• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Doymak bilmeyen esnaf ve tüccarlara…

28 Haziran 2025
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Doymak bilmeyen esnaf ve tüccarlara…

ALİ SANDIKÇIOĞLU

İslam dini helalinden kazanıp helalinden harcamayı teşvik etmiştir.

Tarihi kapalı çarşının bir kapısı üzerine çok güzel bir şekilde: “El kasibu habibullah” levhası bulunmaktadır.

Bu sözün hadisi şerif olduğunu söyleyenler olsa da esas itibarla Mevlana Celaleddini Ruminin mesnevisinde yer almaktadır. 

Buna yakın bir manayı ifade eden peygamber efendimizin (sas) şöyle bir hadisi şerifi vardır: “Allah meslek sahibi mümini sever.”

( Ebu’l-Kası Suleyman b. Ahmed b. Eyyûb Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsât, thk.) 

Bir başka hadisi şerifinde ise mübarek peygamber efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır:

“Geçimin sağlaması gerekenleri ihmâl etmek, insana günah olarak yeter.” (Ebû Dâvûd, Zekât 45)

Çalışıp, kazanmak çolup çocuğa, yaşlı ana, babaya bakmak gerektiği zaman hayır yapmak, garipleri, yoksulları sevindirmek teşvik edilen, Müslüman esnafta ve tüccarda olması gereken bir husustur.

Bir tüccarın, bir esnafı gayesi sadece ve sade para biriktirmek olmamalıdır.

Kendisi için, ailesi için, memleketi için dini için, dünyası ve ahireti için yapması gerekenleri yapması ille de kanaat sahibi olması icap eder.

”İnsan oğlunun gözünü ancak toprak doyurur” beyanını hiçbir zaman unutmayalım.

Enes bin Malik (ra) peygamber efendimizden (sas) şöyle bir hadisi şerif rivayet etmektedir:

“Dört nafakadan yani dört harcamadan kul yarın hesaba çekilmeyecektir. Anne ve babasına yaptığı harcama, iftar için yaptığı harcama, sahur için yaptığı harcama ve çolup çocuğunu barındırmak için yaptığı helalinden kazanılıp harcamalardan sorguya çekilmeyecektir.”            

(Tefsiri Rahman 94, Esbabı Felah 58)

Hile yapmayan doğru ve dürüst çalışan ve ticaret yapanlar peygamber efendimiz tarafından çok güzel şekilde müjdelerdir.

Peygamber efendimiz: (sas) “Doğru sözle, dürüst ve güvenilir tacir, peygamberler Sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” ( İbni mace ticaret 1)

Hz. Ömer (ra) şöyle der:

“Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin.” (Kenzul Ummalı h. No: 8453)

Peygamberimiz (sas) her türlü alışverişte, ticarette aldatma, haksızlık, düşmanlık ve sömürüye yol açabilecek alışverişi hoş karşılamamış ve yasaklamıştır.

      Müslüman helalinden kazanmalı ve helalinden harcamalıdır.

Her devirde olduğu gibi gözlerini para hırs bürüyenler ve

(İslam’ı usullere göre esnaflık yapan, tüccarlık yapanları tenzih ederim.) Doymak bilmeyen esnaflar veya tüccarlar vardır. 

Hele hele günümüzde bir kısım esnaf ve tüccarlar zamcı başı başka bir ifade ile zam rekortmeni oldular.

İşleri sabahtan akşama zam yapmak. Helal haram demeden ebedi alemi, Allah’ın huzurunda hesap vermeyi hiç düşünmeden servet yığma peşindeler… Gözleri bir nevi kör, kulakları bir nevi sağır olmuş, fakirlerin, yetimlerin ne hallerini görürler ne de feryatlarını duyarlar. Onlar için her şey para ve servettir.

Bu gözü doymayan, zamcı esnaf ve tüccarlara: Amelde mezhebimiz olan Hanefi mezhebinin kurucusu İmamı Azam (ra) hazretlerinden bir kıssayı hatırlatarak yazımı sürdürmek isterim:

“Büyük bir alim, İmam ve mezhep kurucusu olan, aynı zamanda Küfe şehrinde tüccarlık yapan İmamı Azam efendimizin dükkanına, elinde bohça ile bir hanım gelir ve bohçasından ipekli bir elbise çıkarıp satmak istediğini İmamı Azam hazretlerine söyler.

İmamı Azam hazretleri henüz bir şey söylemeden hanım elindeki ipekli elbise için 100 dinar istediğini beyan eder.

İmamı Azam: “Bu elbisenin değeri iki yüz altından fazla eder daha fazla istemelisin der.” Kadın:

“Bana yüz dinar kafidir (yeterlidir)der. İmamı Azam hazretleri: “yüz dinardan fazla eder, deyince kadın: İki yüz dinar olsun der.

