• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
21 Şubat 2020

“Gezi” denilince benim aklıma gelenler!

“Gezi” denilince, bizim gözümüzün önüne “yakılan polis araçları” geliyor. Ters çevrilen “polis minibüsleri” geliyor.. Taşlanan, sopalarla camları kırılmaya çalışılan “polis panzerleri” geliyor. 

Onun için öfkeleniyoruz..

“Gezi” denilince, Gezi’cilerin gözünün önüne ne geliyor bilmiyorum. Onlar yüksek sesle, bugün dahi bağırıyorlar: “Gezi onurumuzdur.”

“Yakılan polis araçları mı onurunuz? Ters çevrilen polis minibüsleri, taşlanan polis panzerleri mi onurunuz?” diye soruyoruz ama cevap alamıyoruz.

“Yiyorsa, şimdi de polis araçlarını ters çevirmeye çalışsanıza.. Polis panzerlerine taş atmaya kalkışsanıza.. Onur, bu suçları işlemeyi gerektiriyorsa, tekrar o suçları işlemeye bir teşebbüs etseniz de görsek, onurunuzu” diyoruz..

Bir cevap alamıyoruz.

“Gezi” denilince, bizim aklımıza, kandırılmış 14 yaşındaki Berkin Elvan geliyor..

Mahalledeki DHKP-C örgütünden abileri tarafından yüzüne maske takılan, cebine torpil konulup, sokağa sürüklenen küçük Berkin Elvan aklımıza geliyor..

Geceyi sokakta geçirdiği günün sabahında, abilerinin polisle çatıştığı ortamda,  polisin attığı gaz fişeğinin kapsülü ile yaralanıp, tüm müdahalelere rağmen komadan kurtulamayıp ölen Berkin Elvan.

Berkin Elvan’ın ölümünde, ben mahalledeki abilerini sorumlu tutuyorum. 14 yaşındaki çocuğu sokağa itenleri sorumlu tutuyorum.. Bugün dahi onlardan bu ölümün hesabının sorulmadığını görüp, kızıyorum..

Ama “Gezi” denilince aklına başka şeyler gelenler olmalı ki, “Gezi hayalimizdi” diyorlar.. 

“14 yaşındaki çocukları ölüme sürüklemek mi, hayaliniz” diye soruyorum, cevap alamıyorum.

2013’te Gezi isyanı sırasında bire bir sokakta olanlar bir kenara..

Bizim mahalleden kafayı çıkarıp, “Gezi gurur verici bir olay” diyenleri görünce, hayıflanıyorum..

Abdullah Gül’lerin, 13 yıl önce oturduğu bir koltuğa, bugün bir daha oturmak uğruna tüm ilkelerini çiğnemesine,  Gezi’cilere şirinlik yapmasına tahammül edemiyorum..

Soruyorum Abdullah Gül’e: “Gezi’nin neresi gurur verici? Gezi’de Berkin Elvan’ın ölümü sebebi ile düzenlenen cenaze töreninde, katılımcıların geçtiği bir caddenin devamındaki mahallede oturan Burak Can Karamanoğlu adlı genç, topluluktan açılan ateş ile öldürüldü..  Bu olay mı, size gurur veriyor?”

Soruyorum, ama cevap alamıyorum..

“Gezi” denilince, benim aklıma, bir savcının, görevi başında iken rehin alınması geliyor..

Atlamış olmayalım, hem de Gezi olaylarında vurulan 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın ölümünü soruşturan bir savcının rehin alınmasından bahsediyorum.

Türkiye’nin en büyük adliyesindeki bir savcının, adliye binasında, makamında rehin alınıp öldürülmesi geliyor benim aklıma, “Gezi” denilince..

6 yıl önce, piyangodan çıkıp, Başbakanlık koltuğuna oturan Ahmet Davutoğlu’nun, “Ben o koltuğa oturuştan bir zevk alamadım. Şimdi bir daha oturmak istiyorum” sevdası ile, verdiği tüm sözleri unutup, liderine vefasızlık ederek, yeniden o koltuğa oturma hülyası ile, Gezi’cilerden şikayetçi olmadığını açıklaması sonrasında, “Bir savcıyı, makamında öldürmek mi, suç değil? Savcıyı öldürenlerden, öldürenleri tahrik edenlerden mi, şikayetçi değilsiniz?” diye soruyorum kendisine..

Ama cevap alamıyorum..

“Gezi” denilince, “çapulcular” geliyor aklıma..

O tarihte Başbakanlık koltuğunda oturan Tayyip Erdoğan’ın “Bunlar çapulcu” dediği, Pensilvanya’daki zatın ise, “Onlara çapulcu demeyin.. Kimbilir belki de onların içinde, nice Halid Bin Velid’ler çıkabilir” dediği ortamda, FETÖ’nün yavaş yavaş kamuoyunun önünde de başkaldırı fişekleri çakması aklıma geliyor..

CNN’nin, BBC’nni canlı yayında, “Türkiye’de sokak hareketlendi” yayınları geliyor aklıma..

Üç tane ağaç için bu eylemlerin yapılma ihtimalinin sıfır olduğunu tahmin ettiğimiz için, failleri izlemeye koyulduğumuzda, “Mesele ağaç değil arkadaş, sen daha anlamadın mı?” çağrıları aklıma geliyor..

Türkiye’nin değişik illerinde, 20’ye yakın gencin, hiç uğruna ölmesine zemin hazırlayan gözü dönmüş sokak hareketleri aklıma geliyor..

Başbakan’ın makamına gelip, “Bizim talebimiz, Üçüncü Havalimanı’nın yapılmamasıdır. Üçüncü Köprü’nün yapılmamasıdır.” tehditleri savuranların, bu fiillerinin bugün dahi karşılığını bulmadıkları gerçeği aklıma geliyor..

Baroların, polise karşı şiddet uygulayan göstericilerden yaralanan ve sonrasında gözaltına alınanlar olursa, 24 saat kendilerine avukat hizmeti verileceğine dair ilanları aklıma geliyor..

O baro yönetim kurulu üyelerinden de, bugüne kadar hiçbirisinden hesap sorulmadı.

“Sizler, bu devletin polisine karşı saldıran göstericilerin avukatlığını yapma noktasında, nasıl tahrik dolu açıklamalar, duyurular yapabilirsiniz” diye soran olmadı..

Ne bir dava açıldı..

Ne bir ifadelerine başvuruldu..

“Gezi” denilince, Dolmabahçe Camii’ne, ayakkabıları ile giren göstericiler aklıma geliyor..

FETÖ’nün yayın organının, önce “Camide bira kutusu” diye fotoğraf çekip, gazetelere servis ettiği, sonrasında ise, “Camide bira şişesi yoktu” diye, kendi servis ettiği fotoğrafı yalanlamasındaki takıyye akılma geliyor..

“Millete ihanet, o günden belli imiş. 15 Temmuz’a gelmeden önce de, bunların hangi ahlaksızlıklara imza atacakları, o günden belli imiş” diyorum, kendi kendime..

“Gezi” denilince, binlerce belediye otobüsünün, kamu aracının uğradığı zarar aklıma geliyor..

Bu zararların, göstericilerden tahsil edilmediği gerçeği aklıma geliyor..

Sivas olayları sebebi ile, göstericilerden Madımak Oteli’ndeki zararın bile tahsil edildiği Türkiye’de, 2013 yılındaki planlı bir ayaklanma sırasında kamu araçlarına verilen zararların tahsil edilememesindeki acziyet akılma geliyor..

“Gezi”den gurur duyanlara sormak istiyorum..

 Binlerce kamu aracının zarar görmesinden mi gurur duyuyorsunuz?

 “Ben şikayetçi değilim” diyenlere soruyorum, “Dolmabahçe Camii’nin, ayakkabı ile işgal edilmesinden hiçbir rahatsızlık hissetmiyor musunuz, şikayetçi değil misiniz? Mihraba, minbere ayakkabı ile oturanlardan memnun musunuz!”

Gezi olayları, tam bir tiyatro...

Failleri ile, seyredenleri ile, destekleyenleri ile...

Ve o tiyatro, bugün dahi onyanmaya devam ediliyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ögeday

"Gezi" denince benim aklima "agaclar kesilmesin parkimiz bozulmasin" diye birkac gencin yaptigi demokratik protesto, gece cadirlarinin YAKILMASI ve 19 yasindaki üniversite ögrencisi Ali Ismail Korkmazin sopalarla, dövülerek öldürülmesi geliyor..
  • Yanıtla

Yasemin

ALLAH razı olsun o günleri hatırlattıniz gerçekleri yazdınız teşekkürler nankör ahmetdavutoglu nankörabdullahgul hele hele şu abdullahgulun İslam düşmanı.k.k.ile gizli gizli yatta buluşmasına hiç mi hiç tahammül edemiyorum Man kafa abdullahgul oturduğu koltuktan kalkmadı ancak gezmedesaltanat surmededeustune yoktu millet vermedi abdullahgul e Cumhurbaşkanı olmayı kendisini ne zannediyor müslüman mı. bilmiyorum Reis hakkını helal etsede ben helal etmiyorum hakkımı ben abdullahgul e oy vermedim o günkü şartlar öyle getirmiş olabilir o. koltuğa oturdu ama nankörabdullahgul YALANCI abdullahgul okul sıralarında KUR AN AZİMUSSAN okutuluyor hafızlık eğitimi veriliyor okullarda türban yasağı kalktı faiz indiriliyor sıfirlanmaya çalışılıyor hangi Cumhurbaşkanımızın sayesinde kaaac yıllar sonra bunları görmedinmi Cumhurbaşkanları. hep. İslam karşıtı gibi gözüküyorlardi yüzde doksan müslüman olmamıza rağmen abdullahgul YALANCIDİR iftiracidir ahlaksızdir İslamdusmanidir chphdpkk iple beraberdir ahmetdavutoglu YALANCIDİR iftiracidir ahlaksızdir İslamdusmanidir chphdpkk iple beraberdir
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı