• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Namaz kılanı atmıyordunuz, biz uydurduk Paşam!

28 Ekim 2016


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Tarih 29 Ekim 2010.

Tam 6 yıl önce..

Işık Koşaner Genelkurmay Başkanı..

Önceki gün, Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na ifade veren.

“Kime karışmışız? Harp Okulu’nun ortasında cami var. İstediği halde namaz kılamayan varsa söylesin” diyen Işık Koşaner...

Bir milletvekili, “Ben askerde iken namaz kılamıyordum. Cuma namazını hiç kılamadım” deyince de..

“Niye kılamadın, sana engel olan mı çıktı” diye atarlanan..

“Cuma saatine eğitim konulduğu”nu, dolayısıyla Cuma namazına gidemediğini söyleyen milletvekiline..

“Bak ne güzel taktik ile seni Cuma’ya gitmekten alıkoymuşuz..” der gibi.. 

Tepeden bakan..

Işık Koşaner..

Bir de ilaveten..

“Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla silahlı kuvvetlerden personel ayrılması çeşitli şekillerde yanlış yorumlanarak, bazı basın tarafından halkımıza yanlış anlatılarak sanki ‘Namaz kılan atılıyor, işte içki içmeyen atılıyor’ gibi bir propaganda yapılarak Yüksek Askerî Şûra’daki faaliyetlerimiz bizim engellenmeye çalışıldı” deyince..

6 yıl önceki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda yaşanan rezaleti hatırlatmak, artık vazife oldu..

Ne olmuştu, 6 yıl önceki 29 Ekim’de?

O günün gazetelerinden birisinin başlığı ile aktarayım:

“Çankaya’ya askerden başörtüsü boykotu!”

Üzerinden 6 tam yıl geçtiğinden..

Ve yeni nesil o günleri bilmediğinden, bu başlığın anlamını kavrayamayanlar çıkabilir.

Ben hemen bir giriş yapayım..

O yıllarda “Asker” dediniz mi..

Bazıları ayağa kalkıp, hazırola geçerdi..

Dolayısı ile..

“Askerden boykot da ne imiş” diye meraklanmayın..

Anlatacağız..

Bire bir yaşanılanları..

Ne bir eksik, ne bir fazla..

Bire bir alıntılayacağım..

Haberin içi de şöyle:

“29 Ekim’de Çankaya’da Abdullah ve Hayrünnisa Gül’ün ev sahipliği yaptığı resepsiyona Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner ve komutanlar katılmadı.”

Yok yok, “Işık Koşaner” diye bahsedilen kişi..

Önceki gün komisyona ifade veren Işık Koşaner’den farklı birisi değil..

“Harp Okulu’nun ortasında camimiz vardı” diyen Koşaner..

6 yıl önce, cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi başörtülü olduğu için..

Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’nu boykot eden generallerin başındaki Işık Koşaner’miş..

Devam ediyoruz, o tarihli gazetelere yansıyan haberden alıntı yapmaya:

“Başörtüsüne karşı tavır sergileyen TSK mensupları Ankara Orduevi’nde alternatif bir kutlama yaptılar.”

Hay Allah..

Biz de tam “Teröre karşı komutanlar acil toplantı yapmış olmalı” ihtimalini ciddiye alacaktık..

“Başörtü boykotu” haberi için de, “Palavra” diyecektik ama..

Adamlar resmen..

Cumhurbaşkanı’nın davetine katılmayıp.

Alternatif etkinlik düzenlemişler..

Olur mu böyle, olur mu..

Bu kadar da aleyhte delil veren boykot yapılır mı?

Ne diyecek şimdi Işık Paşa?

Ne yapalım, biraz daha okuyalım, şu 6 yıl önceki haberi:

“Abdullah Gül, şimdiye kadar çifte kutlama yaparak birisini eşli diğerini eşsiz olarak düzenlemişti. Böylece askerler Gül’ün eşsiz resepsiyonuna katılmışlardı. Ancak resepsiyon tek ve eşli olunca askerler de resepsiyonu boykot etti.”

Olmaz ki kardeşim..

Bu kadar da olmaz ki.

Her şey böyle açık seçik yazılır mı?

Şu gazete arşivlerini yaksak mı..

Üzerlerine beton mu döksek?..

Ne yapsak?

Işık Paşa önceki gün Darbe Araştırma Komisyonu’nda ne diyooo..

6 yıl önceki gazeteler ne yazıyooo..

Işık paşa, “Namaz kılanı atmak ne demek? Tövbe tövbe” diyo..

6 yıl önceki gazeteler..

Ordudan atmak ne demek..

Cumhurbaşkanı’nın resepsiyonuna bile, generallerin posta koyup, boykot ettiğini yazıyor..

Hayret bir şey!

Yok canım, işin içinde bir yanlış anlaşılma vardır..” diye düşünen, iyiniyetli kardeşlerimize..

Yine aynı haberden, olayın ne kadar acı olduğunu, Başbakan’ın ağzından verilen açıklama ile gösterelim:

“Çankaya’daki resepsiyonda gazetecilerin soruları üzerine Başbakan Erdoğan ‘Bu gecenin resepsiyon yeri burasıdır. TSK buraya gelmeliydi’ dedi.”

Şimdi emin oldunuz mu?

Şunun şurasında..

Birkaç yıl önce..

Türkiye nerede imiş?

Biz, ordu düşmanlığı falan yapmıyormuşuz..

Yalan da uydurmuyormuşuz..

Sırf kıllık olsun diye, “Başörtüsü boykotu” iftiraları atmıyormuşuz..

“Namaz kılanlar, ordudan ihraç ediliyor” iftirasını atmıyormuşuz.

Bire bir olanları.. 

O tarihli gazetelerden aktardık..

Bizzat Işık Paşa’nın da içinde olduğu “Başkomutanın davetini boykot” haberi ile..

Yaşanılan rezaleti hatırlattık..

Tamam mı Işık Paşa?..

Hâlâ, “Harp Okulu’nun ortasında camimiz vardı. Vakti olan gider namazını kılardı” diyecek misin?

Korkardım ki der..

Hatta korkarım ki..

Biz yaşanılanları yüksek sesle tekrarlamazsak.

Işık Paşa yakında..

Bugüne kadar söylediklerine ilaveten..

Şunları da söylemeye başlayabilir:

 “Aslında biz, verdiğimiz resmi davetlerde, giriş kapısının hemen yanında, bir küçük oda bulunduruyorduk. Davete başörtülü gelenler, oracıkta başını açabiliyordu.. Böylece onları rencide etmemiş oluyorduk. Kimsenin olmadığı bir yerde başlarını açıyorlardı.. O kadar hassas idik yani! Bize din karşıtlığı eleştirisi yapanlar, çok büyük yalan söylüyorlar!”

Ne dersiniz?

Işık Paşa, bu sözleri de söyler mi?

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23