• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Ülkemizde artan misyonerlik faaliyetleri üzerine..

17 Ocak 2026
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Ülkemizde artan misyonerlik faaliyetleri üzerine..

ALİ SANDIKÇIOĞLU

Misyon kelimesi latince MİSSİO kelimesinden gelmekte olup, birçok manaya gelmektedir.

Sözlükler misyon ve misyonerliği şu şekilde açıklıyorlar.

a) Bir kimseye ya da kuruma verilen özel görev.

b) Dini, bilimsel veya diplomatik bir görev yüklenmiş kimselerden oluşan kurul.

Günümüzde en yaygın manası ile misyon ya da misyonerlik hristiyan olmayan kimselere hristiyanlığı anlatmak ve incili kabul ettirmek için (dini yayma uğruna) kendini adayan kimse demektir.



Son günlerde memleketimizde hristiyan misyonerleri adeta at oynatıyorlar... Bildiğiniz gibi hristiyanlıkta misyonerlik çok eskilere dayanır.

Tarihçiler ilk misyonerlik tarihini havariler dönemi: (MS. 33-1OO), kilise kurucuları dönemi(1OO-8OO), ortaçağ dönemi (8OO- 15OO), Reformasyon dönemi (15OO-165O), Reformasyon sonrası devri (165O-18OO) olarak beş dönemde incelerler.

Bunun dışında birde modern misyonerlik vardir ki, o da: Misyoner William Carey’in 1793’de Hindistan’a ayak basması ile başlar.


Misyon ve misyonerlik hakkında bu kısa bilgiden sonra esas konumuza dönelim.


Misyonerlerin esas gayeleri:

Misyonerlerin esas gayesi kendi dinlerini ve incili yaymak için çalışmaktır. Daha açık bir ifade ile başka başka dinlere mensup olanlar özellikle Müslümanları çeşitli vaatlarle kandırıp hristiyan yapmaktır.

Bunun için de herkesin hoşuna gidecek sözler ederler.

Herkesin tasvip edecekleri faaliyetler içinde olduklarını anlatırlar. Bazen bütün dünyada barışın geleceğinden bahis ederler.


Bazen toplumlar arası diyaloğun faydalarını anlatırlar.

Bazen sermayeyi bütün dünyaya yayacaklarından, zenginlerle fakir ülkeler arasındaki adaletsiz paylaşmayı kaldırıp eşit paylaşımı getireceğini söylerler.


Bazen de sınıf farklılıklarını kaldıracaklarını söylerler.

İlk bakışta bunlar göze ve kulağa hoş gelen sözler ama işin aslı hiçbir zaman öyle değildir. Böyle cilalı laflarla esas yapacaklarını perdelemek isterler. (Bütün dünya insanlarını kandırıp kendilerine köle etmek isterler.)


Onun içinde misyonerler faaliyet gösterdikleri ülkelerde kendilerini gizler ve çok temkinli hareket ederler.

Bazen bir barışsever, bazen bir yardımsever, bazen araştırmacı, bazen seyyah, bazen doktor, bazen hemşire, bazen gazeteci, bazen din adam, bazen müderris, bazen şeyh, bazen de medya mensubu yahut normal bir turist gibi karşımıza çıkabilirler.

Misyoner kendini davası uğruna bir nefer gibi görür ve her kılıkta kendine verilecek görevi yapmaya çalışır.


Şunu hiçbir zaman gözden kaçırmamalıyız ki; misyonerlerin esas hedefleri müslüman toplumları dejenere ederek, insanları yozlaştırıp iman ve ahlakı değerleri tahrip ettikten sonra dini ve milli duyguları gevşemiş olan boşluktaki insanlara çengel atarak onları dinlerinden çıkarmaktır.

(Üzülerek ifade edelim ki, bu ağlara düşen çok evlatlarımız vardır.)

Böyle manevi bir boşluk içinde olanları aldatmak ve sapıtmak misyonerler için çok çok daha kolay olur. Şu anda ülkemizde sergilenen oyun da maalesef böyledir.


Son günlerde ülkemizde misyonerlik faaliyetleri kat kat artmış tehlikeli ve korkunç bir hastalık halini almıştır.

Maalesef birçok gencimiz bu propagandaların tesirinde kalarak dinini değiştirmektedirler.

Başta devletimizin ilgili bütün birimleri, diyanet, din adamları, cemiyetler, cemaatler, vakıflar bu tehlike karşısında tabir caizse seferberlik ilan etmelidirler.

Geçmişte savaş yolu ile Osmanlı imparatorluğunu yıkamayanlar, misyonerlerin faaliyetleri ile ektikleri fitne ve fesat tohumları ile koca bir imparatorluğu çökertmişlerdi.


Hepimiz bu tarihi gerçeği acı da olsa biliyoruz.

Ülkemiz için şimdi aynı oyun bir kere daha sistemli, daha güzel kılıflarla süslenerek sergilenmek isteniyor.

