Muhalife 7 dava çok, yandaşlıkla suçladıkları bize 10 dava az!
Bir gün önce, Zaman gazetesi haberleştirmişti..
“Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bir günde 10 duruşmanın 7’sinde Zaman yargılanıyordu. Şikayetçi de Tayyip Erdoğan’dı” diye..
Şunu demek istiyorlardı: “İktidardakiler, mahkemelere etki ediyor. Muhalifleri cezalandırmak için, ardı ardına davalar açılıyor..”
Bunun devamında.. “İktidara yanaşanlara da dava açılmıyor.. Yandaşlığın keyfini sürüyorlar!” demiş oluyorlar..
Peki gerçek böyle mi?
Zaman’ın, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 10 duruşmadan 7’sinde sanık olduğu günün ertesinde.
Sıra Akit’e gelmişti..
Onlar muhalif.. Biz yandaşız ya!.. Bizim davamız daha az olmalı değil mi?
Siz öyle zannedin.
Onlar o mahkemedeki 10 dosyanın 7’sinde yargılandıkları için bağırırlarken..
Bizim sanık olduğumuz dünkü duruşma listesinde, 12 dava vardı..
Hepsi de Akit’e açılmıştı..
Dahasını söyleyeyim..
İkisi hariç, diğerlerinin tamamı, Fetullah Gülen ve Gülen sempatizanları ile şirketlerinin bize açtıkları davalardı..
Düşünebiliyor musunuz: 10 davanın 7’sinin kendilerine açılmasını gerekçe gösterip “Basın özgürlüğünün kısıtlandığını” iddia edenler..
Akit’in karşısına 10 şikayetle çıkıyorlar..
Şimdi söyler misiniz?
Kimin basın özgürlüğü kısıtlanıyor?
Zaman’ın mı, Akit’in mi?
Kime daha çok dava açılıyor?
Zaman’a mı, Akit’e mi?
İşin bir ilginçliği daha var..
Zaman’a dava açan Cumhurbaşkanı..
Ama Akit’e dava açan, Zaman’ın (Zaman’dan kastımız, Gülen grubu) kendisi..
Yani, “Ülkede basın özgürlüğü yok” diyenler.. En küçük eleştiride.. Akit’i susturmak için, savcılara koşuyorlar!
•
Biliyorum, bazı Akit karşıtları, “Siz de rahat durmuyorsunuz ki kardeşim” diyecekler..
Duruşmaların özetini kısaca vereyim de..
Kim rahat durmuyor siz de bilin..
İstediklerini illegal dinleyip, paralel emniyetçilere servis etmişler.. Biz de bunu “Casusluğun üssü Kanada” diye haberleştirmişiz..
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan bir bürokrat, suçlamayı üstüne alıp, hemen mahkemeye koşmuş..
Yanlış anlamayın.. Adamın ismi falan da geçmiyor, haberde. Resmen, “Ben burdayım.. Beni görün..” diyor, mübarek!
TİB’dekinin davasını geçtik..
TBMM’deki milletvekiline geldik.
Gülen kontenjanından, AK Parti milletvekili olmuştu. Pensilvanya’dan talimat gelince, istifa etti. Haberin yayınlandığı günün arefesinde, Bodrum’da 3,8 büyüklüğünde bir deprem olmuş. Bu milletvekili, depremi, “bazılarının cemaatin üstüne gelmesi”ne bağlamış.
Biz de, “Tuzluktan garip tweet” demişiz.
Hatırlatalım; “tuzluk” ifadesi de, yine Gülen grubuna bağlı bir ismin nitelemesi idi..
Topu topu, denilen bu..
“Özgürlüklerimiz kısıtlanıyor” diye vaveyla koparanlar, işte bu ifade için, savcıya koşmuşlar.. Savcımız da, “He ya.. Bu cezalandırılmalı” demiş, davayı açmış!
Bir sonraki duruşmamız, Fetullah Gülen’in bizzat kendisinin şikayetçi olduğu dosya..
Kendileri; Başbakan’ın, bakanların montajlanmış kasetlerini internet sitelerinde yayınladılar.. Kucaklarına oturttukları solcu-liberal, kemalist her çizgiden internet sitelerinden aynı anda bombardıman başlatıp, “Uyanın ülke, soyuluyoruz” algısı oluşturmaya çalıştılar..
Ama.. Büyük ihtimalle, kendi içlerinden birisinin.. “Bu kadar da olmaz” diyerek isyan edip.. Gülen ile adamının, (Mustafa Koç ve Ali Sabancı’nın konu edildiği) kasetlerini internet sitesinden yayınlayınca.. Biz de kaset içeriğini haberleştirince..
Pensilvanya’daki zat, savcıya koştu..
“Telefonlarım dinlenmiş, işadamları ile görüşmelerimi ifşa ettiler” diyerek, toplam 50 yıl hapis cezası istemi ile dava açıldı..
Düşünebiliyor musunuz?
Paralel yapı, binlerce kişinin telefonlarını dinlemiş.. Sonra bunları internet sitelerinde yayınlamışlar.. Yayınlanmasını “özgürlük” olarak göstermişler..
Ama kendilerinin iki tane telefon kaydı yayınlandı diye..
Hemen mahkemeye koşuyorlar..
İstedikleri ceza da, 50 yıl!
Demek ki bunların istediği özgürlük, basına değil, sadece kendilerine!
Gülen’in dosyasından çıktık..
Gülen sempatizanı, KPSS sınavında soruları elde ederek üstün başarı(!) gösterenlerden birisinin yaptığı şikayetin duruşmasına başladık.
Ablaya, ceza davası açılmış bile.. Ama o hâlâ bizimle uğraşıyor, “Ben sınavdan önce soruları almadım” diyor..
Oysa olay basit.. “Hodri meydan” dersin.. “Getirin o soruları.. Tekrar yapayım” dersin.. Biz de sana şapka çıkarırız be abla..
Hatta o sınavda 120’de 120 doğru yapmışken.. Şimdi “90 doğru yap, ben cezayı peşinen kabul edeceğim abla” diyeceğim de..
Ne abla geldi duruşmaya.. Ne de avukatı..
Geçtik Bank Asya’nın duruşmasına.
Biz “Dev vurgun takipte” demişiz. “Darbe operasyonu, Bank Asya’nın hisselerini düşürdü” demişiz.
Sonrasında Bank Asya’ya el konulmuş..
Taa 2013 Aralık ayındaki yayınlarımız için Bank Asya’nın o dönemki yönetiminin yaptığı şikayet, hâlâ sürüyor!..
Bank Asya bugün TMSF’de.. Ama eski avukatlar hâlâ, gazetecileri susturmak için, şikayetleri takip ediyor..
Biz de girdik duruşmaya.. Meğerse, ellerinde gazete nüshası bile yokmuş..
“Olur” dedik, “Onu da biz getirelim.. Yanında da çay kahve ile!”
Ondan da çıktık..
Bir sonraki duruşmaya yerimiz kalmadı. Gündem fırsat verirse, onları da anlatırız inşaallah!
Duruşma listesini görmek için şu linke tıklayınız:
Gülen grubu Akit'i davaya boğuyor!