Artık “..se”si, “...sa”sı kalmadı Gülen efendi!
Pensilvanya’daki zat, dün yine beddua ile çıkmış sahneye..
Ancak bu sefer eller havaya kaldırılmamış.
Yerinden kalkar gibi yaparak, aşk ile edilmemiş beddua..
Oturduğu yerden, bağırmadan-çağırmadan.... “Ben takıyye yapıyorum ama, ya tutarsa” diye bir tereddütü de olmalı..
Ki, karşısındakileri galeyana getirmeden.. İnsanların ağlayarak bir lanete “Amin” dedikleri bir tabloyu oluşturmadan yapmış duasını..
Bu sefer ki, “lanetleşme”ye biraz daha yakın..
Bu da bir faydadır deyip, yeni “dua”nın metnini aktarayım..
Diyor ki Gülen efendi, “Kim paralelse, Allah onun belasını versin. Allah yedi sülalesini yerin dibine batırsın. Kim sülükse, Allah onun bin belasını versin. Sülüklerin evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın. Bizsek yani. Kim çeteyse… Kim örgütse… Kim silahlı örgütse… Kim milletine kötülük yapmak istiyorsa… Kim milletin hakkı olan arpa kadar bir haram yemişse, Allah onun belasını versin!”
İtirazımı önce, bu duadaki “...se”ler, “...sa”lar için yapayım..
Kusura bakmayın Gülen beyefenedi..
Artık o “...se”ler, “...sa”lar fazla, yaşadıklarımız karşısında..
Gördüklerimiz karşısında..
Herşey tescillendi. Her şey ispatlandı..
Ne demek, “paralelse”?..
Şüphen mi var?
İnsanların artık şüphesi mi var, devleti ele geçirmek isteyen bu “paralel” yapı ile ilgili..
Hakimleri dinlemişler..
“Terör örgütü üyesi” demişler..
Yalan var.. İftira var.. Tezgah var.. Ahlaksızlık var..
Ya sizin müdürünüzde ne savunma var?
“Yanlışlar olmuş olabilir!”
Paralel müdürün bu savunmasına rağmen, Pensilvanya’daki hocası hâlâ diyor ki, “Paralelse!”
Hakimi dinleyen, şantaj yapan.. Şantaja boyun eğmeyeni tutuklatan, şantaja boyun eğenin dosyasını da yırtıp çöpe atan yapı; paralel değilse, nedir Gülen efendi?
Paralellik değil de nedir bu?
Tam da eski İstanbul Başsavcısı’nın dediği gibi, “İşlerine gelince soruşturma olmuş. İşlerine gelince, dinleme kaydını yırtıp atmışlar..”
İşte “paralel”lik bu..
Daha bunun “...se”si, “...sa”sı kalmadı Gülen efendi.
“Hakimi dinleyen.. Bakanı dinleyen... Başbakan’ı dinleyenler, paraleller..” diye başlayacaktın..
“Yedi sülalesi”ni katmadan, bitirecektin..
Ki; İslam’a uygun bir dua etmiş olasın..
Öyle değil mi, ne kabahati var, dinleme yapan paralel müdürün, yedi sülalesinin?
Ne kabahati var, anasının-babasının?
Ne suçu var, oğlunun, kızının?
“Hoca” imiş!.. Nasıl hoca bu?.
Teheccüde kalkan müridler, söyleyin, ne “hoca”sı bu?
Hâlâ “yedi sülale”yi karıştırarak yaptığı bu “dua”lar, dua mı?
Yoksa tehdit karışımı, şantaj mı?
•
Ben o hayvan ismi karıştırılmış örneklendirmeyi yapmak istemezdim ama..
Kendisi vermiş, “sülük” örneğini..
O konu da tescillenmedi mi?.
Okul adı altında, üniversite adı altında. Belediyelerden, Milli Emlak’tan şantajla, tehditle alınan arsalar..
Onlar üzerinden tahkim edilen “paralel yapı”lar.. Oralarda bedava okutulan paralel müdür çocukları..
Sonra o paralel müdürlerden, istenilen kararları almalar.. Önce “maaş taltifi” kararı alıp, sonra o “taltif”lere el koymalar..
Halktan bin bir yalanla toplanan paralar..
Hâlâ “sülük” kim diye tereddüt ediyorsanız..
Geçen sene toplanan “himmet”lere bir bakın.. Bir de bu senekilere..
Sonra söyleyin, “sülük”lüğü ispatlamaya gerek var mı?
Kimin “sülük” olduğunu ispata ihtiyaç var mı?
Bu dakikadan sonra, “Kim sülükse” demeye artık gerek var mı..
•
Gülen efendinin, Edirne’de görev yaptığı yıllarda, bir “Rabırt” varmış..
Eski nazizmden kalma, neonazist birisi imiş..
“Dünyada bir felaket varsa, işte şu kavimdendir. Sel gelmişse şayet onların yüzündendir. Onların uğursuzluğundandır” dermiş, neonazisz Rabırt..
Filistin’de, 2 bine yakın insanı, çoğu çocuk olmak üzere katleden İsrail’in bu zulmünü yaşadığımız günlerde, nerden çıktı Rabırt?
Kusura bakmayın..
Böyle bir şirinlik delisi işte, Gülen efendi..
Ortada hiçbir sebep yok iken..
Bırakın bir sebebi, tam aksine, İsrail’in zulmü karşısında, biraz daha Yahudiye mesafeli olmamız gereken bir ortamda..
İsrail’i, Siyonistleri, katliama sessiz kalan Yahudileri daha sert eleştirmemiz gereken bu ortamda bile..
Yine kendisine bir bahane bulup, İsrail’e sahip çıkıyor, Gülen efendi..
Bana da, “...se, ...sa’ların dönemi geçti artık Gülen efendi.. Paralelliğiniz de.. Sülüklüğünüz de.. Siyonist hayranlığınız da, tescillendi artık” demek düşüyor..
•
Çaktırmadan, Ekmel abiye oy istemekten de geri durmuyor, siyasetle ilgisi olmayan hocaefendi!
İşte bu cümlelerle: “Her hâlimizde, her tavrımızda, her davranışımızda, iman-ı ekmel, ihsân-ı ekmel, ihlas-ı ekmel, rıza-yı ekmel, yakin-i ekmel demeli, hayatımızı bu atkılar arasında bir dantela gibi düzgün işlemeye bakmalıyız.”
Ama sonuçta başarılı olamayacağını da öngörmüş olmalı...
“Bunda çok defa tam başarılı olamayabiliriz” diye bitiriyor, destek isteğini..
Allah başarısızlığınızı daim kılsın.
Amin, amin, amin..