Ankara’dan eski bir milletvekili, çeşitli mili ve manevi, askeri hizmetlerde bulunan, milli ve manevi değerlerimize samimi olarak bağlı olan değerli  bir dostum, kendisine bir öğrencimizin attığı yazıyı bana gönderdi.


O yazıdan birkaç paragrafı buraya almak isterim. Ülkemizde misyonerlik faaliyetleri gerçekten çok artmıştır.

Devletimizin acilen tedbirler alması şarttır.

 “Abla, ben Hacettepe üniversitesinde 3. Sınıf öğrencisiyim. Ve üniversiteye çok yakın bir konumda oturuyorum. Bu bölge de özellikle le son dönemde misyonerlik faaliyetleri bir hayli arttı.

Misyoner sayısı en az iki katına çıkmış durumda.

Daha önce de bu insanlara zaman zaman şahit oluyordum.


Fakat hiç kimse yanıma yanaşıp bana herhangi bir teklifte bulunmamıştı...

Fakat dün akşam okul çıkışı berbere gittim. Berberin önünde dikilirken bir bayan bir erkek yanıma yanaştı , omuzlarında çantaları vardı.

Selam verdiler.

Bayan olan çantasının içinden bir tane broşür çıkarıp bana uzattı. 


Ardından benimle konuşmaya başladılar. 

İsrail vatandaşı olduklarını fakat Ukrayna’da yaşadıklarını söylediler. Beni Yahuda şahitleri grubuna davet ettiler. 

Eğer onlara tabi olursam, bana hem okul bitene kadar hem de okul bittikten sonra maddi manevi çok büyük destek vereceklerini...


İstediğim yerde işe yerleştireceklerini, hayatım boyunca ellerinin üzerimde olacağını söylediler.

Ben de onlara, böyle bir iyiliği hak etmek için, benim onlar için ne yapmam gerektiğini sorunca: “Şimdilik bize tabi olduğunuzu teyid edin yeter, ilerleyen dönemde ne yapmanız gerektiğini size bildirirler.” Dediler. 

Kabul etmediğimi söyleyince, bana broşür bıraktılar. “Eğer gelmek istersen, orada internet adresi yazıyor. Oradan müracaat edersin.

Seni büyük ustalarla falan tanıştırırız. İstersen İncil ve Tevrat göndeririz, kitap desteğinde bulunuruz.


Maddi olarak yardıma ihtiyacın olursa da bize ulaş” dediler ve yanımdan uzaklaştılar.”

Hemen hemen ülkemizin her vilayetinde çeşitli isimler adı altında misyonerler faaliyetlerini devam ettirmektedirler.

Adım başında görevli bir misyoneri bulunan göya dost ve müttefikimiz olan ülkelerin gayretleri Türkiye çabucak kalkınsın, daha müreffeh bir seviyeye çıksınlar diye mi gayret gösteriyorlar?..

Hayır asla! Onların dışları başka. İçleri başkadır.


Tutum ve davranışlarından anlıyoruz ki, demeç üzere demeç yağdıran birçok dost ve müttefik(!) ülkeler esasında gizli bir sevir peşindedirler.

Dostluk diyorlar, kardeşlik diyorlar, barış diyorlar amma bunların hepsi yalan ve hepsi de göstermeliktir..

Bütün dünya Müslüman ülkelerinde misyonerlik faaliyetleri had safhaya varmıştır.

Gaye Müslümanların elinde bulunan yer altı ve yer üstü servetlere nasıl ulaşırız diyedir. 


Veya Müslüman milletlerin uyanmalarını nasıl engelleriz hususunda  geceli, gündüzlü gayretler göstermek tir.

En azından Müslüman devletlerin başına uyutulmuş birer devlet başkanı getirir ondan sonra istediğimizi antlaşmalarla çok daha kolay olarak yaparız, diye çalışmaktadırlar. 

Örnek mi istersiniz dünyanın başlarında mumyalanmış liderleri bulunan İslam ülkelerinin durumlarına bakınız.


Bu faaliyetler dini faaliyetten daha ziyade siyasidir. 

Ve ileride bir kısım hedef ve arzulara daha kolay ulaşmak içindir. Onun için herkes kendine düşen görevi yapmalı ve ülkemizdeki bu misyoner faaliyetlerinin önüne geçmeye çalışmalıyız.

Elbette ki burada en önemli görev devletimize ve devletimizin milli kurumlarına düşmektedir.


Aksi halde zaman çok geçmiş olur nice Türk milletinin evladı dininden ve milliyetinden kaçar bir hale gelir.. 

O zamanda iş işten geçmiş olur. Şimdiden hepimiz kendimize düşen vazifeleri samimi ve ciddi bir şekilde birlik ve beraberlik içinde, sen, ben kavgasına düşmeden yapmaya gayret etmeli vatandaşlarımızı ve gençlerimizi bütün vasıtaları kullanarak uyarmalıyız.

Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23