Akit’in gündeme getirdikleri nihayet Erdoğan’ın da önünde!
AK Parti iktidarının yaptığı doğruları hatırlatıyor, buna yönelik eleştirilerin yanlışlığını deşifre ediyoruz.
“Yandaş” diyorlar..
Yetinmiyorlar..
“Besleniyorlar” diyorlar..
Bununla da yetinmiyorlar..
“Yalaka” diyorlar..
Bir kulağımızdan giriyor, diğerinden çıkıyor.
Çünkü yandaş olan, beleme olan, yalaka olan..
Bu yaklaşımı sergilediği kişilere, partiye körü körüne teslim olur.
Hiçbir yaptığına itiraz etmez..
“Hiçbir yanlışı yok” yaklaşımını gösterir..
Yıllarca, AK Parti iktidarını, İmam Hatiplerin katsayı adaletsizliğini kaldırmadığı için eleştirdik.
“AK Parti doğru yapıyor. Beklemek gerekir” diye savunma üretmedik. Yalakalık yapmadık.
“Başörtü yasağının kaldırılması için toplumsal uzlaşma gerekir. Bir yılda, üç yılda, beş yılda bu zulüm kaldırılamaz. kimse kaldıramaz” demedik..
“Nereden inceldi ise, oradan kopsun.. Başörtü yasağını kaldırdığınız için, bu ülkede darbe yapılacak ise, buyursunlar yapsınlar.. Bir defa öleceğiz..” dedik, AK Parti’nin bu yasağı kaldırmasındaki gecikmeyi eleştirdik..
Sadece eski tarihlere dönük değil, AK Parti’nin yaptığı yanlışlara yönelik eleştirilerimiz.
Bugün de..
Erken yaşta evlilik sorununa yönelik olarak, “Üç tane bekar feministin, dayatması ile, insanları cezaevinde tutuyorsunuz. Millet feministlere değil, AK Parti’ye % 52 oyu verdi. Çözün artık şu sorunu. Evlilik amacı ile biraraya gelen çiftler, evlilikleri sürdüğü müddetçe aralarına hakim, savcı girmesin. Kadın ile erkeğin arasına, mahkemenin duvarları, cezaevinin kapısı girmesin” diyoruz, demeye devam edeceğiz..
“Zinanın serbest kalmasından geri dönülmeli, kanun değiştirilmeli. Kanunla ahlaksızlığa prim verilemez” diyoruz, demeye devam edeceğiz..
“TV’lerde, gayrı ahlaki programlara son verilmeli.. Toplumun ahlakını temelden dinamitleyecek dizilere set vurulmalı.. Özgürlük mavalı ile, kendimizi kandırmayalım.. Ensest ilişkiyi meşrulaştıran filmler, bu toplumu paramparça eder” dedik, demeye devam edeceğiz..
Eleştirdiğimiz bu konulardan bazıları, nihayet Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da gündemine girmiş.
Dün, “Engelliler ile devlet korumasından yararlanmış gençlerin kamu kurumlarına yerleştirilmesi” ile ilgili törende yaptığı konuşmada, aile konusundaki tartışmalara değindi..
“Kadına şiddet başta olmak üzere sıkıntısını yaşadığımız pek çok sorunun çözümü aile kurumunun güçlendirilmesinden geçiyor” dedi.
“Türkiye’de kadına şiddet olgusunu bahane ederek aile kurumuna saldıran bir zihniyet peyda oldu” dedi..
“Bunlarda vicdan ve acıma hissi bulunmuyor” dedi..
En önemlisi..
“Bu zihniyetin amacı kadını korumak değil, aileyi dağıtmaktır” dedi..
Gerçekten de, Akit’in yıllardır attığı manşetlerde, Akit yazarlarının köşelerindeki makalelerde dile getirdikleri gerçekler, tam da bu değil mi?
Biz söylüyoruz.
Aile Bakanını eleştiriyoruz..
Ses yıllar sonra..
Başkan’dan geliyor..
Sadece ses gelmesin..
