklerin sandıktaki tek temsilcisi olan Kosova Demokratik Türk Partisi-KDTP’nin lideri Fikrim Damka da bu kaybedenler arasında yer aldı.
Evet, KDTP değil, Fikrim Damka! Burayı biraz daha açalım, daha açık konuşalım.
2024 yılındaki nüfus sayımı verilerine göre: Kosovalı Türklerin sayısı 19 bin 419 kişidir. Bunun seçmen listelerine yansıması ise 10 binin üzerindedir. Bir önceki seçimde Türk partilerinin toplam oyu ise 7 binin üzerindeydi. Ancak KDTP’nin, tek başına girdiği, bu seçimde aldığı oy sadece 5 bin 342.
Partinin başında Mahir Yağcılar varken, 2017 yılında, alınan oy 7 bin 852 idi. Fikrim Damka liderliğinde gidilen 2019 yılındaki seçimde alınan oy ise 6 bin 788 oldu. Oy kaybı bundan sonra da devam etti. KDTP’nin oyları, 2021 yılında 6 bin 496’ya ve 2025 yılı başındaki genel seçimlerde 4 bin 824’e geriledi.
Şubelerde de benzer bir durum var. Prizren, Priştine, Gilan, Vıçıtrın, İpek, Güney Mitorviça da oy kaybı yaşanıyor. Erken genel seçimlerdeki çok cüzi artış, kimseyi aldatmasın. Sadece Mamuşa’da artış var. O da partilerin ve siyasetçilerin yapamadığını, Mamuşalıların başarmış olmasındandır.
Düne kadar rahmetli Arif Bütüç’ü, Ertan Simitçi’yi, Fikret Morina’yı, Orhan Lopar’ı, Sencar Karamuço’yu, Levent Buş’u bahane ediyorlardı. Bu sefer, seçimlere tek başlarına girdiler. Ancak bu da onları kesmedi. Rakipsiz kalınca, aslında, kendilerini yani milleti rakip aldıkları gün gibi ortaya çıktı. Hal böyle olunca, Mamuşa ve Priştine şubelerini suçlamaya başladılar.
Priştine şubesi, seçim sonrası yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Priştine’de partimize kullanılan 307 oyun 207’sinin Yıldıray Bayram lehine kullanılmış olması; Priştinelilerin kendi adayına sahip çıktığını göstermektedir. Şubemiz ve şehrimiz adına yarışan Yıldıray Bayram, Kosova genelinde 765 oy almıştır. Ortaya çıkan seçim sonucundan memnun olduğumuzu söylemek mümkün değildir.” Resmen, parti merkezinden özür diliyorlar.
Mamuşalılar, kendi adayları, Ergül Mazrek ve Fatma Taçi’ye büyük bir destek verdiler. Her iki isim, Mamuşa Belediye Başkanı Abdülhadi Krasniç’in aldığı oyun neredeyse bir buçuk kat fazlasını aldılar.
Hakkını yemeyelim: Abdülhadi Krasniç, her iki ismi seçim süreci boyunca destekli. Doğru olanı yaptı.
Buna karşılık, KDTP Genel Başkan Yardımcısı Furkan Ergüler ile Cenet Zubani, Mamuşa’daki seçim sürecinde çeşitli usulsüzlükler yaşandığını ileri sürerek, itirazda bulundular. Aslında Fikrim Damka namına ve kendi adaylarına itiraz ettiler. Yetmedi, her iki isme verdiği destekten dolayı, Abdülhadi Krasniç’i “bölücü” ilan ettiler.
Millete rağmen hareket edip, milletten destek beklemek. Ne kadar trajik bir durum, ne kadar büyük bir hata...
Örnekleri çoğaltabiliriz ama şimdilik bu kadarı ile yetinelim. Devam edelim.
Erken genel seçim öncesinde, yan yana gelen isimleri yani listenin ön sıralarında gösterilen adayları alt alta yazalım: Birçoğu, elde var, gönülde yok. Koskoca parti genel başkanı bile ecel terleri dökerek, burun farkıyla parlamentoya girebildi. Onun aldığı oy da KDTP’nin toplam oyunun yarısı kadar bile değil.
Halkın verdiği mesaj açık: Doğup büyüdüğü topraklara ve içinden çıktığı topluluğa yabancılaşanlar, hem gözden, hem gönülden düşmüşlerdir. Onlar için, esaslı bir muhasebe zamanıdır.
Özetin özeti: İsmet Özel, “herkesin bahanesi var, senin yok” derken, Fikrim Damka’yı düşünmüş olabilir mi? Zannetmiyorum. Fakat bizim söyleyeceğimiz şudur: Herkesin mazereti olur, Fikrim Damka’nın olmaz, olamaz!
Yaşanan sorunu tespit ettik. Sıra, şifaya götürecek, tedavi de. Nasipse, o da başka bir yazımızın konusu olsun.