• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Alparslan Aydar
Alparslan Aydar
TÜM YAZILARI

Destekleme ve Yetiştirme Kursları Neden Kapatılır?

25 Aralık 2020
A


Alparslan Aydar İletişim:

Bizi doğrudan ilgilendirmeyen bir problemi öncelikli gündemimize almamamız doğal karşılanabilir. Fakat eğitim meselesi bi rşekilde hemen hepimizi ilgilendirir.

Çocuklarının akademik kariyerini dikkate alan veliler, yetkililerin ne dediğinden ziyade yakın çevrelerinden edindikleri tecrübelerle hareket ederler. Sergilenen tutarsızlıklarla edinilen tecrübeler birleşince değiştiremeyeceklerini bildikleri devasa bir sistem karşında kendi pratik çözümlerine odaklanmak en sağlıklı çözüm yolu olarak görünür. Kendi problemlerini bir şekilde çözmeyi başaranlar, çocukları mezun olup bir üst öğrenim kurumuna geçtiğinde genellikle ve belki de başka bir çare göremedikleri için bir kenara çekilmeyi tercih ederler. Bu kısır döngü sebebiyle toplumun ortak derdi olan eğitim sistemimizin kronik problemleri olması gerektiğinden daha az gündem olur.

2016 yılında lise son sınıflarda doluluk oranı neredeyse %40 lara düşmüştü;

"Temel liselere devam eden öğrencilerin sınıflara göre dağılımı incelendiğinde oldukça çarpıcı bir tablo ortaya çıkmaktadır. İlgili yönetmelikte temel liselerin her sınıf düzeyinde kayıtlı öğrenci sayısının toplam kontenjanın yüzde 40´ını geçemeyeceği belirtilmiş olmasına rağmen, 12. sınıfa devam eden öğrenci sayısı, toplam kayıtlı öğrencilerin % 58’ine denk düşmektedir. Başka bir ifadeyle, temel liseye kayıtlı öğrencilerin yaklaşık beşte üçü 12. sınıf öğrencisidir." (EBS Eğitime Bakış 2016 İzleme ve Değerlendirme Raporu S. 88)

Bu tablo yaşanan vehametin boyutlarını göstermekteydi.

MEB bünyesinde öğrenimine devam eden son sınıf öğrencilerinin üniversite sınavlarına yeterince hazırlamayacağı genel algısı, yeterlimaddi imkânı olan velilerimizin özel öğretim kurumları alternatifini tercih etmekte tereddüt etmediklerini gösteriyordu.

MEB bünyesinde öğrenimlerine devam etmek zorunda olanların da farklı alternatifler (dershane, kurs, özel ders vb) üzerinden dertlerine derman aradıklarını hatırlatmış olalım.

Böyle bir süreçte öncelikle bu problemlerin önüne geçmek ve imkânı olmayan öğrencilere bir alternatif sağlamak amacıyla Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) aktif hale getirildi.

MEB'de görev yapan öğretmenlerin özverisi ve okul yönetimlerinin zamanla artan tecrübe ve birikimi Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının zaman içinde oturmasına ve güçlenmesine sebep oldu. Özel Öğretim Kurumları'na gidemeyen öğrenciler için özellikle de 12. sınıflarda ciddi ve kaliteli bir alternatif haline gelen Destekleme ve Yetiştirme Kursları, bir zorunluluğun değil bir tercihin adresi olmaya başlamıştı.

Pandemi sürecinde öğrencilerin yüz yüze eğitime devam etmesi ya da etmemesi kararı çeşitli boyutlarıyla değerlendirilebilir. Bütün toplumu ilgilendiren ve can güvenliği gibi ciddi bir mesele söz konusu olduğundan bu konuda sorumluluk sahibi olanlarla olmayanların farklı hassasiyetlere hareket etmesi de anlaşılabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğrenimine devam edip yüzyüze eğitimden mahrum kalan  8. ve 12. sınıf öğrencilerinin ertelenen yüz yüze eğitim uygulamasının asıl mağdurları olduğunu vurgulamakta zaruret var.

Bakanlık yetkilileri dönem dönem yaptıkları açıklamalarda;  ilkbaharda hazırlıksızyakalandıklarını ve eksikliklerinin olduğunu kabul etmekle birlikte artık tüm hazırlıkların yapıldığını ve alternatif A, B ve C planlarının hazır olduğunu ifade ediyorlar.

Fakat öğretim yılı başından beri gelen tepkilere odaklı sergilenen tutarsızlıklar bu açıklamaları boşa çıkarıyor...

Geçtiğimiz günlerde pandemi süreci gerekçe gösterilerek iptal edilen yüz yüze eğitimle birlikte Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının da tamamen iptal edilmesi ise belki de sergilenen garipliklerin en anlaşılmaz olanıydı.

Konunun daha iyi  anlaşılması adına vurgulayalım;

Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının yüzyüze kısmından vazgeçilmedi, tamamen kaldırıldı.

Düşünün;bir özel okul yada dershane sahibi hiçbir gerekçe göstermeden yıl içinde diyor ki;

"Sizi çok seviyor, çok önemsiyoruz. Sizin geleceğiniz için her türlü hazırlığımızı da yaptık. Fakat dükkanı kapattık..."

Pratikte yaşadığımız tam da budur.

Sizce bu manzarayı gören diğer veliler bir yıl sonra çocuklarını bu kuruma emanet ederler mi?

Özetle, Milli Eğitim Bakanlığı'na güvenip çocuklarını  dershanelere göndermek yerine bu kurslara emanet eden velilerin neden ortada bırakıldığının izahını arıyoruz.

Önümüzdeki yıl bu kurslara katılmayı düşünen öğrencilere "bu kursları kapatmak istiyoruz, dolayısıyla bize güvenip de bu kurslara başlamayın" mesajı vermekse amaç, bunun daha uygun bir yolu olması gerektiği kanaatindeyiz.

Türkiye genelinde Destekleme ve Yetiştirme Kursları'na katılımın ne oranda olduğu ve özellikle 12.sınıflarda ki karşılığını yani kaç öğrencinin kendisinin gözden çıkarıldığını hissini yaşayadığını merak ediyoruz.

Doğru ya da yanlış alınan her karar gibi bu kararın da kendi içinde bir mantığı elbette vardır ve olmalıdır. İşte tam da o gerekçeyi arıyoruz.

Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının tamamen kaldırılmasının mantığını açıklayıp kamuoyunu ikna edebilecek bir tek yetkili çıkabilir mi?

Memlekette diktatörlük hakim olsaydı bu soruyu sormak aklımızın ucundan dahi geçmeye bilirdi. Fakat görünen o ki bir kaç yıl sonra yapılacak seçimlerde bu gençlerin de oy vereceğini bürokratik mekanizmaya hatırlatmak gerekiyor.

MEB bürokrasisi  2023 Eğitim Vizyonu üzerinden gelecekle ilgili umut vaat etmeyi risk alıp mevcut problemlere müdahale etmeye tercih ediyor.

Pandemi ile birlikte görmezden gelemeyeceğimiz ve hemen şimdi yüzleşmek zorunda olduğumuz problemlerle karşı karşıyaya kalana kadar algılarımız esas alınarak yönetilen süreç, bürokratik mekanizma açısından fena da gitmiyordu.

Şimdilerde belki de eski alışkanlıklar sebebiyle EBA daki tıklanma rakamları üzerinden vitrin çalışmalarına odaklanılmış durumda.

Yaşanan sürecin MEB yönetiminin problem çözme becerilerinin boyutlarını kavramamıza yardımcı olması tesellilerimizdendir.

Pandemi süreciyle birlikte dümenin kontrolünü kaybettiği izlenimini veren MEB, daha fazla mağduriyete sebep olmadan alınan bu yanlış karardan bir an önce dönmelidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bu kafa hangi kafa?

15 temmuz sonrası, Liseleri sınırsız istirahate çekip velilere 'üniversiteye hazırlıyorum' ayağına onların ceplerini boşaltan tuzak kursların hepsi kapatılmıştı. Şimdi bunlar tekrar sokak aralarını kaçak göçek doldurmaya başladılar. Tavsiyem liseleri kapatın, ahmakların çocukları bu kurslara gitsinler, fetocular da muhteşem kurslarıyla tekrar arzı endam etsinler.

Ahlaksızlığı özlemek

Paralel Devlet, üniversite hazırlık kursları ile başlamıştı, tüm liseler imha edilerek! Aynı durum daha önce de hastanelerde mevcuttu biliyorsunuz; 'öğleden sonra muayenehaneme gel' olayı!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23