Başkan Erdoğan’ın, dün dikkat çektiği “Toplumun önüne hakikat ile ilgisi olmayan bir dehşet tablosu koymaya çalışıyorlar. Mesela Türkiye’deki kadın cinayeti vakaları, Avrupa ülkelerinin yarısı, dünya ortalamasının üçte biri kadardır. Böyle de bir durum var, bunu da bilmenizi istiyorum” gerçeğini Aile Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, niçin istatistiki rakamları ile bugüne kadar ortaya koymadı, bunun da sorgulanmasını istiyoruz..
“Ne güzel, Avrupa’ya göre, Türkiye’de kadın cinayeti daha azmış. O halde yola devam” diyecek halimiz yok..
Ama birileri, gözümüzün içine baka baka, hem bize Avrupa gibi özgür olmak gerektiğini, Batılılaştığımız takdirde, kadın cinayetlerinin de azalacağını söyleyerek, inançlarımızı, değerlerimizi tahkir ederek farklı bir hayat şeklini bize dayatıp, hem de o hayat biçiminin getirdiği kadın cinayetlerinden bizim inançlarımızı sorumlu tutuyorlarsa..
Bunların gerçek yüzlerini, ahlaksızlıklarını da, yüzlerine vurmamız gerekir..
Bunun için de..
Kadın cinayetleri dün hangi oranda idi, bugün hangi oranda?
6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesi hakkındaki kanun olmadan önce kadın cinayeti sayısı ne kadardı, şimdi ne kadar oldu, bilgilerinin bakanlık tarafından net olarak paylaşılması gerekir..
Aile Bakanlığı’nın, adeta aileyi dağıtmak istercesine, karıkocanın arasına girecek şekilde davalara müdahale etmesinin nelere yol açtığını tespit açısından, bakanlığın müdahil olduğu dava dosyalarının kronolojisini çıkarılmalıdır..
Adeta, “Biz resmi görevimizi yapıyoruz” diyerek, aile içine karışan ve aileyi kurtarmak değil, dağıtmak için mücadele veren Aile Bakanlığı avukatlarının, çalışanlarının durumu rakamlarla ortaya konulmalıdır..
Başkan’ın, dün itibari ile yaptığı konuşmadaki “aile”ye yaklaşımı, çok net olarak ortaya konulduğu bir konjonktürde, küçük siyasi hesaplarla hareket eden farklı partiler, farklı dini gruplar, farklı dernek ve vakıflar, ayrılıkları bir kenara bırakarak, Tayyip Erdoğan’ın doğru söylemine destek vermelidirler..
“Evlilik dışı hayat biçimi medya aracılığıyla meşrulaştırılmaya, daha da vahimi özendirilmeye çalışılıyor, televizyonların birçoğunda bunun kampanyası yapılıyor. Aman bunlara dikkat edelim. Aile kurumunu kökünden kurutmayı amaçlayan sembollerin önü bilinçli bir şekilde açılırken, aile kurumuna sahip çıkan davranışlar küçümseniyor. Bu büyük tehlikeye hep birlikte karşı koymalıyız” diyen bir Başkan’a, bizim görevimiz destek vermektir..
O Başkan’ın elini güçlendirmektir.
Nurcusu ile, Süleymanlısı ile, Menzilcisi ile, İskenderpaşalısı ile.
Milliyetçi Hareket Partilisi ile, Saadet Partilisi ile, Yeniden Refahçısı ile, Büyük Birlik Partilisi ile, Bağımsız Türkiye Partilisi ile, hatta CHP’nin içindeki muhafazakarları ile..
Bu söyleme destek vermek mecburiyetindeyiz.
Kim ki, “Hah hah ha.. Başkan’a bak. Başkan gibi değil, muhalefet lideri gibi konuşuyor.. Ne yapılması gerekiyor ise, yapsın, elini tutan mı var” derse..
Ailenin dağılmasının, gayrı ahlaki hayatın yaygınlaşmasının, dindar ailelerin bile kapısına gelip dayanan rezaletlerin vebali, hepimizin üzerinedir..
Bu ülkeyi, bir avuç batı şakşakçısı feministin eline bırakmayalım..
Davul bizim omuzumuzda iken, tokmağı onların eline vermeyelim..
Kimse gocunmasın.. “Aaa. bunlar da yandaşlığa geçti” diye yapılacak eleştirilerden kimse yerinmesin. Kurtaracağımız “aile”nin bu topluma katkısı, o yapılan hakaretlerin verebileceği zararların hepsinden değerlidir..