AB üyeleri gerçekten kaşınıyor!
İflasın eşiğindeki şu Yunanistan’a bakın..
Adam olmuşlar, Türkiye’de darbe girişimine kalkışan FETÖ’cüleri, iade etmeme kararı almışlar..
Bir yandan Türkiye’ye yalvarıyorlar..
“Ne olursunuz.. Ne olursunuz.. Denetimleri sıklaştırın.. Kayıkla, sandalla, botla göçmenler geliyor.. Bize ait karaya ayak bastıklarında, yapacağımız bir şey kalmıyor.. Mecburen iltica prosedürünü başlatıyoruz. Bu da bize çok pahalıya mal oluyor.. Daha bizim topraklara basmadan engellerseniz, çok seviniriz!”
Suriyeli göçmenler için.
Afganistanlı mülteciler için..
Irak’tan, başka ülkelerden gelip Türkiye’yi geçiş noktası olarak kullanıp Avrupa’ya geçmek isteyenler için..
Bize yalvar yakan olan Avrupalılar..
Özellikle de sınır ülkesi olan Yunanistan..
Türkiye’de suç işleyip, Yunanistan’a sığınanlara ise..
Kucağını açıyor..
“Hazır Türkiye geri istiyor.. Bundan büyük nimet mi olur? 8 kişi, 8 kişidir.. İade edelim, gitsinler” demiyor..
Önce “İnceleyeceğiz.. Yargısal bir prosedüre tabi” diyorlar..
Sonra “İki ay kadar kısa sürede karar çıkmaz” diyorlar..
En sonunda dün gelen bilgilere göre, 8 darbeci subaydan 3’ünün iade istemini, reddediyorlar..
Aslında hiç uzatmaya gerek yok..
Darbeci subaylar için siz iade etmeme kararı mı aldınız?
Eyvallah..
“Biz o darbecileri, bir başka operasyonla sizden almasını biliriz” deyip..
Bugüne kadar blöften öteye gitmeyen..
Göçmenleri sınıra yığma ikazımızı hayata geçirelim..
Öyle 300-400 göçmen falan değil..
Tahsis edin bir gemi..
Bir partide 1500-2000 kişi..
Kaldırın otobüsleri..
Konvoy halinde..
24 saatte, sınır kapısına yığın, 15 bin göçmeni..
Kapıda bekletmeye falan mı kalkıyorlar..
Hiç sorgusuz sualsiz, geçirin hepsini sınırdan..
Bassınlar yunanistan topraklarına ayaklarını..
Ondan sonra..
Ya kanunlarını değiştirirler..
Öyle insan haklarına saygılı devlet numaralarını bırakırlar..
Ya da..
Kuzu kuzu gelirler..
“Biz ettik, siz etmeyin.. Ne derseniz, ne isterseniz eyvallah.. Yeter ki, düne kadar engellediğiniz gibi.. Bugünden sonra da göçmenlerin sınırdan geçişini engelleyin” derler..
Akabinde de..
“Darbeci subayları mı istiyordunuz..
Hemen verelim..” derler..
Hatta eklerler; “İsterseniz, o darbeci subayların burda avukatlığını yapanları da size verelim” derler..
Demek zorunda kalırlar..
•
Hokkabazlığa bakar mısınız..
Yunanistan, NATO üyesi..
Hatta Türkiye veto hakkından vazgeçtiği için NATO’ya sonradan giren bir devlet..
Askeri ittifak anlaşması çerçevesinde, NATO’ya üye olan iki devletten birisinde..
Devletin anayasasına göre yönetime gelen meşru hükümeti devirmeye kalkışan darbeci subaylar..
Diğer devlete sığınmaya kalkıyor..
O devlet de, “Hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz” diye, kapılarını açıyor..
Böyle hokkabazlık olur mu?
Böyle askeri ittifak, askeri işbirliği olur mu?
Bazı kıt akıllılar, “NATO ile darbeci subayların iade edilmemesi konusu arasında ne alaka var” diyecekler..
Sözleşme metnini oturup okumazsanız..
“Anlaşmanın girişinde ne yazılı, amacı ne, neleri kapsıyor” diye kafa yormazsanız..
Tabii ki “NATO ile darbeci subayların iade edilmemesinin ne ilgisi var” dersiniz..
Ama açın NATO anlaşmasını..
Girişine bakın..
“Bu Antlaşma’nın tarafları, Birleşmiş Milletler Yasası’nın amaçları ve ilkelerine olan inançlarını ve bütün halklar ve bütün hükümetlerle barış içinde bir arada yaşama arzularını teyit ederler” diye başlıyor..
“Demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde bütün halkların özgürlüklerini, ortak miraslarını ve uygarlıklarını korumakta kararlıdırlar” diye devam ediyor..
İyi de.
Üye devletlerdeki hukukun üstünlüğünü, nasıl koruyacağız?
NATO üyesi olan Türkiye’deki hukukun üstünlüğünü nasıl koruyacağız?
Tabii ki, darbecileri yargılayarak..
Darbecileri yargılamazsanız.
NATO’ya üye olan bir devletin ayak sürtmesi sebebi ile, darbecileri yargılayamazsanız..
“Hukukun üstünlüğü”nü, rafa kaldırdınız demektir.
Bundan sonraki tarihlerde darbe yapmaya niyetlenenlere de, “Hiç çekinmeyin. Bir daha şansınızı deneyin.. Darbe yapın.. Hukuku ayaklar altına alın.. Zorda kalırsanız, biz hemen sınırın ötesindeyiz. Bir atlarsınız, bize el uzatırsınız, biz sizi kurtarırız!” taahhüdünde bulunuyorsunuz demektir.
Gördünüz mü?
Darbeci subayların iade edilmemesinin, NATO anlaşmasındaki ilk giriş cümlesine bile aykırılığı, kabak gibi ortada..
Sözleşmenin maddelerinde ifade edilen:
“barışçıl yollarla çözme”, “güç kullanımından sakınma”, “dostça uluslararası ilişkiler”, “silahlı saldırıya karşı direnme kapasitelerini geliştirme”, “siyasi bağımsızlığın tehdit edildiği”, “silahlı bir saldırı hepsine yöneltilmiş anlamına geleceği”, “Türkiye topraklarına silahlı saldırı” kavramları da, NATO üyelerinin birlikte hareket edecekleri konuları ve amaçlarını belirliyor..
Bir sorun varsa, “barışçıl yollarla çözme” ne demektir?
“Darbeci subayları iade etmiyorum” demek midir?
Veya; “Git istediğin yere şikayet et.. Benim topraklarıma sığınan darbeciyi, size iade etmiyorum” demek midir?
“Dostça uluslararası ilişkiler”in gereği; “sizin hükümetinizi devirmeye kalkışanları iade edemem” diyerek mi yerine getirilir?
Neresinden bakarsanız bakınız..
NATO anlaşmasının ruhu..
Üye her devlet için.. Diğer üye devlette darbeye kalkışan subayları iade etmeyi zorunlu kılar..
Yunanistan, buna mecbur olmadığını mı iddia ediyor...
Yığarsınız sınırına on binlerce göçmeni.. Neye mecbur, neye mecbur değil anlar!
Çok zor da sanmayın, bu işi.
Sadece güvenlik güçlerimize, “Göçmenleri görmüyorsunuz. Engellemiyorsunuz” demeniz yeterlidir!