İmamı Azam efendimiz:

“Hanım, der. Elbisenizin değeri iki yüz dinardan da fazladır. Daha çok istemelisin. der. Kadın: “Çok rica ederim, benimle alay mı ediyorsunuz? Ben yüz dinara satmaya razıyım siz onu verin yeter.” 

İmamı Azam efendimiz:

“Hanım hanım der. Ben sizin bilgisizliğinizden faydalanıp bu elbiseyi değerinden ucuza alırsam yarın Allah benden sorar.

Sevgili peygamberimiz (sas) buyurmuştur:

“Müslümanı aldatan bizden değildir. Yani Müslümanlarla ilişiği kesilmiştir. Hz. Muhammed ile de ilişiği kesilmiş” demektir. 

Hanım: Öyle ise, Efendim! dört yüz dinar ver de al. Beni buralarda gezdirme der.

Kadın bu işin esnafından sorar, tüccarlar: kadının elinde bulunan elbisenin beş yüz dinar hakkı var değeri beş yüz dinardır derler.

Kadın gelip Hz. İmama durumu bildirir. Hz. İmam kadının yüz dinara satmak istediği elbiseyi beş yüz dinara satın alır.

Kadın paraları sayarken göz yaşlarını tutamaz Ve kadın işin gerçeğinin Hz. İmama anlatır:

“Efendim, artık anlatayım. Bu elbise benim gelinliğimdir. Evimde bundan başka para edip yetim yavrularıma yiyecek almak için eşyam kalmadı. Hepsini sattım. En son kıyamadığım bu gelinlik elbisemi satmak mecburiyetinde kaldım. Yetimler iki gündür aç. Bunun bu kadar para edeceğini bilseydim hiç şimdiye kadar durur muydum. Bu para çok para, bizim sıkıntımızı giderdiği gibi hayli zaman idare eder. Allah sizden razı olsun. Diyerek dualarda bulundu. Kadının durumunu bu şekilde öğrenen İmamı Azam efendimiz 500 altını verdikten sonra elbiseyi de kadına hediye eder.”(Hikayeler demeti s. 138-139)

        Zam üstüne zam yapanlar, Milleti kandırıp elindeki malları ucuza kapatanlar, stok ve karaborsa yapanlar.

Yetimler, yoksullar, garip ve gurebalar ile şehit aileleri ve çocukları aylarca et yüzü görmezken akşam birçok yaşlı ve çocuklar yataklarına yarı aç girerlerken, Ey gözleri doymayan maddenin esiri ve harisi olan esnaflar! Tüccarlar ve zenginler!

Dünyamızın birçok yerinde mazlumlar inim inim inlerlerken,

Özellikle Filistin de Gazze de yaşlılar çocuklar, siviller açlıktan, susuzluktan ilaçsızlıktan Siyonistlerin bombaları altında can verirlerken; söyler misin Hacı baba sen kaçıncı haccına gidiyorsun?

Müslüman sen kaçıncı umreni yapıyorsun?

Tüccar efendi sen kaçıncı daireyi, yazlığı ve iş yerini satın aldın?

Daha bir sene dolmadan aldığın mobilyalarını, özel arabanı değiştirmek için milyarları harcarken hiç mi vicdanın sızlamıyor? Hiç mi Allah’tan korkmaz sın?. Hiç mi ölümü ve ahireti düşünmezsin.?

Bugüne kadar bu dünya kaç defa doldu kaç defa boşaldı? Kimler geldiler, kimler gittiler? Hani bir zamanın zalim idarecileri? Hani bir zamanın çok büyük zenginleri, servet sahipleri? Çoklarını adları unutuldu bile. Ya senin sonnu ne olacak, nerede, nasıl can vereceksin, hiç düşündün mü? O gün için bir hazırlığın var mı? Bugüne kadar kaç yetimin başını okşadın? Kaç garibin yarasına merhem, derdine devam oldun?.. 

Cenab-ı Hak Ecel gelmeden hepimize ibretler alarak uyanmalar nasıp eylesin.

Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

H.Y.E

Toplumumuzda İslam' in sadece tozu kaldı. Bu gün insanlar, geçmişte ki atalarından kat ve kat daha zengin olmalarına rağmen daha aç gözlü. Sadece tüccarlar değil,toplumun her kesimi de aynı dünyalık hastalığına mübtela.

Sahi

Geçin bunları sayın yazar. İktidar kapitalizmi benimsemiş ve daha çok para kazanma amacıyla işveren ile bir olmuş asgari gelire sınır çizmeye çalışıyor. Herşey zihniyet meselesi sermaye kaçmasın diyerek şımartılmış işverenin bir kez olsun gelirine üst sınır koyamamış. Denetleme yok zaten. Mesela tüm giderler sonrası elde kalan kârın on asgari ücreti işverene gerisi eşit olarak çalışana verilir deseler ne Müsiad kalır ülkede ne TÜSİAD. Küçük esnafın durumu farklı siftah yapmadan kapatan da var. Denetleme yap ondan hiçbir şey alma. Bunun için de önce NAKİT PARA kullanımı yasaklanmalı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23