Reddi miras yapanlar, vatanına ihanet edenler!
Reddi miras yapanlar, vatanına ihanet edenler!
Ali Karahasanoğlu
Tayyip Erdoğan dün konuşuyor:
“Özellikle Mehter Marşı’ndan, Yeniçeri’den, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde yapılmasından rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum. İster kabul edin ister etmeyin ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var”
Bu cümleye, kendi tarihinden korkan, nefret eden üç tane siyasetçi dışında, hangi parti karşı çıkabilir?
Cumhur ittifakı üyeleri zaten Tayyip Erdoğan’ın yanında..
Muhalefetten İyi Parti, bu cümlenin hatırına, “Biz artık Cumhur İttifakı’na geçiyoruz” demeleri gerekmez mi?
Mavi Vatan’a itiraz eden CHP’lilerle ittifak kuracaklarına, “Tarihimizden kesitleri”, tam da bize dil uzatmaya kalkışanların gözünün içine sokan Erdoğan’a destek vermeleri gerekmez mi?
Ulusalcıların, Cumhur ittifakına sahip çıkmaları gerekmez mi?
“Batı batı dediklerimiz. Fırsatını bulduklarında, hemen Türkiye’ye iftira atıyorlar.. İşte somut örneği, Kıbrıs Barış harekatı sırasında mehmedciğe atılan iftira.. Ama Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun. Sadece savunmada kalmıyor, mehter marşı ile Avrupalı’lalara tarihi hatırlatıyor” demeleri gerekmez mi?
Mehter Marşı’na sırtını dönen CHP’liler nerede..
NATO üyesi devlet ve hükümet başkanlarını mehter marşı ile karşılayan Türkiye Cumhuriyet’i nerede?
Kimlik bunalımına son veren, kendi tarihine yabancı mirasçı anlayışına son veren bu çizgiye, tüm insanlarımızın sahip çıkması destek vermesi gerekmez mi?
Kurumlarımızın hemen hepsinin yıldönümlerine bakıyorsunuz.
Cumhuriyet’in yaşından daha büyük.,
Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri’nin kuruluş yıldönümlerini kutlarken gittiğimiz tarih, laikçi seküler yapının dayatması ile, uzun yıllar inkar edildi..
Reddi miras yapıldı..
“Atamızın mirasını kabul etmiyoruz” denildi..
Aslını inkar eden bir toplum inşa etmeye kalkışıldı..
Şimdi, aslımıza dönüyoruz.
Mirası hakkedecek işler, icraat yapmaya soyunuyoruz..
Bunlar yapılırken, maddi kalkınmanın da en hızlı hayata geçirildiği bir gündemle geceli gündüzlü çalışıyoruz.
Sabiha Gökçen havalimanı, yolcu sayısında rekor kırıyor.
Cari işlem açığında, en iri rakamlara ulaşıyoruz.
NATO toplantısı sonrasında, her adımı Türkiye’nin kazanımı haline dönüştürmek için planlar yapan, bu son toplantının da turizme katkısını konuşan, ufku açık bir cumhurbaşkanımız var..
NATO toplantısı ile bir yandan Türkiye’nin tanıtımını yapan..
Bir yandan da Türkiye’de güvenliğin ciddiyetini ispatlayan..
Böylece Türkiye’nin kazancına kazanç katmak için, her fırsatı değerlendiren bur cumhurbaşkanımız var..
“Sen dedin, ben dedim. Önce ben dedim, sen sonraya kaldın” tartışmasını yapan muhalefet partilerine kıyasla.
Türkiye’yi kalkındırma yolunda, altyapıyı inşa yolunda ufku olan bir lider ile yol yürüyoruz..
Hainlere rağmen..
Hainliklere rağmen bu adımlar atılırken..
Düşünün, bir de bu ihanetler olmasa..
Yol yürüyüşümüz ne kadar hızlanacak..
Dünkü muhalif gazetelerden ortak bir haber..
Türkiye ile Irak arasındaki petrol ihtilafı, Tahkim’de aleyhimize sonuçlanmış..
Kesin karar çıktı mı, ayrı bir tartışma konusu..
Ama bu ülkenin insanları, bu haberi adeta davul zurna eşliğinde nasıl verebilirler..
“Acaba gerçekten Türkiye’nin aleyhine mi karar çıktı. Eğer böyle ise, bu kararı nasıl etkisiz hale getirebiliriz? Ne yapabiliriz. En az zararla bu sonucu lehimize çevirmek için nasıl elbirliği ile hareket edebiliriz” noktalarına odaklanması gerekenler..
“Ohhh ohhh. Türkiye 1.5 milyar dolar ödeyecek” diyerek, bayram ediyorlar..
“Gece gündüz çalıştık, Tayyip Erdoğan’ı deviremedik. Şimdi bu karar ile, belki istismar edecek bir konu daha elimize geçti” diye adeta seviniyorlar..
Olay ne?
Türkiye ile Irak, bir anlaşma yapmış. Sonraki yıllarda Kürt Federe devleti kurulmuş. Irak ile yaptığımız anlaşmaya bir istisna ortaya çıkmış. Bir farklı madde ile düzenleme yapılma ihtiyacı doğmuş. Irak topraklarının bir kısmında, Irak’ın da kabul ettiği Kürt Federe devletinin hak sahibi olduğu petrol satışı gündeme gelmiş.
Türkiye, Irak ile anlaşmasını yürütürken, Kürt Federe Devleti’nin yetki alanında çıkan petrol için, Irak ile değil de, federe devlet ile anlaşma yaparak, üçüncü devletlere satışında boru hattımızı kullandırmış, bir miktar da kendimiz petrol almış..
Bir ihtilaf mı?
Evet, bir ihtilaf..
Ama nihayetinde, Türkiye’nin ekmeğini yiyen, suyunu için insanların, “Bakın bizi dinlemeyen yöneticilerin yanlıları sebebi ile, 1.5 milyar dolar ceza ödemek zorunda kaldık” diye sevinecekleri türden bir olay değil..
Bugün dahi, öyle bir ceza ödenmeyecek..
Aslında ceza değil, o tarihte daha düşük fiyatla aldığımız petrolüne fiyatının, normal değerde olması halinde hazineden o tarihte çıkacak paranın, şimdi ödenmesi..
O bile ödenmeyecek..
Büyük ihtimalle, Tayyip Erdoğan’ın bir telefonu ile..
Irak yönetimi..
“Evet davayı kazandık ama.. Sizin ile dostluğumuzun zarar görmesini istemeyiz. Bu ödemeyi, şu yolla tasfiye edebiliriz” diyerek, yeni bir anlaşma ile çözüme kavuşturacaklar..
Olmadı mı?
Tayyip Erdoğan bir telefon ile, Kürt Federe Devleti’ne hatırlatacak, “Sizinle anlaşma yaptığımız için, sizin bağlı olduğunuz devlete tazminat ödememiz gerekiyormuş. Bunun sorumluluğu size ait. Ödemeyi siz yapacaksınız” diyecek..
Onlar da yapacak..
Yanlış anlaşılmasın.
Kimseye tehdit falan yok..
Hukuk da, aslında bunu emreder..
Eğer bizim ödememiz gereken bir tazminat var ise, bu tazminata sebebiyet verenlere rücu etmemiz, hukuken en tabii hakkımızdır.
Bu kuralları, bu hukuki atakları Sözcü’deki, Cumhuriyet’teki, Karar’daki gazeteciler bilmez mi?
Tabii ki bilirler.
Ama Erdoğan düşmanlıklarından, kendi ülkelerini zora düşürecek yorumlarla, okurlarının karşısına çıkarlar..
Dün kamu bankasına ABD’nin 20 milyar dolar ceza vereceğini, kararın “azz sonra” açıklanacağını iddia ederek yazanlar..
“FBI elindeki belgeler, Türkiye’yi zora düşürecek. Erdoğan zora düşecek” diye ahkam eksenler..
Türkiye’nin kamu bankasına ABD bile ceza yazmaktan çekindiği aşamaya gelindiğinde..
“Ne verdiniz de ceza yazmıyorlar” diye hayıflanan hainler..
Şimdi “Irak’a tazminat ödenecek” diye seviniyorlar..
Haydi hodri meydan..
Görelim bakalım..
Tazminat mı ödenecek, yoksa bir şekilde, o karar işlevsiz mi bırakılacak. En kötü ihtimalle, Kürt Federe Devleti’nin ödemesi mi sağlanacak..
Türkiye’deki, kendi ülkesine düşmanlık yapanların ihanetleri de, alınlarında yazılı mı kalacak..
İzleyelim, görelim..