• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Siz brandalarla, Ekrem’in bürokratlarının fuhuş jetini kapattınız

07 Şubat 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Siz brandalarla, Ekrem’in bürokratlarının fuhuş jetini kapattınız

ALİ KARAHASANOĞLU

6 Şubat 2023 depreminin 3. yıldönümündeyiz..

Herkes kendi hesabına bir özeleştiri yapmalı. Eyvallah..

Yapılanın daha iyisini gerçekleştirmek için, şartları zorlamak, eyvallah.

Siyasi iktidar, neleri yapabilirdi, tam yaptı mı, tabii ki özeleştiri yapsın..

Muhalefet de, siyasi iktidar neyi öngöremiyor, daha iyisini yapması için, nasıl yönlendirebiliriz, bizim üzerimize düşen ne var desin, o da özeleştiri yapsın..


Ama takoz olmak nedir?


Engellemek, yapılanı beğenmemek, itibarsızlaştırmak, hatta gerçekleri çarpıtmak da nedir?

Siyasi iktidar, 2013 yılında Hatay’ın altı mahallesini riskli alan ilan edip, orda ciddi bir depreme dayanıklı inşaat yapmayı planlamış..

Ama ne mümkün?


CHP’li isimlerin başını çektiği muhalifler, Mimarlar Odası, sözde sivil toplum kuruluşları ve CHP zihniyetindeki muhtarlar ile riskli alan ilanı iptal davasına muhatap olmuş.

Düşünebiliyor musunuz?


Deprem yaşanma ihtimali oan Hatay’ın riskli alanları, depremden 10 yıl önce, “Aman bir deprem olursa, altından kalkamayız” düşüncesi ile önceden riskli alan ilan ediliyor..

Ama solculardaki refleks ezberlenmiş şekilde: “Rant için riskli alan ilan edildi. Evlerimiz, işyerlerimiz, müteahhitlere peşkeş çekilmek isteniyor..”

Böyle bir itibarsızlaştırma saldırısı ile tam 9 yıl boyunca CHP zihniyeti riskli alan ilanının iptali için, siyasi iktidara kök söktürüyor..

Buradan bizim mahallenin ukalalarına da seslenelim..


Karşı mahallenin tilkilerine de hatırlatalım..

AK Parti 23 yıldır, tek başına iktidarda ha!

Her istediğini yapıyor ha..


Neyi yapmak istedi de, yapamadı ki, öyle mi?

Buyrun, Hatay’da belki de ölü sayısını yarıya indirecek adım taa depremden 10 yıl önce atılmak istenmiş..

Ama CHP kafası engel olmuş.

Danıştay engel olmuş..

“Yapamazsın” demişler..

Ve yaptırmamışlar..

Sonra ise, “Nerede devlet, nerede hükümet?”


Kimse sormuyor, “nerede Danıştay?”

Kimse o davaları açanları hatırlayıp, sormuyor: “Nerede davacılar, riskli alan kararını iptal ettirenler.”

Kimse sormuyor, “Riskli alan kararını iptal ettirdiniz, müteahhitlere kaptırmadığınızı sandınız.. Ne oldu, şimdi o binalarınız duruyor mu?”

Olay sadece bu şekli ile yaşanmış olsa, yine de belki bu kadar sert üzerine gitmeyeceğiz.. 

Adamlar öyle utanmazlar ki..

9 yıl mücadele ediyorlar..

Depreme dayanıklı ev yapılmasını önlemek için, barosu, mimarlar odası, CHP’si hep birlikte teyakkuz halinde çalışıyorlar..


Engelliyorlar..

5 Şubat 2022’de, Cumhurbaşkanlığı “Bu şekli ile riskli alan ilanımızı hayata geçiremiyoruz. Farklı metod ile  depreme dayanıklı inşaat faaliyetimizi yapmak üzere, önceki kararımızı iptal ediyoruz” diyor.

Davalar açıldığı için.

Danıştay iptal yönünde karar verdiği için..

Bu karar alınmak zorunda kalınıyor.

Sözcü’nün, depremden önce “Rant şahane” diye eleştirdiği riskli alan ilanı kararı..

Birden bire doğru bir karar haline geliyor.


Danıştay’ın bu kararı iptal ettiği belirtilmeden, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin sebebinin, Danıştay’ın iptal kararı olduğu hatırlatılmadan, “Cumhurbaşkanlığı kararına göre, deprem bölgesi riskli değilmiş” diye manşet atıyorlar..

Nasıl utanmazlarsınız siz..

Nasıl riyakârlarsınız..

Hani bir günle, bir haber ile kısıtlı olsa, bunların takozlukları.

 Belki de hataen haberi yapmışlardır. “Danıştay kararını görmemişlerdir” diyeceğiz..

