• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
21 Aralık 2019

Yusuf’u (as) kardeşleri kuyuya atmıştı

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf’tan (AS) uzun uzun bahseden ayeti kerimeler ve başlı başına bir sure vardır. Müslümanlar olarak bizlerin Yusuf (AS) kıssasından alacağımız çok önemli dersler ve ibretler vardır.

Küçük yaşlarında iken Yusuf ile Bünyamin’in anneleri vefat eder. Bu yüzden Yakup (AS), anne şefkatinden mahrum kalan oğlu Yusuf ve Bünyamin’e daha şefkatli davranır, analarının olmadığını çocuklarına hissettirmemeye çalışır. Bir süre Yakup (AS), oğullarını halalarının yanına bırakır. Hala vefat edince Yakup (AS) yine çocuklarını yanına alır. Abiler, Yakup’un (AS) Yusuf ile Bünyamin’i daha çok sevmelerini bir türlü hazmedemiyor, özellikle Yusuf’u çok kıskanıyorlardı. Yusuf (AS) yedi veya on iki yaşlarında iken bir rüya görmüş. Rüyasında yıldız, ay ve güneşin kendisine secde ettiklerini görmüş. Yusuf (AS) gördüğü rüyasını babasına anlatmış. Babası, oğluna: “Rüyanı kardeşlerine anlatma. Onlar seni daha çok kıskanır ve şeytani vesveselerle sana kötülük yapabilirler” der. Yusuf (AS) kıskançlıkları, çekememezlikleri son noktaya varan ağabeyler toplanıp aralarında konuştular. Yusuf’u kıskandıkları için O’nu babalarından uzaklaştırmaya karar verirler. Bunun için planlar yaparlar. Kararlar alırlar. Son olarak iki yol üzerinde anlaşırlar. Yusuf’u ya öldürecekler ya da babalarının bulunduğu yerden çok uzaklara göndereceklerdi. Yusuf’u babalarının yanından uzaklaştırdıkları takdirde, babalarının sevgileri geri kalan on ağabeye döneceğini hesap ediyorlardı. Kardeşlerden bir tanesi (Rabil veya Yahuda) diğer kardeşlerine: “Eğer beni dinlerseniz O’nu öldürmeyelim. Büyük bir kuyunun dibine bırakalım. Kuyuya uğrayan yolculardan biri onu çıkartıp başka bir yerlere götürmüş olur” der. Bilindiği gibi kardeşleri Yusuf’u (AS) kuyuya attılar. Yusuf (AS) kuyuya atılıp suya düştüğünde şu duayı yapmıştı: “Ey gaib olmayan şahit! Ey uzak olmayan karip! Ey mağlup olmayan galip! Beni bu musibetlerden kurtar. Bunun için bana bir çıkış yolu nasip et!” Kuyuda Yusuf (AS), Hz. Allah’ı (CC) zikretmeye başladı. Sayılarını ancak Cenab-ı Hakk’ın bileceği birçok melek, Yusuf’un (AS) etrafına toplanıp onu teselli ettiler. Cebrail (AS), kuyuda Yusuf’a (AS) arkadaşlık etti. Kardeşleri Yusuf’un üzerinden çıkardıkları gömleğini bir hayvan kanına bulayarak babalarının yanına geldiler. Babalarına: “Biz gittik. Yarış edecektik. Yusuf’u eşyalarımızın yanına bırakmıştık. Ancak onu kurt yemiş” dediler. Kanlı gömleği babalarına verdiler. Yakup (AS) gömleği eline alır almaz oğullarının yalan söylediklerini anladı. “Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Sizin yaptıklarınız üzerine Allahu Teala’dan yardım isterim” dedi. Yakup (AS), oğlu Yusuf’un kanlı gömleğini yüzüne sürüp, gömleğin hiç yıpranmamış olduğunu görünce: “O kurdun Yusuf’a karşı şefkati sizden fazla imiş vallahi. Bu kurt gibi yumuşak huylusunu görmedim. Oğlumu yemişti. Sırtındaki gömleğini bile yırtmamıştı” dedi. Takdiri ilahiye boyun büküp sabr-ı cemilin kendisi için en güzel yol olacağını söyledi. (Kur’an-ı Kerim, s. 234-347, Ayet sayısı: 111)

