Dost ve müttefik sandıklarımıza bak!....
Son günlerde yazımızın başında yer alan bu iki sözcük çok kullanılır oldu. “Dost ve müttefik ülke”, dostumuz, onlarla ittifakımız var (v.s) gibi.
Önce bu kelimelerin sözlük manalarına birlikte bir bakalım:
DOST: Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, iyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Örnek: “Komşularımız dost insanlardır” gibi. (Resimli Türkçe sözlük S.150)
Bir başka ifade ile Dost: “Sevilen kimse, sevgili” demektir. (Osmanlıca Türkçe sözlük S. 153)
DOST: Yar, muhib, sadık, sevilen kimse demektir. (Osmanlı Türkçe lügat Osmanlıca baskı S.520)
MÜTTEFİK: Uyuşma, birlik, birleşmiş, biriyle ittifak etmiş, muahade ile bağlı, hem fikir, hem rey, aynı örüş) uygun, muvafık, sözleri bir olan, birlikte kararlaştırılmış.” (Kamusu Türki (S.1381) Konumuzla alakalı birde ittifak var ona da kısaca bir bakalım:
İTTİFAK: “Uyuşma, sözü bir etme, beraber davranmak için sözleşme” (Osmanlıca-Türkçe sözlük (S.352) Türkiye de dost ve müttefik ülke dendiğinde birçok dost ülkenin yanında akla ilk olarak ABD devletinin dost ve müttefikliği (!) gelir.
ABD yukarıda sözlük manalarını verdiğimiz şekilde acaba bizim gerçekten dost ve müttefikimiz midir? Hep birlikte hafızalarımızı bir yoklayalım:
Kıbrıs harekâtımız sırasında 6. filoyu karşınıza çıkartırım. Kıbrıs’a çıkamazsınız diyen dost ve müttefik (!) ABD değil miydi?....
Parasını ödediğimiz silahları vermeyen, vermediği gibi o silahların bulunduğu depolar için Türkiye’den utanmadan bir de kira talep eden ayrı dostumuz(!) ABD değil miydi? Kıbrıs çıkartmasından dolayı Türkiye’ye ambargo konulması için elinden gelen bütün gayretleri kullanan sözde müttefikimiz(!) ABD değil miydi?
ABD yokken asırlar boyu devlet ve imparatorluklar kuran Türk milletine ve Türk Cumhuriyeti yetkililerine “Haşhaş ekimini yasaklayın. Yoksa haşhaş ekilen köylerinizi bombalarım” diyenler de sahiden dost ve müttefikimiz ABD değil miydi?...
1991 Irak harekâtında vaad ettiklerini vermeyen, Çekiç Güç sayesinde kuzeydeki gruplara erzak ve ilaç yardımı yapıyorum deyip silahlandıran ABD değil miydi?
Irak harekâtı dolayısı ile Türkiye bir kısım sıkıntıları göğüslerken, petrol boru hattının kapanması ile Türkiye çok büyük zararlara uğrarken kayıtsız kalan, kılı kıpırdamayan gizli planım uygulanıyor diye içinden sevinen yine aynı ABD değil miydi?
Yüzbinlerce peşmerge Irak savaşından kaçıp sınırımıza yığıldığında ve onların bir kısmı Türkiye’ye sızıp birçok insanımızı ölümüne sebep olurlarken Türkiye’ye bırak yardımcı olmayı vaad ettiklerini yerine getirmeyen yine aynı ABD ve tüm batılı sözde demokrat ülkeler değil miydi? Mısır, Ürdün ve bir kısım Arap ülkelerine Irak savaşından dolayı doğan zararlarını ödeyen veya askeri borçlarını silen ABD, Türkiye için neler yapmıştır? Türk milleti olarak öğrenmek istiyoruz?....
Türkiye tekstili ve birçok sanayi ürünlerini ABD’ye girmesi için kota uygulayan aynı dostumuz ABD’den başkası mıdır?
11 Eylül terör hadisesinden sonra normal ve kanuni yollarla ABD’ye senelerdir oturan işi, gücü olan TÜRK asıllı insanlara en acımasız şekilde hukuk tanımadan eziyetleri yapmada beis görmeyen ABD değil midir? Türkiye’ye ille de idamı kaldırın. Hukuku tam olarak uygulayın diyen ve Türkiye’de demokrasi olmadığından dem vuran oysa bütün dünyanın gözü önünde hukuku, kişilik haklarını çiğneyen ve hâlâ bütün dünyanın karşı çıkmasına rağmen idamı uygulayan ABD değil midir? Niçin AB’den menfi ya da müspet bir ses çıkmaz.
ABD’de dünya devletler hukuku mu yoksa “Ben güçlüyüm öyleyse her dediğimi yaparım” fîkri mi hakimdir?” Esasında birçok soru bu hususla alakalı olarak sorulabilir. Şunu ifade etmeye çalışıyorum: ABD’nin Türkiye ile alakalı olarak sergilediği bütün tutum ve davranışları yukarıdaki dost ve müttefik tariflerine hiç uymuyor. Şu ABD ve tüm AB ülkelerinin bazı Müslüman ülkelerin Suriye için takındıkları tavrı dostluk çerçevesi içinde izah edebilir mi? Bu nasıl bir dost Amerika ki hem terörist diyor, hem de terörist dediklerine binlerce TIR, yüzlerce uçak dolusu silahı dostum, müttefikim dediği (!) Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere onlara hibe edebiliyor? Dostluk bunun neresinde? Müttefiklik bunun neresinde? Sen nasıl bir demokrasi ile idare edilen bir devletsin ki, yüz binlerce masum insan senin teröristlere verdiğin silahlarla can veriyor. Ben güçlüyüm diye yüzlerce dünya ülkesine, milyarlarca insana tepeden bakamazsın. Hesapların üzerinde hesap yapan bir Yüce Kudret’in var olduğunu unutma!... Tarihte zulüm ile idare edilen nice kumandanlar, nice yıkılmaz zannedilen ülkeler nasıl yok oldu ise gün gelecek sizin de saltanatınız yıkılacak, yerle bir olacaksınız. Kahraman ordumuzun son Afrin harekâtı ile dünya genelinde ülkemizin dost ve müttefiklerini(!) Milletçe bir kere daha tanımış olduk. Bu yazıyı hazırlarken üç milyon Suriyeliyi Türkiye’de misafir eden ülkemiz için sözde insan hakları ve demokrasi kahramanı (!) AP, Türkiye’ye Suriye topraklarından çekilmesi teklifinde bulunuyorlar. Allah’a çok şükür ki, başımızda milletinin haklarını korkmadan, yılmadan, boyun eğmeden yöneten, yürüten idarecilerimiz ve milletimizin bağrından çıkan kahraman ordumuz vardır. Rabbim yardımcıları olsun. Yazımızı Şemsi Tebriz-i hazretlerinin bir sözü ile bitirelim. Umarım kan döken, zulmeden devlet adamlarına ve her derecedeki insanlara örnek olur.
“Hayata tepeden bakarsan insanların sadece tepesini görürsün. Hayata daima insanlarla aynı mesafeden bak, o zaman insanların hem yüzünü, hem kalbini görürsün. Mühim olan yükseklere çıkıp hayata tepeden bakmak değildir. Mühim olan ne kadar yükselsen de her şeye eşit mesafeden bakabilmektir. Hayatta her şey olabilirsin, fakat mühim olan hayatın içinde; ‘İNSAN’ olabilmektir.” Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.
TEŞEKKÜR:
Eşim Emine Sandıkçıoğlu’nun vefatı dolayısı ile başta Almanya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinden bizzat gelerek cenazemize katılanlara, Türkiye’nin çeşitli vilayetlerinden cenazemize gelen dost ve akrabalarımıza, Almanya’da Türkçe yayınlanan Yeni Posta gazetesine, Neckarsulm haber, Kilim gazetelerine, Avrupa Türk Basın Birliğine, AKİT gazetesinin sahip ve yöneticilerine, Yeni Asya gazetesine, Rize ve Kalkandere vakıf yöneticilerine, ilçemiz ve ilçemiz dışından gelen tüm siyasi parti temsilcilerine, adlarını sayamayacağım vakıf ve hayır kurumu başkan ve yöneticilerine, eski parlamenterlere bazı üniversitelerde görev yapan akademisyenlere, yurt dışında ve Türkiye’de halen görevde olan veya emekli olan hoca efendi arkadaşlarıma hastalığı süresince yardımını esirgemeyen doktorlarımıza, yurt içinden ve yurt dışından telefon ve elektronik posta ile taziyede bulunan bütün kardeşlerime kalbi teşekkürlerini sunarım.
Rabbim cümlenizden razı olsun.
Selam ve saygılarımla, Mevla’ya emanet olunuz.