 Ama, İstanbul’un göbeğindeki otelde, rüşvet toplantılarına katılmak üzere lobiye girdiğinde, görüntü olmaması için, kameraları kapatan Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarından bir satır yazamayan solcu Birgün gazetesi..


455 bin konutu 3 yılda yapıp bitirip, hak sahiplerine teslim eden, 150 bin kadarının da yapılmasını sürdüren siyasi iktidarı itibarsızlaştırmak için..

455 bininci konutun teslim töreninde, bitmemiş inşaatların yapımından çevreye zarar gelmemesi için çekilen brandaları gösterip, sanki Ekrem İmamoğlu’nun bürokratlarının fuhuş jetine binenler gizleniyormuş gibi algı yaparak, “Brandalar acılarımızın üstünü kapatamaz” diye başlık atıyorlar..

O branda, bir kaza yaşanmasın diye çekilmiş.

Bir ahlaksızlığı örtmek için değil.

Bir fuhuş ilişkisini gözlerden kaçırmak için değil.

Rüşveti, ihaleye fesat karıştıran görüşmelerini gizlemek için değil..


Depremzedeye yapılan inşaatın, henüz tamamlanmadığı aşamada, bir tuğlasının düşüp, yoldan geçen insana zarar vermemesi için branda çekilmiş..

Brandanın örttüğü hiçbir ayıp şey yok.

Ayıplar, yolsuzluklar, ahlaksızlar, Birgün’ün, Sözcü’nün, Cumhuriyet’in desteklediği İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve avanesinin imza attığı ilişkiler..

Rıza Akpolat’ın teknesini yazamayanlar. Teknenin önüne branda çektiğini sananlar..

Rıza Akpolat’ın Acarkent’te aldığı 230 milyon TL’lik villayı, branda ile kapatabileceğini sananlar..

Boşandığı eşe aldığı daireyi, çocukluk arkadaşı üzerine tapuda kayıt ettirerek, gizleyebileceğini sanan CHP’li başkanları yazmayarak, haberi yok sayarak, gerçeği branda ile örteceğini sanan Birgün gazetesinin marksist muhabirleri, yöneticileri.

Gerçeği örtemezsiniz..


Gerçeği gizleyemezsiniz..

Keşke, siyasi iktidarın 3 yılda yaptığı 455 bin konuta ilaveten.

Şimdi Murat Kurum bakanımızın İstanbul’da başlattığı sosyal konut projesi çerçevesinde yapılan on binlerce konutun yanısıra.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da, “Bu çorbada bizim de tuzumuz olsun. Biz de 10 bin konut ile depreme hazırlık yapacağız” diyebilseydi..

2019 seçimleri öncesinde, 100 bin konutu dönüştüreceklerini vaat etmiş olmalarına rağmen..

Önceden tüm hazırlıkları yapılmış, 2 bin konutluk projeyi ancak bitirebildiler.

Bunun üzerine 2 bini bir yeni proje dahi koyamadılar..

Ama sorarsanız, “her şey çok güzel olacak” diyorlardı..


2019’a göre, İstanbul’da güzel olan tek bir şey göstersinler.

Metro mu, belediye otobüsleri mi? Trafik sıkışıklığı mı? Su dağıtım hizmeti mi? Doğalgaz mı?

Bir tane hizmette, düne göre daha iyi duruma geldik, diyebiliyorlar mı?

Böylesi rezil bir durumda oldukları halde, yazarları Şeriat düşmanlığı yapmakla günü öldürüyorlar..

Sanıyorsunuz ki, ülkede laikliğin anayasa girmesinin 89. yılını daha iki gün önce kutlamamışlar.


Sistem sizin sisteminiz beyler..

Boşverin sistemi değiştirmeyi, darbecilerin anayasasına değiştirelim dediğinde, halkın seçtiği milletvekillerine, “Değiştirtmeyiz.. yoksa” diye başlayan cümlelerle tehditler savuranlar, yine sizlersiniz..

O zaman, yıkılan binaların altında kalan, dindar insanlar mı, yoksa sizin halkın seçtiği insanlara anayasa bile yaptırtmayan sizin zorbalığınız mı? Sizin laikliğiniz mi?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayip

Yalan insanın heyelan altında kalmasına benzer

atmaca

çok siyasi haberler var gazetelerinde islami camianın. gazeteler uzak duruyor kültür hayatından. bu nedenle inandırmak güçleşiyor toplumu. akit gazetesi bir anlamda bu eksikliği gideriyor. tabiki kültür aranacaksa islamcı yayın organlarına bakmalı. basit tartışmalar var sosyal medyada. risale-i nur hangi amaçla neyi öğretecek. konuları anlamak için kafi olabilir edebiyat kategorisindeyse eğer. bu metodolojiye aykırı bir görüş. risalei nurun bahsettiği alimler var. bunların görüşleri bilinmeli en azından. artık üzerine tezler yazılan bir külliyat. sait nursi ubudiyete önem verir çağdaş yazarların aksine. ubudiyet allahın rızasını kazanmak demekse nefsi ıslah etmeyle. kıyam rukü ve secdede var aranılan vasıf. islamın temel şaartlarını kavrandırmaksa amaç. nurculukta olduğu gibi tarikatlerin çıkış noktası manevi kalkınma. milli görüşün etrafında dönüyordu bu kümelenme. erbakan islam birliği için çalışıyordu demokrasi bir araçtır derken. devir tarikat devri değildi sait nursiye göre. bunun için risaleler bir bilinç kazandırır şakirde. ancak öğrenme yalnızca bir kitapla mümkün değil. hedef kitle kimlerden oluşuyor hidayet istismarı için. yada çaresiz insanlar için bir sığınak olması. ezberci eğitim böyle bir yöntemi seçmiş aydınlara göre. bilgi için bir anormalite varmı kitaplarda. bu konuyu düşünmek gerekiyor eğitim için. akıl hastaneleri bunun sırrını çözmüş galiba. risalei nurların siyasi bir yönü yokmu verilen mücadele açısından. bir fikir kazandırmak amaçsa bir şakirde. ideolojiler nasıl değerlendirilmiş risalelerde. çünkü islam bilimi batıda aranıyor artık fikirler gibi. sanırım bu nedenle itimat duyulmuyor dini kitaplara. talesle başlayann felsefede var metodoloji. sonra bilim kollarına ayrılmış felsefe. nietzsche gibi filozoflarla düşünceye bürünmüş daha sonra. meta kavramı sanatın bir konusu. bunu ibadetlerle tanımlama ne kadar doğru. risale-i nurun vahye bakışı nasıl bir ilhamla yazılmış olma iddiasından sonra. şiirler kuranın veciz oluşuna değinir. kuran yinede etkiler insanı eğer inanç dünyası varsa. bunun geçerliliği hürriyete bağlı sait nursiye göre. ancak materyalizmin eleştirisi bu noktada önem kazanıyor bilimsel bilgi için. buna bir itirazı yokmuydu sait nursinin. sosyalizm sınıf mücadelesiyle başlamış batıda. ancak sendikal hakla gereksizdir sait nursiye göre. çağın hastalıkları vardı modern insanda. goethenin faustu nasıl bakıyordu dünyada. marksın dini afyon olarak nitelesinde vardı örgütlülük. sosyalizmin sanatı kullanmasındaki gayede vardı mücadele. bunlara zındıka taifesi demiştir sait nursi. türkiyenin laiklik anlayışı ters gelmiş inancına. dolayısıyla türk kültürüne bağlı kalmamıştır düşüncesi. ziya gökalpın din anlayışı seküler görülmüş cemaatlerde. hüseyin hilmi ışık gibi imam rabbaninin izinden gitmiş din adına. yani hak aramanın küfür görülmesi toplumda. somut tavsiyeleri yok refah toplumu için. keynesin müdaheleciliğinde vardı refah toplumu. bu konuda karma ekonomik model izlenmiş cumhuriyetle. ekonomi teknolojik devrimlede kalkınır japonya örneğindeki gibi. seyyit kutup adaleti arıyordu toplumda. bu nedenle şirk düzeni olarak gördü moderniteyi. sair nursi için ahir zaman demekti bu kaosun içindeki çağ. müspet siyaset için hak tanımını kullanır risale-i nur. bunu kabul etirmek zor siyasete. terörizmin çıkış noktasında bu çelişkiler var. inançla fikir bir araya gelirse dücane cündioğlu için. aristodan günümüze tartışılmış konular. kapitalizm hakikatla çatışıyorsa deleuzun düşüncesinde. sait nursi bunun için şahs-ı manevi yoluna baş vurur. ancak başarılı sayılmaz çağı değiştirmek düşüncesinde. asr suresi hakkı tavsiye edenler demişti yüce allah. ancak sanat yönü ihmal edilmiştir düşüncenin. platon filozoflara verir yönetimi. bunun anlamı açıktır siyasette. sait nursi cumhurieye karşı değildir hürriyet açısından. menderesi desteklemiş siyasette dine getirilecek kolaylıklar için. necip fazıl bir ihtilal beklentisi içindedir karanlık içindeki dünyada. sait nursi için mukaddesat terakki kadar önemlidir. ifadesini beğenmiştir cemil meriç. tüm dünyada tanınmış bir yazar olmuştur sait nursi.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23