Kıssa çok uzun olduğu için burada kesiyorum. İsteyenler Sure-i Yusuf’un tefsirini Arapça ve Türkçe eserlerden araştırabilirler. Değerli kardeşlerim, ben bir siyaset bilimci değilim. O konuda yazan ağabeylerimiz, ihtisas sahibi kalem sahibi kardeşlerimiz ve televizyonlarda programlar yapan konuşmacılarımız vardır. İzin verirseniz bir konuya kısaca değinmek ve acizane olarak fikrimi beyan etmek istiyorum. Normal bir akademisyen düşünün. Üniversitede çalışıyor. Onu, siyaset kulvarındaki bir arkadaşı yanına alıp danışman yapıyor. Yanında bakan olacak çok sayıda arkadaşı varken, milletvekili olmadığı halde bu danışmanı Dışişleri Bakanı yapıyor. Yetmedi bir süre sonra Başbakanlık koltuğuna oturtuyor. En zor şartlarda bütün riskleri göğüsleyerek askerin ve o zamanki muhalefet liderinin ısrarla yapma dedikleri bir arkadaşını (“Aman ha! Falancayı reis-i cumhur yapma!” diye meclis kürsüsünden haykıran - Allah şifasını versin şimdilerde hasta olan - bir muhalefet liderinin sesleri hâlâ kulaklarımızda çınlıyor), hayatını ortaya koyarak, mecliste kolunu tutup kaldırarak benim, bizim reis-i cumhur adayımız “....... …” deyip o zatı devletin tepesindeki koltuğa oturtmasına rağmen; bir diğer gence parti kuruculuğu ve genç yaşlarında devletin en önemli bakanlıklarını veren zata karşı şimdi bu insanlar bir nevi Yusuf’un kardeşleri gibi kendi dava arkadaşlarını, kardeşlerini muhalefetle iş birliği yaparak, iç ve dış düşmanların teşvikleri ile sırf çekemedikleri, kıskandıkları için bir nevi sırtından bıçaklıyorlar. Yusuf (AS) gibi dün velinimetleri olan arkadaşlarını kuyuya atmak üzere parti kurmaları kamu vicdanında ne kadar yer bulacaktır? Neredesin ey vefa? Neredesin ey kardeşlik? Nedir bu kin? Nedir bu haset? Bu kadar kıskançlık niye? Ne olur ne olmaz, zaman ne getirir ne götürmez onu önümüzdeki günlere, daha doğrusu tarihe bırakalım.

Kurduğu partisinin adını “gelecek” koyan sayın liderin geçmişte yaptığı bir konuşmasından bir iki paragrafı birlikte okuyalım. Dün methiyeler döktürdüğü arkadaşlarını, şimdilerde nasıl da karalıyor. Nasıl da birilerinin oyununa gelerek kalkınmakta olan Türkiye’nin kalkınmasının önüne birer bölen olarak takoz koymaya çalışıyorlar? Birlikte okuyalım:

“HER MAKAMI ELİMİN TERSİYLE İTERİM AMA…”

Gerekirse bütün makamları elinin tersiyle itebileceğini ama hiçbir arkadaşının kalbini kırmayacağını vurgulayarak Ülkemize milletimize, bizi biz yapan değerlerimize ihanet etmeyeceğiz; edenlere de izin vermeyeceğiz. Silopi’de kulağıma eğilip “Bizi yalnız bırakmayın” diyen yaşlı amca da Bergama’da yağmur altında saatlerce bekledikten sonra ellerini semaya açıp dua eden yaşlı teyze de umudunu AK Parti’ye bağlayan milyonlar da merek etmesin. Nefsimi ayaklar altına alırım. Bir faninin terk edemeyeceği düşünülen her makamı elimin tersiyle iterim ama asla bu kutlu harekette hiçbir dava arkadaşımın kalbini kırmam. Dünya mazlumlarının tek umudu olan bu AK yürekli kadroların üzülmesine asla izin vermem.” (Bu konuşma elektronik ortamda yazılı ve sesli olarak vardır.)

Anlaşılan odur ki, eski arkadaşlar bir yerlerden aldıkları talimatlar üzerine bugün, dün söylediklerini unutarak dünya mazlumlarının, İslam aleminin umudu dava arkadaşlarını Hz. Yusuf (AS) gibi kuyuya atmak istemektedirler. Bizler inanırız ki “kün” deyince olduran Hz. Allah’ın (CC) hükmü ne ise o tecelli eder. Yunus’a (AS) denizin dibinde, balığın karnında; Yusuf’a (AS) atıldığı su kuyusunda; İbrahim’e (AS) atıldığı ateşler içende; Hz. Muhammed (SAS) Efendimize Miraçta tecelli eden Hz. Allah (CC), haset edenlerine şerlerinden sevdiklerini mutlaka koruyacaktır. İbrahim Hakkı’nın söylediği gibi: “Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.” Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

NOT:

Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımızın dikkatine. Bizzat vatandaşlarla yaptığım görüşmeler, aldığım telefon ve elektronik postalardan öğrendiğim kadarı ile nakit darlığı sebebi ile birçok vatandaşımız imar barışı için yatırması gereken parayı yatırmakta zorlanıyor. Ya süre uzatımı ya da taksitlendirme beklerler. Durumu bilgilerinize sunar, gereğinin yapılmasını arz ederim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mardinli

Sayın Ali bey dilinize yüreğinize sağlık.Sayın hocam insan oğlu Allaha karşı nankörlük yapar Allahın nimeti sayılmayacak kadar çoktur.Buna rağmen insan oğlu Allaha karşı nankörlük yapıyor.Gelelim bu konuya inan bu insanlar kesinlikle parti kuracaklar hedefleri erdogani düşürmektir başka hedefleri yoktur.Bunların hedefleri iktidara gelmek değil zatan onlarda biliyorlar iktidara gelemezler durum böyle iken ne parti kurmaya kalkıştılar.Ağaları böyle istiyor
  • Yanıtla

Kadir

Her şeyi çok güzel ozetlemisiniz verdiğiniz ümit ve tevekkül ...sonrasında bir cümle ile üzerine tüy dikmisiniz bütün samimiyetinizi ifsada veren not
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı