• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
12 Eylül 2020

Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam olduysa!

 

Bugün Akit’in günlük yayın hayatına başlamasının üzerinden 27 yıl geçmiş.

Gazetemize emek veren ve ahirete intikal edenler için sizlerden bir Fatiha istirham edelim..

Arkasından da, Abdurrahman Dilipak Abi’ye Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından verilen ihraç cezasını anlatmak için, kolları sıvayalım..

Haberi okumuş olmalısınız..

Abdurrahman Abi’nin “AK Parti içindeki akepeliler” ile ilgili yazısı sebebi ile, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Onur Kurulu toplanmış..

Ve yarım asırdır bu ülkede gazetecilik yapmış Dilipak’ı, cemiyetten ihraç etmişler..

Merak ettim..

“Kim ki, bu Onur Kurulu’ndakiler” diye..

 En üstlerde Rahmi Turan’ı gördüm..

Aklıma hemen Bekri Mustafa hikayesi geldi..

Gazetemizin 27. kuruluş yıldönümünde..   22 yıl beraber çalıştığımız Hasan Karakaya Abi’nin anlatımı var iken..

Ben kalkıp, Bekri Mustafa hikayesini anlatmayayım..

Hasan Abi’ye özel bir Fatiha daha yollayalım.. Ve onun 19 Temmuz 2013 tarihli yazısından, onun kalemi ile Bekri Mustafa hikayesini aktaralım:

“1593-1634 yıllarında Sultanahmet’te doğup-yaşayan Bekri Mustafa’nın adını, herhalde duymuş olmalısınız...

Onun, kendini genç yaşında ‘içki’ye verdiğini, ‘gece-gündüz içtiği’ için Bekri namıyla ün yaptığını ve 41 yaşında öldüğünü belki bilmezsiniz ama, Bekri Mustafa’nın ‘imam’ olma hikâyesini herhalde bilirsiniz.

Efendim, hikâye şöyle:

Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede ‘Küçük Ayasofya Camii’nin önünden geçmektedir... O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.

Cemaatin, beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu, sırtında cübbesiyle oradan geçen Bekri Mustafa’yı ‘hoca’ zannederek namazı kıldırmasını söylerler.

‘Yok, ben hoca değilim’ dese de, dinlemezler ve zorla öne geçirirler.

Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.

Cemaat, ölüye ne söylediğini merak eder.

Bekri Mustafa gülerek cevaplar:

‘Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa Ayasofya’ya imam oldu dersin. Onlar durumu anlar...’ dedim.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Onur Kurulu’ndaki durum da, işte tam böyle.

Bu ülkede, yıllarca çıplak kadın vücudu fotoğrafı basarak para kazanan..

Kadınlık gururunu ayaklar altında pas pas eden..

Kadınları bir mal gibi gören ve onların çıplak vucutlarının fotoğraflarını basarak gazetecilik yaptığını sanan.

O çıplak kadın fotoğraflarının altına da, işkembeden sallama, en iğrenç, en ahlaksız, uydurma sözleri yazarak, rezalete tavan yaptıran Rahmi Turan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Onur Kurulu’nda yer alıyorsa..

O kurulda onur olabilir mi ki, Dilipak’ı ihraç etmelerini de ciddiye alalım?

Abarttığımı sanmayın..

Yakın tarihte Muharrem İnce’nin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile gizlice görüştüğü yalanı ile gündeme oturan..

Ahlaksızca sarfettiği yalanı tekzip edilince, başka bir yalan ile konuyu kapatmaya çalışan..

Her dediği ile, ne kadar sahtekar bir gazeteci olduğu, Muharrem İnce olayında gözler önüne serilen..

Ve o vesile ile, arşivde yaptığı rezalet haberler de tekrar tartışılan..

Mesela..

“Selma iki eniştesinden hamile kaldı” şeklinde, bir kadının da fotoğrafını basarak, ahlaksızca yalanlar üreten..

“Hesabı isteyen garsona, kızını teklif etti” rezil başlığını gazetesine koyan..

“Pişti oynadı, karnı şişti” şeklindeki başlığı koyup, gençlerin ahlakını bozmak için, her şeye imza atabileceğini ispatlayan..

Bacaklarını iki tarafa açmış, rezil bir kadın fotoğrafının altına, “Biz de Türk erkeklerini tanımak için geldik” diyerek, kadınlık onurunu da, insanlık onurunu da ayaklar altına alan..

Üç tane kızın mayolu fotoğrafının büyük boy baskısı eşliğinde, “Biri 14, ikisi 16 yaşında ama” diye başlayarak, yine rezilce ifadelerle insanlık onurunu çiğneyen Rahmi Turan..

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde ise..

Üstelik o cemiyetin “Onur Kurulu”nda ise..

Abdurrahman Dilipak’ın, o cemiyette ne işi var ki?

Sadece Rahmi Turan da değil mesele..

Aynı “Onur Kurulu”nda, bir de Turhan Günay isimli, Cumhuriyet’çi gazeteci varmış..

O da, geçtiğimiz yıllarda Cumhuriyet gazetesi hakkında açılan davada savunma yaparken anlatmış: “İlk davalarımdan birisinde, 1978 yılında, müstehcen yayından sanık oldum.”

Sizin anlayacağınız, Onur Kurulu değil..

Rezalet kurulu..

Ve bu kurul, Abdurrahman Dilipak’a, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıktığı için, cemiyetten ihraç kararı alıyor..

Almazsanız, hatırımız kalır..

Bu ülkenin Başbakan’ına “Analarını bile satarlar” diyerek, annelere küfreden Oktay Ekşi söz konusu olduğunda, bırakın bu küstaha soruşturma açılmasını..

Bir de bu Oktay Ekşi’ye kalkan olanlar..

Fatih Altaylı, üniversiteli başörtü kızlar için alçakça “Fahişe” hakaretini yaparken, ona kalkan olanlar.. Basın özgürlüğünden bahsedenler.

Şimdi..

Sokaklara çıkıp, “Orospuyum, size ne?” diyenlere..

“Beden benim değil mi, ister ..., ister ...” diye afiş taşıyacak kadar rezilleşen LGBTİ mensuplarına yönelik eleştirileri sebebi ile, Dilipak’ı kadınlara karşı kötü dil kullanma ile itham ediyorlarsa..

Karşımızdakiler öyle rezil ki, kendileri afişi taşıyor, “Orospu” diye yazıp, ok ile kendisine işaret veriyorsa..

Siz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, bunlara sahip çıkıp, 40 yıllık üyenizi ihraç mı ediyorsunuz?

Buyrun edin..

Ama kabahat, onlarda değil..

Kabahat, bunlarla iş kotaran, AK Parti içindeki malum akepelilerde..

Hazırladılar, pişirdiler, sabahtan akşama kadar kadınlar üzerinden para kazan Rahmi Turan’lara da, yemeği afiyetle mideye indirmek kalkmış..

Bir hatırlatma daha yapayım..

Bu cemiyet, Basın İlan Kurumu’ndan, bugün dahi yüzbinlerce TL yardım alıyor dersem..

Ne dersiniz?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yazar

Sayın yazar, sanırım İslami kesim siyaseti diye bir anlayış bu ülkede kalmadı. Olayları başa sarıp İslam adına mücadele edecek kadroları yetiştirmek gerekiyor zira bugünün İslam adı ile anılan siyasi kadroları batıcılardan daha batıcı olmuşlar mevcut düzeni iyice içselleştirmeşler hatta batıcıları dahi aratacak eylemler içine girmiş vaziyetteler. Bu durum İslam davası a yapılabilecek ihanetin boyutunu gözler önüne seriyor. Saygılarımla
  • Yanıtla

Mutmaine

Ülkemin gerçekleri bunlar....uydurma fransız laikliği.....kopya isviçre kanunları , sözde modern hayat geçerliyken...ölüm gelene kadar alnı secde görmemişler varken.....AllahuTealanın kanunlarına ,emirlerine, nizamına uygun olmalarını mı bekliyorsunuz ALİ BEY !
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23